
Şükriye KAMBÖRE: 10.11.1944 Kırklareli Ahmaçça (Ahmetçe) köyü doğumlu
nam-ı diğer, Kam Ana.
Lakabı “Beşir” Salih olan biyolojik babası Pomak’tır. Üvey babası olan Lakabı “Kabak” Yusuf’ta Pomak’tır.
Eski Kasımın biri imiş doğumu Şükriye bebeğin. Rahmetli Yaşar(Eşkin) dayısı ile, anam 11 yaşındayken kimliği çıkarılırken hesaplanmış. 10 Kasım Ulusal yas günümüzde doğduğu sanılan Şükriye bebeğin de doğum günü 10 Kasım olarak geçer tarih sayfalarına.
Evet güçlü bir kadın. 6 yaşında iken Şükriye çocuk, anası yatalak hasta olur. 7 yaşında kardeşlerine hem anadır hem çocuktur.
Anası ile Biyolojik babası, kendisi 1 yaşındayken ayrılmıştır ve üvey babası Yusuf dedemden olma başka kardeşleri vardır.
Anneannem CHP lidir. Hatta Menderes’in kazanma tarihinde Cenderme komutanı ile komik bir anısı vardır! Seçim günü. E yatalak hastadır ya! Hani yardıma muhtaç oluşu kâra dönüştürme güdüsündeki memur zihniyeti vardır komutanda! Menderes’e oy ister! Anneannem oy kullanmaya götürtür kendini, he oğul he oğul diye diye. En son işini gördükten sonra,
naaah verdim diye cevaplar arkasından. Oyunu CHP ye verebilmiş olmanın huzuru ile girer evine.
Anam da, karındaşlarına analık yaparken Menderes’in kazandığı seçim yaşanır. Mahallede Menderes yanlısı bir ailenin kızı vardır. Anamın yaşıtı o kız, menderes kazanınca ooohhh nasıl geçirdik der anama!
E nam ı diğer Kam Ana bu. Saç saça baş başa kapışırlar. İki çocuğun çocuk kavgası değildir bu ağalar!
İdeolojik düzlemde, istismar/tecavüz kültürlü toplumun çift taraflı, çocuk istismarcı yapılarının görüntü karesidir.
Neyse konunun bu kısmı bambaşka.
Evet bir oğlu var Kam Ananın. Hayatı boyu tek hediye verebilen bir oğlu.
Görseldeki plaket Cumhuriyet tarihine damga olsun diyen hayalperest bir oğul!
Cumhuriyet Anneleri Temsilcisi diye bahseder plakette anasından.
Yahu düşünsenize parasız toplum için bisikletle Türkiye turu atmaya kalkacak kadar hayalperest!
Yok, Kam Ana bilir onu, onun hayalperestliğini! Dava adamıdır ve onu çok operasyondan almıştır.
Askere de, ihbar ederek göndermek zorunda kalmıştır.
Çok fazla detay vardır. Kendisine üç torun vermiş, üç evlilik yapmış ve bitirmiş bir oğul, bir de kızından torunu vardır. 4 torununa sahip çıkmış, hep toparlayıcı olmuş. Kaynanasına, Kayınpederine ve 12 yıl, Kocasının yatalak bakımına ve çocuklarına, hem de torunlarına ömrünü, hayatını adamış bir kadın.
Vesselam ne paraya ne güce ait değildir ol hikayedeki yaşam anıları. Sevgiye ve aşka dairdir.
Ana olmaya dairdir.
Ana’dolu tanımına da buradan bahse başlayalım, devamını getirecek bir aşık yazarımız var nasılsa.
Şimdi gelelim ol hikayeyi eğer zaman gelir de yazmaya kalkarsa anlatacak olan bana. Ben de araştırmacı gazetecilik yapmaya çaba sarf eden Adem’in biriyim demiştim. Kendim için,’’ ben ne devletçiyim ne halkçıyım, ben devletim’’ demiş olmak, normatif değerlere göre sıkıntılı olsa da benim için, gün gereği ben devletim demek görevim idi.
Bir şey kaldı söylemediğim, dilimi ısırmaya devam ettiğim. Kalsın şimdilik! Sabır, konu başlığında tek bildiğim.
Uluslararası bir sözleşme ile diğer bir uluslararası sözleşmenin değişimine sebep olan çalışmalardan birinin sahibi idim.
Aile başlıklı çalışmalar da nihayete erdi. Artık geriye bir kısa film yarışması ile, bir çalıştay kaldı. Onlardan sonra gitsem de
gözüm açık gitmiş olmam. Eh bir seneye de biter bu işler. Sonrası mı? Emekli olurum artık 🙂
Güçlü oluşum sanırım mitokondrial genetik aktarım ile ilgili.
Sonuçta nöropsikiyatrik genetik aktarım çok büyük oranda anneden geçmekte.
Bu bağlamda, bu çok zor alanlarda bu denli sıkıntılara da göğüs gerebilişime tamamen ona borçluyum.
Bu çok ciddi 7 yıllık efor sonrasında, çok güzel ve güçlü kadınlar tanıdım, daha önceden tanıdıklarım da çok olmuştu tabi.
E aşk olsun mu, olsun. Tüm işlerimizi aşk ile yapmaya, hayde pazar ola hayrola kalın sağlıcakla dostlukla, aşkla.






