Dün Etkinlik süreçleri hakkında sohbet ettiğimiz Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü sayın
Şair Ziya Karatekin ile yaptığımız sohbetimizde Çocuk konu başlığında Sessiz Ağıt adlı şiirini paylaştı bizimle
ve sesinden de dinleme şansına sahip olduk.
Çocuk başlığı ne kadar güzel işlenmiş her şairimizde. Hadi şiire boyanalım yeniden yenilenerek, yineliyerek;
Sessiz Ağıt
-Çok var ki üşüyoruz
ve hala bağlı ellerimiz-
Bir anne göğsü yahut
Baba omzundan uzak olmak
Nasıl büyütüyor ansızın çocukları
Terk edilmiş oyuncaklar gibi
Bırakıp umutlarını
Sessiz sedasız gidiyorlar
Yeni ıssız adaları olmak için hayatın
Kimi göç yollarında yalınayak
Kimi bir savaş enkazında
Vaktinden evvel büyümeye adanmış
Dalıp gidiyor uzaklara
Daha tanımadan renklerini dünyanın
Ah oyun evreninden koparılan çocuklar
Daha ağır bir yük var mı dünyada
Omuzlarınıza konan
Söyleyin
söyleyin bana var mı cevabı
Hangi çocuklar hangi uzak evleri özlüyor şimdi
Hangi çocuklar
Hangi

Bir taraftan bugün baba yadigarı bir ağabeyimi gördüm Gazeteci Yazar Mustafa Taner öğretmenimiz.
Yalova’mızın önemli değerlerinden. Bir de akşamdan kalma bir şiirim vardı araştırmam gereken.
Yazımı yazdım, bir de farkına vardım ki, Dünya Çocuk günü. Sağ olsun farkındalığımı sağlayan da
Kadın ve Güç Derneği başkanım sevgili Fatma Duman.
Emeği devam ediyor üzerimizde diye hissettim çocuk başlığında da,
kadın mücadelesinin annesinin, yeniden teşekkürler.
Evet kısa bir seçki olsun sevgili okur, hepsi harika şiirler;
Ağrı’da çocuk olmak
Ramazanda çocuk olmak
Evimizin, toprak damındaydım.
Abide mahallesinde,
bir ramazan günü
iftara on dakika var.
elim de, fındık içi kişmiş
Ezanı bekliyorum
Bir ara dalmış gitmiştim.
ve
Elimdekileri yemişim.
İftar topu patladığında
benim avuçlarım boştu…
Ramazanda, çocuk olmak
Bir hoştu…
Ağrıda Ramazanlar
daha hoş bereketli mi idi ?
dersiniz.
Ben çocuktum, hatırlamıyorum.
Özlemin ve merakımda
Ondan, Ağrım…
Mustafa Taner~
Cahit Sıtkı Tarancı – Çocukluk şiirinde daha başında tokadını nasıl yapıştırmış geri dönülmezliğe;
Affan Dede’ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
Orhan Veli Kanık – Bayram şiirinde ünlemi ne de yerinde kullanmış;
Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım;
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!
Edip Cansever sonra Manastırlı Hilmi Bey’e İkinci Mektubunda ne güzel işlemiş;
Yüzümden bir şeyler aktı aktı
İçim de menekşelendi Hilmi Bey
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor
Sunay Akın ne güzel anlatmış ve bir de Oyuncak Müzesi ile hatıralarımızda yer almışlığı vardır;
Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır
Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden
23 Nisan 1971 de yazmış galiba nam-ı diğer Can babamız bu şiiri.
Ben 4 aylıktım o tarihte. Sevgiyi ve öfkeyi ne harika işlemiş. Kestane fişeği ile şenlik fişekleri olarak
yedi renge bölmüş ve yağmayı da unutmamış rengarenk.
Öyle parçalandım ki ömrümde
Sevgiyle öfke arasında,
Sevgimi öfke vurdu
Öfkemi sevgi kaçırdı
İçim parçalandı arada
Bi de bi gün baktım gökyüzüne bir bayram gecesi
Bi kestane fişeği açmıştı yedi rengimden
Yağıyorum çocukların üstüne
Atila İlhan Mızıkacı Çocuk şiirinde, ne kadar dokunaklı korumaya çalışıyor çocukluğu ve sesleniyor;
Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
Gece trenlerine binme kaybolursun
Sokaklarda mızıka çalma çocuk
Vurulursun
Korkusu kalmış içimizde terkedilmiş çocukların
Yitik yüzlü fotoğraflar duruyor siyah-beyaz
Kırık bir vazo masanın ortasında
Yıkık dökük odada
Susuz ve çiçeksiz
Şiir deyince yurdumuzda anmadan edemeyeceğimiz Sevgili Nazım Hikmet var bir de.
Hatta zaman zaman şiir dili ile sohbet ettiğim. Ustam diyeyim yine, çocuklar için talebin vardı,
unutmadık uğraşıyoruz halihazırda;
”çocuklar dünyayı alacak elimizden, ölümsüz ağaçlar dikecekler”
Verelim çocukluğa dünyayı.






