Mesele bana küs olman değil aslında. Esas mesele kendine küs ve öfkeli olman. Belki bunun farkındasın belki değilsin.
Hiçbirimiz geçmişi değiştiremeyiz. Bilmeyerek ,istemeyerek verdiğimiz zararları silemez, açılmış yaraları bir çırpıda iyileştiremeyiz. Bundan öncesi ile yapabileceğimiz tek şey içten bir özür olabilir sadece …Buda ne kadar işe yarar tartışılır.
Ama ama elimizden gelen, kontrol edebileceğimiz bir şey var ki oda şu an, içinde olduğumuz zaman.
Ben geçmişte istemeyerek bazen bilmeyerek açtığım hasarı onaramam biliyorum.
Ancak bugünü yarınını güzelleştirebilirim, kendinle benimle barışmanı sağlayabilirim. Seni ilk heyecanlarımla sevebilir hayatına dokunabilirim. Seni tüm olmazlarında, artılarınla , eksilerinle , özgürlüğünü zapt etmeden sevebilirim. Hayatını güzelleştirebilirim.
Bu sözleri bir vicdan azabı , suçluluk duygusu veya bir çıkar için sarfetmiyorum.
Ben bu sözleri yıllardır yarım , eksik ve yalnız hissettiğim ruhumun senin yanında tamamlanan tarafının hatırına, göğsüme yatarak uyuduğunda hissettiğim huzur ,aitlik ,güvenlik ve tamamlanmışlık hissinin ifadesi ile yazıyorum ve sen de yarımsın bunu biliyorum, teslim olduğun uykunda, ki huzurlu duruşunu gözlerimle gördüm.
Gurur, menfaat , statüler , alkışlar, dünyanın hiçbir maddi kazanımı bu tamamlanmışlık duygusunu getirmiyor.
Onlara sarılıp uyuyamıyor insan böyle işte…
İzin ver hayatına, sana dokunayım.
Benim yerime, hayatına eşlik eden öfkeni ve gururunu bir yana bırak artık.
İzin ver tamamlanalım.
Sinem ERUSTA








