
Düş’tü ülkem
Düş’ten düştü!
Düştüğünü düşünmeden
Şeşten düştü
Yekten düştü
Yola düştü
Tola düştü
Yele düştü
Savruldu, sağ vurdu
Zerden zire, pula düştü
Kamçıya, hamçıya, haraç, mezata
Mest olup, zerk olup her hamasata
Testiyi ters tutan vasata düştü
Etek öptü
El öptü
Zula düştü
Kula düştü
İncili kaftanla ser dolandıran
Bu vatan insanı
Onurdan düştü
Çula dönüştü
Kapı kapı gezip borç dilenirken
Haysiyetten düştü
Semerden düştü
Yolsuzluk, arsızlık, utanmazlıktan
Pişmiş kelle olup dillere düştü
Toprak yandı, tuz böceklendi
Vitrinler köçeklere düştü
Al gözüm seyreyle
Kara çaldı gerçeklere
Cemaat cümbüşe düştü
Talan, yalan davul zurna
Aklımız bihuşa düştü
Oynayalım,oyalanalım
Hesap,kitap tuşa düştü
Ensesi kalın halkımız
Minerva’da Baykuşa düştü!
Ense alışkın tokata
El ka/l/kınca yasa düştü!





