Olgunlaşmamış Ebeveyn Tanımı ve Çocuklarındaki Uzun Dönem Psikiyatrik Etkileri

Olgunlaşmamış Ebeveyn Tanımı ve Çocuklarındaki Uzun Dönem Psikiyatrik Etkileri

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

NEDEN BU KADAR ÇOK DUYGUSAL AÇIDAN OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN VAR?

Araştırmalara ve yazarların klinik pratiğine göre olgunlaşmamış ebeveyn çocukları anne veya babalarının çocukluklarında/erken yaşlarda büyük mutsuzluklar veya sıkıntılar yaşadığını ifade etmiştir. Buradan yola çıkarak geçmişte yaşanılan çocukluk travmalarının gelecek kuşaklara yansıması tahmin edeceğiniz gibi her nesilde daha dramatik bir şekilde artmaktadır.

DUYGU FOBİSİ VE DUYGUSAL BULAŞMA KAVRAMLARI

Duygusal olarak olgunlaşmamış birçok insan çocukluklarında belli duyguları ifade ettikleri zaman aile geleneğini utanç verici bir şekilde ihlal edeceklerini öğrenerek büyümektedir. Böylece duygularını ifade etmenin hatta denemenin utanç ve ceza getireceğini öğrenirler. Bu durum DUYGU FOBİSİ olarak adlandırılabilir.

Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar DUYGUSAL BULAŞMA olarak adlandırılan bir iletişim metodu kullanırlar. Kendi duyguları hakkında pek az bilince sahip olmaları nedeniyle duygusal gereksinimlerini konuşmak yerine dışa vururlar. Hissettikleri bu şeyi başkalarının da hissetmesini sağlarlar. 

Aslında daha net anlamamız için; duygusal bulaşma bebek ve küçük çocukların kendini ifade etme şeklidir. Bakıcıları neyin yanlış olduğunu anlayıp düzeltene kadar durmadan ağlarlar. Bu da bakıcıyı çocuğu sakinleştirmek için gerekli olan şeyleri yapmaya teşvik eder.

Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveyn gerçekle başa çıkmak yerine çarpıtarak uygunsuz savunma mekanizmaları geliştirir. Çocuklarını kendilerini daha iyi hissetmek için kullanırlar. Bu durum ebeveyn – çocuk rollerinin değişimine neden olur.

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYNLERİN DÖRT TÜRÜ

1) DUYGUSAL

2) HIRSLI

3) PASİF

4) REDDEDİCİ

 

ÇOCUKLAR DUYGUSAL YALNIZLIKLA NASIL BAŞA ÇIKAR?

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki başa çıkma tarzlarının hiçbiri bir çocuğun kendi potansiyelini tamamen gerçekleştirmesine izin vermez.

 

ROL-BENLİK GELİŞİMİ

Aileniz çocukluğunuzda gerçek benliğinize yeterince karşılık vermezse bağlantı kurmak için ne yapmanız gerektiğini bulmaya çalışırsınız. Olduğunuz gibi olmak yerine bilinçsiz olarak bir rol-benlik (sahte-benlik) geliştirirsiniz. Aslında bu durum size aile sisteminde güvenli bir yerinizin olmasını sağlar. Bu rol-benlik yavaş yavaş gerçek benliğin doğal ifadesinin yerini alır. Rol-benlik iki farklı duruma evrilebilir:

 

OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYNLE BAŞ ETME YOLU

Çocuklar duygusal yoksunlukla başa çıkmak için iki yola sahiptirler: İçselleştirmek veya Dışsallaştırmak.

İÇSELLEŞTİRİCİLER

«Kendi başıma halledemeyeceğim hiçbir şey yok, kimseye güvenmek istemiyorum. Kimsenin zorlandığını görmesine izin verme.»

Aile ortamı duygusal olarak tatsız olduğunda içselleştirici çocuklar karamsar aile ortamını mutlu bir hale getirmek için neşeli bir role bürünebilir. Hatta öyle ki bu iş ebeveynine ebeveynlik yapmaya kadar gidebilir.

İçselleştiriciler bilinçaltında bir kişinin kendini ihmal etmesinin iyi bir insan olduğunu gösterdiğine inanabilir. Fedakarlıkta bulunmanın en değerli ülkü olduğu öğretildiğinden yetişkinlikle bu çocuklar kendi ihtiyaçları ve başkalarının ihtiyaçları arasında sağlıklı bir duygusal dengeyi nasıl kuracağını bilemezler.

İyileştirici fanteziler kurarlar, değişimi istemeyen insanları değiştirmeye çalışabilirler. Kurtarıcı rol benliğini üstlenmeye meyillidirler.

DIŞSALLAŞTIRICILAR

Baş etme yollarından hangisinin daha kötü olduğunu ayırt etmek zordur.

«Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler dışsallaştırıcıdır.»

Ilımlı dışsallaştırıcılar yaşları ilerledikçe gelişime açık olabilir ve kendi içlerine dönmeye başlayabilirDoğru koşullar altında her bir stil faydalı olabilir. Buradaki ana problem her iki durumdan birine aşırı saplanınca ortaya çıkmaktadır.

 

ÖZ-BENLİK

 Öz benlik, gerçek benlik, doğru benlik, temel benlik vb. pek çok isimle anılabilir.

Bir insanın varlığının merkezinde gerçeği söyleyen bilinç olarak ifade edilebilir. İçselleştiriciler öz benliklerini susturup yerine bir rol-benlik biçerek ebeveynin sevgisini kazanmak için bir yol bulduğunu düşünür.

 

«UYANMAK İÇİN YIKILMAK GEREKİR»

İnsanlar rol benlikleri ve iyileştirici fantezileri faydadan çok zarar verdiğinde yıkılmaya başlar. Çöküşe geçtiğimizde buna neyin sebep olduğunu sormamız gerekir. İlk başta çoğu insan bu duruma kendi benliğinin neden olduğunu düşünür. Ancak aslında duygusal gerçekleri inkar etme çabası bu çöküşe neden olur.

Bazı insanların kişilikleri bu duygusal çalkantıdan sonra gelişirken bazılarının önceki halinden de daha geriye gittiği fark edilmiştir. Özellikle olumsuz duyguların sebep olduğu huzursuzluk, hırslı insanları çözüm bulmak için motive eder.

«Açık olmayı sağlayan şey duygularınızı başkasına söylemek değildir, gerçekten ne hissettiğinizi bilmektir.»

«Asla vazgeçme!»

«Elinden gelenin en iyisini yap!»

«Tüm yolları dene!»

gibi söylemler motivasyonu çok yüksek bir insan için zihnin zehiri olabilir.

Her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak gereksiz bir yorgunluktur. Mantıklı olan elinden gelenin en iyisini ne zaman yapıp ne zaman yapmayacağını bilmektir.

Ebeveyninin zayıf yanlarını görmek bir çocuk için utanç verici hatta korkunçtur.

Uyanılması en zor fantezilerden biri ebeveynlerimizin bizden daha akıllı ve daha çok bildiği inancıdır.

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN AĞINDAN NASIL KURTULUNUR?

Eğer ebeveyninizden biri duygusal olarak olgunlaşmamışsa yukarıda bahsedilen ifadelerin çoğu doğru olmayabilir. Öncelikle bunun farkına vararak çözüm için ilerlememiz gerekir.

Olgunlaşmamış ebeveynlerin çocuklarındaki genel fantezi ebeveynin kalbinin değişeceği ve sonunda ilgi gösterip onları seveceği yanılgısıdır.

Bu yanılgıdan kurtulup beklentileri değiştirerek duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynle nasıl başa çıkacağımızı öğrenebiliriz. Burada üç yaklaşım önemlidir:

1) Mesafeli gözlem

2) Olgunluk farkındalığı

3) Eski rol-benliğinden uzak durmak

Duygusal özgürlüğünüzü kazanmanın ilk adımı ebeveyninizin duygusal yönden olgunlaşıp olgunlaşmadığını iyi değerlendirmektir. Rol-benliğinizden sıyrılıp gerçek benliğinize döndüğünüzde ailenizin sevgisini kazanamayabilirsiniz ama kendinizi kurtarabilirsiniz.

MESAFELİ GÖZLEM VE GÖZLEMSEL OLMAK

Gerçek iletişim ve yakınlık, bahsi geçen olgunlaşmamış ebeveyn ailelerinde yoktur. Bu tür ailelerde bağımlılık ve rol yapmak aileyi bir arada tutmak için değerli görülür. Kimsenin gerçek benliği asla bilinmez. Bu tür bağımlı ailelerde biriyle sorun yaşıyorsanız o kişiyle konuşmak yerine başka bir kişiyle konuşursunuz.

İnsanlar mesafeli bir biçimde gözlem yapmaya devam ettikçe diğer insanların davranışlarından incinmez ve duygusal tuzaklarına düşmezler.

Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlarla iletişim kurarken duygusal tepkiler vermek yerine sakin kalır ve belirli bir perspektiften bakarsanız kendinizi daha kontrollü hissedebilirsiniz (yavaşça nefesinizi sayabilir, huzur verici herhangi bir şeyi o an için hayal edebilirsiniz).

Eğer olgunlaşmamış ebeveyni gözlemlerken üzüntü hissediyorsanız bu durum iyileştirici fantezilerinizin hala aktif olduğunu gösterir.

Mesafeli gözlem ve gözlemsel olmayı kavradıktan sonra uygulama kısmında eğer hala olgunlaşmamış ebeveyn sizinle kendi istediği türden bir iletişim kuruyorsa aranıza mesafe koymak için bir bahane bulabilirsiniz. Gözlemsel olmak fark ettiğiniz gibi pasif değil aksine oldukça aktif bir süreçtir. Duygusal bağımlılıktan uzak durmanın asil bir yoludur.

OLGUNLAŞMA FARKINDALIĞI

Bu farkındalık diğer insanların olgunluklarını hesaba katarak acı verici ilişkilerden kurtulup duygusal özgürlüğe ulaşmanızı sağlayacaktır.  Duygusal açıdan olgunlaşmadığına karar verdiğiniz biriyle iletişim kurmanın üç yolu bulunmaktadır;

1) İfade etmek ve akışına bırakmak: Karşınızdaki kişinin sizi duymasını ya da değişmesini beklemeyin. Önemli olan kendi duygu ve düşüncelerinizi sakin ve net bir şekilde ifade etmiş olmanızdır. Açık ve samimi bir ilişki kurduğunuz için kendinizi rahat hissetmeniz başarılabilir bir amaçtır.

2) İlişkiye değil sonuca odaklanmak: Bu etkileşimde diğer kişiden ne beklediğinizi kendinize sorun. Dinlemesini mi, anlamasını mı, pişman olmasını mı, özür dilemesini mi; neyi bekliyorsunuz? İlişkiye değil sonuca odaklanın, ilişkiye odaklanmak duygusal anlamda etkileşim kurmanıza neden olur ve olgunlaşmamış bireylerin sizi kontrol etmesi ve bastırmasıyla sonuçlanır.

3) İlgilenmek yerine yönetmek: Duygusal olarak olgunlaşmamış insanların başkalarının ısrarlarına karşı koyma gibi bir stratejileri yoktur. Aynı soruyu sormaya devam ederseniz saptırma ya da kaçınma girişimleri eninde sonunda boşa çıkacaktır.

ÜÇ CÜMLE ASLA UNUTULMAMALI

DUYGUSAL OLARAK OLGUN İNSANLAR NASIL TANIMLANIR?

Bir söz ile yazımı sonlandırmak istiyorum, umarım okurken içinizde yol açtığı “acaba” duygusu sizlere ışık olmuştur;

 «Işık böyle bir şeydir, sadece görmek istediklerinizi değil her şeyi aydınlatır.»

İLERİ OKUMALAR VE KAYNAKÇA

 

İNT. DR. İLAYDA ÖZDEN
https://hekimcebakis.org Web sitesinde yayınlanmış olan alıntılanmıştır.

Exit mobile version