• Hakkımızda
  • Advertise
  • Careers
  • Contact
  • Contact
Cumartesi, Nisan 11, 2026
  • Login
No Result
View All Result
İmgazete
  • ANA SAYFA
    • Hakkımızda
  • BİLİM
    • Sinirbilim
  • Edebiyat
    • Çocuk Edebiyatı
    • Kitap Tanıtımı
  • Şiir
    • yüzleşme
    • mir(l)ad
    • merik
    • sevgil’im
    • şiir tadında konuşmalar
    • Türkçe Şiir
    • tutun(l)malar
    • muna
    • k’adına yolculuk
    • gelecekte geri geliyordu, zamansız aşklar
  • İMGAZETE
    • İmÇevre
    • İMkarikatür
  • KÜLTÜR
    • Yerel Haber
    • Felsefe
    • Hukuk
  • Sanat
    • Resim
  • Sosyoloji
    • Pedofili ve Pedofiliye Dayalı Ensest
    • Ensest
    • Sağlık
  • Teknoloji
    • Tarihte Teknoloji
  • İktisat
    • Tecim
    • Otomotiv@Ticaret
    • YENİ NESİL EKONOMİ
  • ANA SAYFA
    • Hakkımızda
  • BİLİM
    • Sinirbilim
  • Edebiyat
    • Çocuk Edebiyatı
    • Kitap Tanıtımı
  • Şiir
    • yüzleşme
    • mir(l)ad
    • merik
    • sevgil’im
    • şiir tadında konuşmalar
    • Türkçe Şiir
    • tutun(l)malar
    • muna
    • k’adına yolculuk
    • gelecekte geri geliyordu, zamansız aşklar
  • İMGAZETE
    • İmÇevre
    • İMkarikatür
  • KÜLTÜR
    • Yerel Haber
    • Felsefe
    • Hukuk
  • Sanat
    • Resim
  • Sosyoloji
    • Pedofili ve Pedofiliye Dayalı Ensest
    • Ensest
    • Sağlık
  • Teknoloji
    • Tarihte Teknoloji
  • İktisat
    • Tecim
    • Otomotiv@Ticaret
    • YENİ NESİL EKONOMİ
No Result
View All Result
İmgazete
No Result
View All Result
ANA SAYFA Edebiyat

M. Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul una Dair

by Murat Kamböre
27 Haziran 2024
in Edebiyat
0
M. Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul una Dair
0
PAYLAŞIMLAR
0
GÖRÜNTÜLEME
Share on FacebookShare on Twitter

M. Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul una DairHep levs i riya dalgalanır zerrelerinde
Bir zerre yi saffet bulamazsın içlerinde
Hep levs i riya, levs i hased, levs i teneffü
Yalnız bu… ve yalnız bunun ümmid i tereffü
Milyonla barındırdığın ecsâd arasından
Kaç nâsiye vardır çıkacak pâk ü dırahşân
Örtün, evet ey hâile… örtün evet ey şehr
Örtün, ve müebbed uyu, ey fâcire i derh!…

Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kâr gütmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu… Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?
Örtün, evet ey felâket sahnesi… Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca güzel kahbesi!
Tevfik Fikret’in “Sis” Adlı şiirinden.

Üç İstanbul.
Mithat Cemal Kuntay.
(1885-1956)

Kuntay’ın bu eseri 1938 de ilk baskısıyla okurlarına ulaşıyor.
Kuntay, bu romanıyla tanıklık ettiği İstanbul’un üç dönemini anlatır. İstibdat, İttihat ve Terakki ve Mütareke dönemleri.
Kuntay bu dönemin bir aktörü değil, ama müthiş bir gözlem yeteneği ile tanığı durumundadır. Romanın panoraması öylesine geniş ki elliye yakın karakteri roman boyunca takip edebilmek gerçekten güç. Fakat roman boyunca öne çıkan Adnan, Belkıs, Moiz, Hidayet, Süheyla, Dalkavuk Süleyman, Tevfik Hoca, Dağıstanlı Hoca ve Şair Raif’tir.
Çürüyen İstanbul’un hikayesi (kokusu) üç dönem boyunca resmedilir. Kuntay bu romanda özel olarak bu kokuşmuşluğu öne çıkarır. İstanbul’un farklı dönemlerinde öne çıkan bu kişiler ikiyüzlü, dalkavuk, jurnalci başkalarının kötülüklerinden beslenen, bir birini satan, üstü kapalı biçimde de olsa çıkarları gereği eşlerini başkalarına sunan tiplerdir.

Romanın baş karakteri Adnan, 93 harbi nedeniyle göç eden muhacir bir ailenin çocuğu, aldığı hukuk eğitimiyle avukat olan, öte yandan Belkıs’a edebiyat, ardından Süheyla’ya tarih dersi verir, Her kadına çıkarları doğrultusunda davranmaktan çekinmeyen Kuntay’ın bize sevdirebildiği bir insan. “Yıkılan Vatan” adında hiç bir zaman bitiremediği bir roman yazmaktadır.
Romanın karakterleri, mekanlarla, sahip oldukları mülklerle özdeş kılınmış, yoksul insanların imrenerek baktıkları Köşklerin. Yalıların, Konakların insanlarıdır.

Ama Mithat Cemal, bunca servetin, varlıklı insanların yaşadığı çürümenin dışında kalan sokakları, yoksulluğu direnen, serpilip gelişen hayatı bu romana katmaz. Romanında iyi insanlara az yer verir. Dağıstanlı hoca, Şair Raif, Süheyla bu romanın iyi insanlarıdır ama ana karakterlerin hep gerisindedirler.

Halktan “aşağı halk” diye söz eder, han kahvecisinden “teneffüsü vapurdaki ikinci mevki kokuyordu” der. Halkı da, yıkılmaya yüz tutan soylu aristokrasi kadar küçümser.
Fethi Naci, romana ilişkin şunları söylüyor: ” Oysa Üç İstanbul’un anlattığı dönem, politik, ekonomik ve sosyal bakımdan önemle incelenmesi gereken bir dönem. Üç İstanbul için kısaca Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının romanıdır. 19.yüzyılın başlarında ülkeye iyice nufuz etmeye başlayan Batı, önce bu geniş pazarı ucuz fabrika mallarıyla doldurmuş, sonra sermaye ihracına başlamıştır. Kapitalist Batı karşısında, sanayide el tezgahları ve küçük atölyelerle, tarımda karasabanla tutunmaya çalışan imparatorluğun yıkılması kaçınılmazdı. Ülke yavaş yavaş bir yarı sömürge durumuna gelmişti. Abdulhamid, iç ve dış baskılar karşısında saltanatını korumak ve sürdürmek için baskıyı artırdıkça artırmıştı. Halkın en küçük direnmesi, aydınların özgürlükten yana tutumları şiddetle bastırılıyordu.

1908 hareketi mutlakiyeti yıkmış, özgürlük döneminin geldiğini ilan etmiştir. Basın özgürlüğü, toplantı özgürlüğü, fikir özgürlüğü vatandaşların tabii hakları sayılmıştır. Ne var ki İttihat ve Terakki, memleketin kurtuluşunu memleketi bu duruma getiren Batı emperyalizmin yardımında aramıştır. Onlar için en sevindirici haber, (bugün olduğu gibi) ağır faizler ve büyük tavizler karşılığında alınmış bir dış borçtu. Bir takım insanlar kolayca vurgunlar vurup zengin oluyorlardı, ama üretim artmıyordu kalkınma gerçekleşmiyordu. Özgürlük söylevlerine rağmen halkın sefaleti, geriliği olduğu gibi sürüp gidiyordu. Derken 31 Mart…
Abdülhamid tahttan indirilir yerine Sultan Reşat getirilir. 31 Mart, özgürlükleri kısıtlamak için iyi bir bahane olur. Baskı tedbirleri şiddetlendirilir. İşçi hareketlerine, sendikalara karşı terör başlar İktidar dar bir kadronun elinde toplanır. Özgürlük söz de bile olsa yoktur”
Fethi Naci
Yüz Yılın 100 Romanı
İş Bankası Kültür Yayınları

Böyle bir çöküşün yüzeye yansıması toplumsal değerlerin çürümesi şeklinde kendini ortaya koyar, ancak Mithat Cemal’in kendine özgü bakışı içinde bu gerçeğe yer yok.
Romanda emperyalizmin Osmanlıyı ne hale getirdiğini şu sözlerle aktarır: “İstanbul’da üç şapka vardır. Çamlıca tepesinden evvel bu üç şapka görülür. Rejideki Ramber’in, düyunu umumuiyeci Berje’nin, şimendiferci Hügnen’in kafasında duran üç serpuş! Bu üç şapka bu üç kafadan bazen kaldırıma iner, bazen bulutlara fırlar; şimdi iki elde bir topaç olur, döner. Şimdi iki çatık kaş üstünde bir umacı olur durur. Osmanlı imparatorluğu denen uşak odasını bu üç şapka idare eder.”
Adnan’na “zaten bu memleketin neresi benim? Ereğli’de kömür Fransız!, Haydarpaşa’da demir Alman!, Yalnız Yemen’de dökülen kan Türk! Dedirtir.

1908 hareketinden sonra her yerde gerçekleşen grev hareketlerinin çatışmaların hiç birine romanında yer vermez. Halk neredeyse yoktur, Kuntay için zavallı acınacak insanlar ve fakirler vardır ama halk yoktur. Oysa direniş gösteren bir halk var, polisi jandarması ile çatışan bir halk, bu halk. Kuntay’ın çürüyen tablosunda serpilip gelişen ve geleceğin tohumları olarak yer tutmaz. Kuntay için bu değersizdir.

Fethi Naci romana ve romanın yazarına dair şu ilginç saptamayı yapar: ” Kuntay kimi eksikliklerine rağmen döneme ilişkin elinde biriktirdikleriyle bize öyle geniş bir panorama sunar ki, romanın başarısı Kuntaya’a rağmen bir başarıdır” (age)

Mithat Cemal Kuntay bildiklerini anlatması aktarması anlamında kendine bir yol çizer. Anlattıklarına ilişkin tarihsel nedenler, ekonomi politiğin, bilimsel değerlendirmeleri beni ilgilendirmez diyen bir yanı vardır.
Bir okuyucu olarak Kuntay’ın tercihine saygısızlık edemem, neyi eksik bırakıp ve ya öne çıkardığı onun tercihidir. İsteyen kendine göre bir eksen üzerinden okuma yapabilir. Fakat olumsuz eleştirileri bir yana bırakarak söylemeliyim ki, Kuntay’ın gözlem gücüyle ortaya koyduğu bu eser “Üç İstanbul” roman tarihimizin en önemli eseri olarak yerini hep koruyacaktır.

Romanı güçlü kılan, roman içinde Adnan, Hidayet, Moiz ve Belkıs karakterlerinin kaderleri, ülkenin kaderiyle birlikte üç dönem içinde önce çöküşe ardından yükselişe ve yeniden çöküşe sürüklenen bir paralellik içinde verilmiş olmasıdır.
Her dönemin adamı olmaya çalışan Adnan’ın İttihat ve Terakki ile başlayan yükselişi, başından beri uyumlu olmadığı, İstibdat’ı temsil eden Belkıs’la gerilimi daha da artar.
Sevgiden yoksun, bütünüyle çıkara dayalı ilişkileri yaşadıkları son derece lüks konağı bile, soğuk gri, resmi bir havaya dönüştürür.
” Eğer seni aldatmıyorsam, bu sana değil kendime duyduğum saygı gereğidir” der.
Belkıs bunu iki ayrı, bir birine zıt , ait oldukları sınıfları vurgulamak için söyler.
Adnan Belkıs’a vurgundur, Belkıs çok güzel alımlı bir Osmanlı kadınıdır, Adnan onun karşısında her zaman eziktir. Ve bir gün Adnan’ı terk edip aristokrat bir Rus Prensi ile evlenir. Eşini beğenir çünkü onda Adnan da olmayan bir şey vardır, derisinden kıyafetine kadar taşıdığı şıklık. Romanın bir yerinde, Belkıs kendisine verilen görevi hak ettiğine inandığı biri için nedenini, “çünkü sofrada yemeğini edepli yiyor” diyerek dile getirir.
Ama kader Belkıs’ı, tarihin sayfasına, önce Amerika da çorap paketçisine çevirip bir akşam iş çıkışı banyosunu yapıp ardından güzel yatağında gazı açıp uzanarak sonsuz uykusuna dalan kadın olarak çizer.

Romanın başlarında, sevimliliği vefalılığı ile bilinen Moiz, İsdibdat döneminde Avrupa ya gider ne yaptığı silik biçimde aktarılır, fakat öncesinde bir akşam balosu da karısı Raşel’i Adnan ile tanıştırır ve gecenin ilerleyen bir saatinde Moiz, hep birlikte bindikleri bir araçtan iner Adnan’la karısı Raşel’i baş başa bırakır.

İstibdat döneminde Selanikte avukatlık yapan Moiz, sahte evraklar hazırlayarak hem sigorta şirketlerinden, hem de mali kazaya uğrayan tüccarlardan para alır. İttihat ve Terakki zamanında İttihatçı olur Suriye ile altın kaçakçılığı, Almanlar’la ithalat… Karısını ortaklarına peşkeş çeker serveti korkunçtur. Yenilgiden sonra İtalyan olur, servetini kaybeder ve intihar eder.

Olaylar konuşmalar hep yalılarda , konaklarda şaşalı salonlarda geçer. İstibdat döneminde Hidayetin yalısında, İttihat ve Terakki döneminde Adnanın konağında, mütareke döneminde de Naşit’in salonunda. İnsanlar değişmez hep aynı insanlar değişen şartlarla birlikte değişip farklı bir kılıkla karşımıza yeniden çıkarlar. Bunlar her dönemin insanlarıdır.
Adnan her şeyin merkezinde kendisini görmek ister, kendisinin herkes tarafından önemsenmesini ve kendisi hakkında konuşulmasını ister, Gorki’nin küçük burjuva için söylediği ” küçük burjuva, her düğünde damat her cenazede ölü olmak ister” sözü gelir aklıma. Herkesi aşağı gören Adnan aşağı bulduğu her insanda kendisinde olmadığını düşündüğü şeyleri bulur, Şair Raif namuslu adamdır, Raif i beğeniyor ama onun gibi olmak işine gelmiyor. Hidayet’i hem beğenmiyor hem de onun gibi olmak istiyor, çırpınıp duran bir adamdır Adnan. Sahip olduğu hiç bir bilgi hayatla savaşmak için gerekli değildir, kişisel yükselişine yarayacak araçtır sadece. Velhasıl roman böyle sürer gider.
Kuntay bu romanında yarattığı baş karakterlerin çatışmalı özelliklerini ustaca vermiş olması bile romanı adıyla anılmayı hak ediyor.

Tags: Hep riyânın çirkefiKuntayMithat Cemal KuntaySisTevfik FikretÜç İstanbul
Murat Kamböre

Murat Kamböre

Next Post
Narsistlik Yeni Moda

Narsistlik Yeni Moda

ORJİNAL TABLO SATIN AL

Recommended

Sosyal Medyanın Aile ve Çocuk Üzerinde Etkileri

Sosyal Medyanın Aile ve Çocuk Üzerinde Etkileri

2 yıl ago
sevgil’im

sevgil’im

2 yıl ago

Popular News

Plugin Install : Popular Post Widget need JNews - View Counter to be installed

Site Links

  • Oturum aç
  • Kayıt akışı
  • Yorum akışı
  • WordPress.org

About Us

We bring you the best Premium WordPress Themes that perfect for news, magazine, personal blog, etc. Check our landing page for details.

  • Hakkımızda
  • Advertise
  • Careers
  • Contact
  • Contact

© 2024 Platin Tech - Platin Tech Platin Tech.

No Result
View All Result
  • Home

© 2024 Platin Tech - Platin Tech Platin Tech.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Nasıl Yardımcı olabiliriz ?
Go to mobile version