• Hakkımızda
  • Advertise
  • Careers
  • Contact
  • Contact
Cumartesi, Nisan 18, 2026
  • Login
No Result
View All Result
İmgazete
  • ANA SAYFA
    • Hakkımızda
  • BİLİM
  • Edebiyat
  • Şiir
  • İMGAZETE
  • KÜLTÜR
    • Yerel Haber
    • Felsefe
    • Hukuk
  • Sanat
  • Sosyoloji
    • Sağlık
  • Teknoloji
  • İktisat
  • ANA SAYFA
    • Hakkımızda
  • BİLİM
  • Edebiyat
  • Şiir
  • İMGAZETE
  • KÜLTÜR
    • Yerel Haber
    • Felsefe
    • Hukuk
  • Sanat
  • Sosyoloji
    • Sağlık
  • Teknoloji
  • İktisat
No Result
View All Result
İmgazete
No Result
View All Result
ANA SAYFA İMGAZETE

Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar

by Murat Kamböre
15 Şubat 2024
in İMGAZETE
0
Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar
0
PAYLAŞIMLAR
0
GÖRÜNTÜLEME
Share on FacebookShare on Twitter
C. Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar

Halk bilimci Ali Osman Öztürk, “Evrensel Bir Balad Kişisi Zalim (Kayın) Baba” başlıklı yazısında bir Almanca balad ile bir Türkçe türküyü “zalim kayınbaba” tipini ele alarak ensest teması bağlamında incelemektedir. Öztürk, “balad”ın “hikâyeli türkü” olarak anlaşıldığını, ana özelliğinin de anlatılan olay olduğunu belirtmektedir. Öztürk, belli söz kalıpları kullanılarak oluşturulan halk baladını “içerik açısından „epik‟, dış yapı bakımından „lirik‟, anlatım biçimi açısından da „dramatik” olarak nitelendirmektedir (101).
Öztürk, balad varyantlarından yola çıkarak tip benzerliklerinin tespit edilmesinin gerekliliğini belirtmektedir:

[B]ir yandan baladın değişebilirliği, diğer yandan da yapısındaki balladesk unsurların değişmezliği açısından bakılınca varyantlar, aynı zamanda türün gereklerini içeren ideal bir form (Zielform) etrafında
dolanmaktadır. İşte, kuramsal olarak var kabul edilen ve aralarında genetik ilişki tespit ya da tahmin edilen birçok varyantın ait olduğu bu balad çekirdeğine balad araştırmaları „tip‟ adını vermektedir.
„Tip‟ benzerliklerinin ya da özdeşliğinin tespit edilmesi belli bir dereceye kadar sübjektif olmakla birlikte, malzemenin bilimsel yönden değerlendirilmesi bakımından gereklidir. (102)
Öztürk, tipe ait varyantların yayılma sahasının sınırlı olmadığına dikkat çekmekte ve zalim (kayın)baba tipini ele alarak karşılaştırmalı bir çalışma yapmaktadır. Bu bölümün temelini de Öztürk‟ün nitelendirmesiyle “zalim (kayın)baba” tipi oluşturmaktadır.
Alman halk bilimci Erich Seeman, belirleyici motiflere göre baladları üç türe ayırmıştır:

1. doğa üstü, mitolojik vb. konularıyla “die numinose Ballade”,
2. tarih konularıyla “Heldenballaden” ve 3. olarak en geniş grubu oluşturan “novellistische

Ballade”.
3. türe aşk, kaçırma, aile faciaları, çocuk katli, ensest, baştan çıkarma ve hırsızlık gibi konular girmektedir (aktaran Öztürk 102). Öztürk, üçüncü türe dâhil edilen Almanca ve Türkçe iki anonim baladı karşılaştırarak ensest temasının balad metinlerine nasıl yansıdığını ortaya koymaktadır.
İki metinde de aynı ana motif görülmektedir. Vatanı için askerliğe giden oğul, karısını babasına emanet eder ve oğlunun yokluğunu fırsat bilen baba, gelinine göz koyar. Metinlerdeki diğer motifler değişkendir. Örneğin Almanca baladda kayınbaba, gelinini öldürürken Türkçe baladda böyle bir durum söz konusu değildir.
Türkçe baladda oğul, askerlikten evine döndüğünde babasının karısını kendisine eş olarak aldığını öğrenmektedir. Oğul, babasının neden böyle bir şey yaptığını bilmek ister:
Çantamı kuşandım asker mi sandın?
Çekilen bayrağı düğün mü sandın?
Askere gideni ölümü sandın?
Zalim baba nasıl aldın gelini? (Öztürk 106)
Baba, gelinini eş olarak almasını meşrulaştırarak oğluna cevap verir:
Bir emir geldi öldü dediler
Künyası şubeye geldi dediler
Elalmasın diye ben aldım, oğlum
Ak göğsün üstüne ben kondum oğlum (Öztürk 106)
Oğlunun babasına verdiği yanıt, oğlun bu durumu kabullenmediğinin ve babanın yaptığı açıklamalarda haklı bir gerekçesinin olmadığının göstergesidir:
Pınarın başında çıksın o tursun
Gören yiğitlerin aklı yitsin
Babam sen almasın eller götürsün
Zalim baba nasıl aldın gelini? (Öztürk 106)
Bu baladda gelinin arka planda kaldığı, ona çok fazla söz hakkı tanınmadığı görülmektedir. Gelin sadece bir dörtlükte asker kocasına suçsuz olduğunu, babasının elinden kurtulamadığını söyler:
Karşıdan karşıya atılamadım
Kırıldı terazim tartılamadım
Kahırlı kahırlı söylersin asker
Babayın elinden kurtulamadım (Öztürk 106)

Baba, bu kez gelini kötülemeye başlar:

Pınarın başına çık
ar oturur
Gören yiğitlerin aklı yitirir
Oğlum ben almasam eller götürür (Öztürk 106)
Oğul, babasının bu sözlerine aldırmaz ve karısı ne yaparsa yapsın, babasının yine de onunla evlenmemesini yeğlediğini söyler. Oğul, karısının babasıyla evlenmiş olmasındansa onu ellerin götürmesine bile razı olmaktadır.
Üçüncü kişi anlatımıyla dile getirilen Alman baladında doğrudan konuşma, gelinle oğla verilirken katil olan ve gelinine göz koyan babaya konuşma hakkı tanınmıyor. Öztürk, babaya konuşma hakkı tanınmamasını “
[onun] kendisine emanet edilen insanı tuzağa düşüren bir kişi olarak değil de, sanki bu daha çok „emanete hıyanet‟ sorunsalını temsil eden biri kimliğinde ele [alınmasına]” bağlamaktadır (105).
Buna karşılık Türkçe baladda, babaya söz hakkı tanınmakta ve balad daha çok baba ile oğul arasında geçen diyaloglardan oluşmaktadır. Dolayısıyla kayınbaba-gelin ensestinin kayınbaba ile gelin arasında değil, baba ile oğul arasında bir gerilime yol açtığı görülmektedir.
İncelenen Türkçe baladın sonunda baba cezalandırılmamakla birlikte ilahî adalet tarafından cezalandırılması isteği dile getirilmektedir:
Babam babam dedim ayrıldım senden
Babam sen bulasın datlı canından
Yarın mahşer günü hak divanından
Sorguya suale çekilin bir gün (Öztürk 106)
Öztürk iki baladın da “savaş dolayısıyla evinden ayrılma zorunluluğu ve bu zorunluluk sonucu gelişen aile dramı”ndan söz ettiğini ancak sorunu ele alış biçimlerinin farklı olduğunu belirtmektedir. Türkçe baladda ana sorun dramatize edilerek ilgili kişiler karşılıklı söyleştirilmişken Almanca baladda ilgili kişiler karşı karşıya getirilmemiş, soruna dikkat çekilerek olay öyküleştirilmiştir (Öztürk 109).
Öztürk iki baladın da “savaş dolayısıyla evinden ayrılma zorunluluğu ve bu zorunluluk sonucu gelişen aile dramı”ndan söz ettiğini ancak sorunu ele alış biçimlerinin farklı olduğunu belirtmektedir. Türkçe baladda ana sorun dramatize edilerek ilgili kişiler karşılıklı söyleştirilmişken Almanca baladda ilgili kişiler karşı
karşıya getirilmemiş, soruna dikkat çekilerek olay öyküleştirilmiştir (Öztürk 109).

Kaleden kaleye atılamadım,
Kırıldı kanadım tartılamadım (159)
Köse, bu bozlakla ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmaktadır: “Nitekim Yusuf öldü haberinin gelmesi üzerine karısıyla evlenen babasına „yanındaki kadının, kendi karısı olduğunu‟ belirten bir dörtlük söylemekle yetinir. Olayda iyi ya da kötü bir sonuç, belirtilmemektedir” (160). Ancak dörtlükten sonra gelen “Kaleden kaleye atılamadım / Kırıldı kanadım tartılamadım” dizelerinde söyleye
nin duyguları ifade edilmektedir. Atılmak sözcüğü, Yusuf‟un askerliği ile ilişkilendirildiğinde saldırmak,
hücum etmek anlamıyla ele alınmalıdır. İkinci dizedeki tartılmak sözcüğü de mecaz anlamıyla düşünüldüğünde kendini tartmak, bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek demektir. Kanadı kırılmak deyimi ise genelde kolu kanadı kırılmak biçiminde kullanılmakta ve bir şey yapamayacak duruma gelmeyi, çaresiz kalmayı ifade etmektedir. Bozlaktaki iki dize bu şekilde düşünüldüğünde Yusuf‟un, karısıyla babasının evlendiği haberini askerdeyken aldığı düşünülebilir. Haberi alan Yusuf çaresiz kalmış, ne yapacağını bilememiştir, öyle ki kaleden kaleye saldırıya geçememiş, askerlik görevini yerine getirememiştir. Dolayısıyla olayda iyi ya da kötü sonuç belirtil mediğini söylemek yanlış olacaktır.
Sarı buğday-darı ve gelin-karı analojisi incelendiğinde gelin ve karı (eş) terimlerinin halk arasında ne ifade ettiği ortaya konacaktır. Darı, buğdaygillerden bir bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumudur. Sarı buğday ve sarı darının renk ve biçim olarak benzerliği düşünüldüğünde birbiriyle karıştırılması muhtemeldir. Yine de burada bu iki bitkinin tercih edilmesi sadece bu sebepten değildir. Buğday ve darı toprak, üretim ve bereketle ilişkilendirilmelidir. Anne arketipi de doğuran, bakıp büyüten, bereket ve besin sağlayan “annelik” özellikleri ile ilgilidir (Dört Arketip 22). Bu noktada kadının üreten ya da doğuran “anne” kimliği ön plana çıkarılmaktadır.
Kayınbaba-gelin ensestinin anlatıldığı türkülerden biri de “Allı Gelinim” türküsüdür. İbrahim Ethem Yağcı
tarafın dan, Marçal dağı Yörüklerinden derlenen türkü Muğla ve çevresindeki köylerde az bilinen türkülerdendir:
Pınarın başında söylenen sözler
Baba sende yok mu utanır yüzler
İnsan evladın yolunu mu gözler
Gelinim gelinim allı gelinim (2)

Ambardaki buğdayları darı mı sandın
Baba bu allı gelini garın mı sandın
Gahırlı gahırlı söylenme aslan oğlum
Deyus bubanın elinden gurtulamazsın
Türkünün yer aldığı İnternet sayfasında türkünün konusu ile ilgili şunlar yazılıdır: “Genç bir gelinin, kayınbabası tarafından sıkıştırılması sonrası yaşanan acıklı bir olaydan doğduğu rivayet edilmiştir.
Kayınbabası, oğlunun askere gitmesinden yararlanarak, gelinine ahlak dışı tekliflerde bulunur. Gelin, psikolojik bunalıma girer, derdini kimseyle paylaşamaz ve tarım ilacı içerek intihar eder”.
Türküdeki ilk dörtlük askere giden oğul tarafından söylenmiştir. Oğul, bu dörtlükte babasına “ Baba sende yok mu utanır yüzler” diye seslenmektedir. İkinci dörtlükteki ilk iki dize oğlun, son iki dize babanın ağzı
ndan söylenmiştir. Ensest “Baba bu allı gelini garın mı sandın” dizesinde kendini açıkça göstermektedir.
Üçüncü ağızdan üretilen bu türküde baba, oğlunu “aslan” olarak yüceltirken kendini “deyus” diyerek olumsuzlamaktadır:
“Gahırlı gahırlı söylenme aslan oğlum
Deyus bubanın elinden gurtulamazsın”
Türküdeki “allı gelin” ifadesi “al” sözcüğünün göndermeleriyle birlikte düşünülmelidir. “Allı gelin”, al rengin gelinliğin ve duvağın rengiyle ilgili olmasından dolayı yeni evlenmiş gelin anlamına gelmektedir.
Al sözcüğü, “göz alıcılık, dikkat çekicilik” (Bayraktar 149-150) anlamıyla okunduğunda kayınbabanın,
gelinine duyduğu ilgiyi gelinin çekiciliğiyle açıklamak mümkündür. Ayrıca kırmızı renk, “eril hareket ilkesini, ateşi, hükümdarlığı, aşkı, hazzı, gelin ve evlilikle ilgili birtakım hususları ifade eder” (Çoruhlu 186). Kırmızı, güç ve iktidar ilişkisi içerisinde düşünüldüğünde genç, taze ve göz alıcı bir gelinle birlikte olmanın erkeğin iktidarının da bir simgesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
“Merzifonda Öz Gelinine Göz Koyupta Asker Evlâdını öldüren Katil Babanın Destanı”nda yeni evli geliniyle birlikte olan kayınbabanın askerden izne gelen oğlu Rıza‟yı öldürmesi anlatılmaktadır. Rıza‟nın ağzından olay şu şekilde destanlaştırılmaktadır:
Askerden yeni geldim izine
Babam bakmaz oldu yüzüme
Babam arayı düzmüş öz gelin ile
Namus için kıydı benim canıma

Dinleyin kardeşler böyle olur mu
Geline göz koyupta evlat ölümü
Bir tane yavru yetim kalır mı
Genciken beni vurdu anneler (Âşık İbrahim 1)
Asker Rıza‟nın ağzından yazılan bu destanda ne gelinin ne de kayınbabanın doğrudan konuşmasına yer verilmiştir. Hem gelinine göz koyduğu, hem de oğlunu öldürdüğü için babaya söz hakkı verilmemesi anlaşılabilir, ancak yaşanan olaylarla ilgili gelinin düşüncelerinden ve duygularından söz edilmemesi dikkat çekicidir. Görüldüğü gibi burada baba, oğlunun ağzından “sütü bozuk” olarak nitelendiriliyor. Ayrıca babasına lanet (nalet) edip “beni vuran babanın gülmesin yüzü” (Âşık İbrahim 1) diyen Rıza, karısıyla ilgili ne olumlu ne de olumsuz hiçbir yorumda bulunmuyor. Sadece “İzin aldım da geri döndüm / S
evim yarimin halini perişan gördüm” (Âşık İbrahim 1) diyerek kadının nasıl göründüğünü ifade ediyor. Bu
noktada kayınbaba-gelin ensestinde özne konumunda baba ve oğlun yer aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ensest mağduru olarak nesneleşen kadın hem Rıza‟nın karısı, hem kayınbabanın gelini ve karısı olarak destanın asıl öznesi olması gerekirken ikinci kez nesneleştirilir. Destan boyunca “gelin” sözcüğüyle anılan kadının sadece adı vardır, kadına dair hiçbir duygu ve düşünceye ise metinde yer
verilmemiştir.
Oğul, genel olarak her dörtlüğün sonunda hedef aldığı dinleyici ve okur kitlesi olan “anneler”e seslenmektedir:
“Genciken beni vurdu anneler” (Âşık İbrahim1). Rıza bir tek yavrusunu başucunda ağlayan annesine emanet etmekte ancak ölümünden sonra karısının başına ne geldiğinden ve karısının neler yaşadığından söz edilmemektedir.
“Askere giden oğlunun karısına göz koyan ya da karısıyla evlenen baba” tipinin yer aldığı anlatılarda kadının, askerliğe giden kocasının yokluğunda namusunu koruyamadığı ya da namusunun korunmadığı düşünülmektedir. Oğlunun evden gitmesiyle birlikte baba, ev içindeki erki elinde tutmaya başlar. Gelinin,
kocasının yokluğunda ev içinde güvenebileceği tek erkek kayınbabası, oğlun da karısını emanet edebileceği tek erkek babasıdır. Ancak “Gelinine göz diken Babanın Destanı”nda görüldüğü gibi kadın, kocasının uzun süren yokluğunda kayınbabasının cinsel istismarına maruz kalmıştır. Bu noktada iki erkek arasındaki erk mücadelesi kadın ve kadının namusu üzerinden sürdürülmektedir. Öyle ki âşık, “Gelinine göz diken Babanın Destanı”nda askere giden oğlun ağzından, namus konusunda kimseye güvenilmemesi gerektiği mesajını da iletmektedir:
Babalara güvenip izine gelmeyin
Askerlik etmeden sakın evlenmeyin
Namusunu bile kimseye güvenmeyin
Genciken beni vurdu anneler (Garip Kaymak 1)
Âşık destanları, genel olarak olayı yaşayan kişilerin ağzından anlatılmaktadır. Böylece âşıklar, destanın inandırıcılığını ve etkileyiciliğini arttırmayı hedeflerken bir yandan da olaylar karşısında kendi nesnelliğini korumaya çalışmaktadır. Âşıkların, ölümle sonuçlanan olaylarda öldüren ya da öldürülen kişiyi suçlayan bir tavra girmediği, bunun nedeninin ise taraflardan birini küstürerek düşmanlığını kendi üzerine çekmek istememekten ileri geldiği görülmektedir (Çobanoğlu 218). Dolayısıyla “Gelinine göz diken Babanın Destanı”, kayınbaba-gelin ensestinde özne olan kadının yani kayınbabası tarafından göz koyulan gelinin
ağzından yazılan bir destandır. Kayınbaba ile gelin arasında geçen olay destanda şu şekilde hikâye edilmektedir:
Kocam Memduh çalışmaya gidince
Kaynatam göz dikmiş bana fikirce
Beni yalnız sanmış eve girince
Gelinine göz diken baba olurmu
Sanki bir canavar saldırdı bana
Feryatla bağırdım kayın Burhana
Zalim baba acep ne ettim sana
Geline göz diken baba olurmu (Garip Kaymak 1)
Gelinin ağzından yazılan söz konusu destanda kayınbabadan baba olarak söz edilmiştir, bu durum akrabalık terimi olarak kayınbaba ile baba arasında bir farkın görülmeyişiyle açıklanmaktadır. Burada incelenen diğer âşık tarzı destanlarda da kayınbabaya baba diye hitap edildiği görülmektedir.
Gelin, yukarıdaki dörtlükte kocasının çalışmaya gittiğinden söz etmektedir. Büyük ihtimalle erkek, başka bir şehre çalışmaya gitmiştir. Askerliğe giden oğlunun yokluğunda gelinine göz koyan baba, bu destanda da yine işe giden oğlunun yokluğunda gelinine saldıran babayla benzerlik taşımaktadır. Her iki destanda da baba, oğlunun yokluğundan faydalanmaktadır. Görüleceği gibi yaşı gereği evin büyüğü olarak görülen ve aile içi erki elinde tutan baba, oğlunun yokluğunda oğlunun ailesini sahiplenmekte ve ev içindeki otoritesini genişletmektedir. Kadın da evin bir nesnesi, bir parçası olarak algılandığından bu sahiplenmenin boyutları kadının aleyhine biçimlenmektedir.
Kadın, kayınbabasının saldırısından korunmak için kayınbiraderinden yardım istemektedir. Güçsüz olarak nitelendirilen kadın, yine bir erkeğin korunmasına ihtiyaç duymaktadır. Kadının ensestten kurtulma mücadelesi, gelin ile kayınbaba arasında değil iki erkek, kayınbaba ile kayınbirader (baba-oğul) arasında
yaşanmaktadır.
Bu destanda bir cinayetten söz edilse de, kimin öldürüldüğü tam olarak anlaşılamamaktadır. Aşağıdaki şu dörtlükten anlaşıldığı üzere, büyük ihtimalle kayınbaba, kayınbirader Burhan‟ı öldürmektedir:
Kapıyı kırarak Burhan yetişti
Ey utanmaz baba bu ne işti
Hemen Burhanı da yere sermişti
Geline göz diken baba olur mu (Garip Kaymak 1)
Sözü edilen cinayetten dolayı duruşmaya çıkarılan kayınbaba için idam istenmektedir: “Hâkim idam deyip kırdı kalemi” (Garip Kaymak 1). Bu âşık destanında kayınbabanın idamına karar verilirken gelin “sende cehennemde yan zalim baba”, “dünyada ahrette yüzün gülmesin” (Garip Kaymak 1) diyerek kayınbabanın dinî olarak da cezalandırılmasını dilemektedir. Bu bağlamda, masallarda cezalandırılmayan ensestöz (kayın) babanın, âşık destanlarında hem hukuki hem de dinî olarak cezasını bulduğuna şahit olunur.
Kayınbaba-gelin ensestinin, oğlun ya da kocanın yokluğunda gerçekleştiği görülmektedir.
Koca ya askerliğe gitmiştir ya da başka bir şehre çalışmaya. Askerliğe giden koca, döndüğünde karısının babasıyla evlendirildiğini öğrenip nedenini sorguladığında babası durumu meşrulaştırmaya çalışır. Baba, oğlunun ölüm haberini alması üzerine gelinini sahipsiz bırakmak istemediğini söylemektedir. Konuyla ilgili dialoglar, baba ile oğul arasında geçerken kadına daha az söz hakkı tanınması kayınbaba-gelin ensestinin baba ile oğul arasında bir iktidar mücadelesi biçiminde gerçekleştiğini göstermektedir.
Ayrıca suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verilmesi noktasında ensest mağduru kadınla ilgili bir yargıya varılmaması, kadının baba ile oğul arasındaki iktidar mücadelesinde nesne konumunda olduğunu vurgulamaktadır.

Ç. Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler bundan sonraki yazımız.
Tags: “die numinose Ballade”“Heldenballaden”“novellistische Ballade”Ç. Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler
Murat Kamböre

Murat Kamböre

Next Post
Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler

Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler

ORJİNAL TABLO SATIN AL

Recommended

1 yıl ago
Çocuk ve Silah

Çocuk ve Silah

2 yıl ago

Popular News

Plugin Install : Popular Post Widget need JNews - View Counter to be installed

Site Links

  • Oturum aç
  • Kayıt akışı
  • Yorum akışı
  • WordPress.org

About Us

We bring you the best Premium WordPress Themes that perfect for news, magazine, personal blog, etc. Check our landing page for details.

  • Hakkımızda
  • Advertise
  • Careers
  • Contact
  • Contact

© 2024 Platin Tech - Platin Tech Platin Tech.

No Result
View All Result
  • Home

© 2024 Platin Tech - Platin Tech Platin Tech.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Nasıl Yardımcı olabiliriz ?
Go to mobile version