İlk seansımdan sonraki 4-5 hafta yüz yüze seansa devam ettim.
Genelde işyeri servisinden danışmanlık merkezine yakın fast food restorantının önünde iniyor orada
çıtır peynir çubukları ve tavuk parçalarından afiyetle yiyor , tüm hafta ‘’bunu da psikoloğuma
söylemeliyim’’ deyip telefonuma not yazdığım konulara göz atıyordum .
Arada da yemek yiyen ve yoldan geçen diğer insanları inceliyordum.
Onlar izlendiklerinin farkında bile değildiler, ‘’Herkesin bir derdi var durur içerisinde ‘’
diyordu ya türkünün sözleri aynı onun gibi, kim bilir nasıl hayatlar yaşanıyor diye düşünüyordum…
Danışmanlık merkezine genelde erken geldiğimden salonda kulağında kulaklık gözleri kapalı uyuyor
mu, meditasyon mu yapıyor anlayamadığım kadın ile karşılaşıyorduk. Sanırım aynı saatte seansa
giriyorduk onun psikoloğu hangisiydi henüz görememiştim. O da iş kadınıydı ben de , acaba onun
nasıl bir hikayesi vardı? Evli miydi , çocuğu var mıydı, hangi konuda destek almak için gelmişti ?
Sonradan 2-3 hafta daha aynı kadınla rastlaştık hatta bir keresinde gözünü açıp bana selam verip
gülümsemişti. Sarı küt saçları nasılda güzel bir renk geçişi ile yapılmıştı en pahalı kuaförlerin elinden
çıkma gibiydi, hafif esmer teniyle tam bir uyum içindeydi.
Bir keresinde de bir çift gelmişti üçlü kanepenin biri bir ucunda diğeri öteki ucunda oturuyordu,
birbirleri ile tek kelime etmeyip sadece telefonlarına bakıyorlardı. Aralarında sanki buzdan dikdörtgen
kalın bir plaka vardı isteseler de birbirlerine yanaşamazlardı, o buzu eritmeleri gerekiyordu önce,
besbelli o yüzden gelmişlerdi terapiye. O çiftin seanslarında birbirlerine bağırmalarının sesi bizim
odamıza bile gelmişti. Ben o kadar kendi seansıma konsantre idim ki rahatsız bile olmamıştım.
Psikoloğum S ilk seansta benim sorduğum ‘’Geçmişi mi , bugünü mü , geleceği mi konuşacağız ?‘’
sorum üzerine ‘’Bugün ü konuşacağız ‘’ demişti ve ben Bugün ü anlatmaya başladım .
Neler vardı bugün de?
Mesleğim mühendislik, analitik bir bakış açısıyla senelerdir yoğruldum, aynı anda üç işi birden
yapabilmekle yıllarca övündüm , sonuç odaklıydım ve başarıyı bana bu getirmişti. (süreç mi , o da
neydi? 🙂 O yaşıma kadar en beğendiğim Ayşegül, iş kadını Ayşegül’dü. Ara ara anne-arkadaş-eski eş
şapkalarımdan da seanslarda bahsediyordum.
S seanslarda notlar alıyor ve en fazla 5 cümle ediyordu, genelde ben anlatıyordum.
Seans çıkışı eve doğru yürürken adımlarımı yavaşlatır konuştuklarımızı düşünürdüm bazen boğazıma
bir şey düğümlenir, gözlerim dolar , , burnum sızlar ama ben ağlayamazdım, belki de hüzün değildi
hissettiğim ben öyle sanıyordum , anlatamazdım sorsalar çünkü duygularımı anlamayı ve
adlandırmayı henüz öğrenmemiştim.
4-5 haftanın sonunda online seans yapmak istediğimi söyledim, çünkü bakıcıdan hafta içi bir saat
daha fazla kalmasını istemiştim ve bu beni çok rahatsız ediyordu , aslında bakıcım hiç sorun
etmiyordu sorun eden bendim. Çünkü o zamanki ben vermeye o kadar alışmıştım ki almayı
öğrenememiştim, bilmiyordum…(terapi ilerledikçe , puzzle ın parçaları doğru yerlerine yerleşmeye
başladıkça , ilişkilerimde alma verme dengesini sağlamayı da öğrenecektim. )
Çocuklarım da işten geç geldiğim için benden bir açıklama bekliyorlardı, onlara daha iyi bir anne
olmak için terapiye gittiğimi söyledim. Aylar sonrasında ‘’anne sen kendini çok geliştirdin , eskisi gibi
…. yapmıyorsun, eskiden şöyleydin ‘’deyip , bendeki değişimin farkını onlarda görüyor olacaklardı…
Online seans için tek uygun günüm Pazar öğleden sonraları idi. Ricam üzerine seanslarımızı Pazar
günleri çocuklar babalarıyla vakit geçirirken online yapmaya başladık, iş çıkışı bakıcıdan birkaç saat
fazla kalmasını istemek zorunda kalmıyordum, rahatlamıştım. Bazı haftalar ise gece çocuklar
uyuduktan sonra seans yapacaktık.
Hatırlarım bir sebepten terapistim seansı iptal ettiğinde ne kadar büyük hayal kırıklığına uğrardım o
zamanlar. Hissettiğim duygu ise reddedilmişlikti, halbuki seans erteleniyordu, ben ise sanki kendim
red edilmiş gibi hissediyordum.
Bir sonraki seansı beklemek ne zor gelirdi, kendimi tutamaz mesajlar çekerdim bir şeyler sorardım
terapistime , o da mesajlarımı hiç cevapsız bırakmadı, biliyordu görmüştü bende olanı çünkü . Aylar
sonra bu duygudan eser kalmadığında bana gerekli açıklamayı yapacaktı.
Bir Pazar seansına 10 soruluk iki sayfa kağıt ile geldim S den o hafta için 1,5 saat istedim ne de olsa
bu soruların cevapları ancak 1,5 saate tamamlanırdı.
Kendi hakkımdaki sorularımın hepsini tek tek cevapladı . Sorulardan birisi anneliğimle ilgiliydi. ‘’Ben
annem gibi bir anne olmak istemiyorum ‘’ diyerek gözyaşlarına boğulmuştum. Rahmetli annemi çok
severdim, yine de çocukluğumla ilgili bazı boşluklar vardı…
Ben iyi bir anne olmak istiyorum demiştim. Bana hemen bir çalışma yaptırdı , sorduğu soruları daha
önce hiç düşünmemiştim. Biraz düşünüp cevapladım, ve ‘’iyi’’ den ziyade ‘’yeterince’’ iyi bir anne
olma yolunda ilk adımı atmamı sağlamıştı .( Sonraki seanslarımın bir kısmını ebeveynlik becerilerine
ayıracaktık, yeterince iyi anne olma yolunda , çocuklarımın psikolojik olarak sağlıklı olmaları için
onlara nasıl ebeveynlik yapmam gerektiği üzerine ben sorularımı soracaktım terapistim
yanıtlayacaktı. Ve ben öğrenmeye, öğrendiklerimi uygulamaya başlayacaktım. )
O seansta tüm sorularımı tek tek yanıtladı verdiği cevaplar tam olarak yerine oturmuştu. Bir tek soru
daha soramazdım, açıkta bir nokta kalmamıştı ki.
Seansın sonunda bana ‘’ Biliyor musunuz, bu sorularla seansa gelmeniz bana ben istediğim kadar
yaklaşabilirsin demenizdir ‘’ dedi. Ve devam etti ‘’ Bazı insanlar havuza birden atlarlar bazıları ise
önce ayak parmaklarını havuza değdirirler sonra yavaşça girerler havuza , siz ikincisiniz. Kontrolü ele
alıp seansı yönetmeye çalışırsanız olmaz kendinizi bırakın neyi anlatmak istiyorsanız anlatın ‘’ dedi.
45 yıldır böyle bir insandım ben, gerek iş hayatımda gerekse özel hayatımda kontrol edemediğim
her şey bana sıkıntı verirdi, sanki bıraksam o iş olmayacak, yapılamayacak sanırdım ,
tabi ki dezavantajlarını da görmüştüm ama birden bire nasıl değişecektim?
Bu seans benim için kırılma noktası olmuştu.
Sonrasında kafama takılan konuları bunları S ile konuşmalıyım diyerek yine not aldım hatta seansta
söylediği önemli konuları da not alıyordum bununla birlikte kendimi bırakmam gerekiyordu. Bazen o
notlardan konuştum bazen hiç bakmadım bile notlara içimden geldiği şekilde konuştum bu benim
için oldukça zor oldu., Değişim birden bire olmayacaktı adım adım olacaktı. Akışına bırakmayı terapi
seanslarımla öğrenme yolunda ben bir adım atmıştım.
İlk seansımızda terapistimin dediği süreci yaşamaya başlamıştık, O benim yoluma ışık olacaktı
adımları ben atacaktım, kendi hayatımın senaristi kendim olma yolunda yürümeye başlamıştım.
Sırada ise öfke kontrolü vardı…