C- Çanakkale Tahkimatı

33 mil uzunluğunda 5.000 metre genişliğinde olan Çanakkale Boğazı üç boğumdan oluşur. Bunlardan birincisi methalden (boğaza giriş yerinden) Kepez burnuna kadar devam eder. Burası büyük ve geniş bir torba gibidir. İkinci boğum Kepez burnundan Kilidülbahir önündeki en dar yere kadar gelir.
Üçüncü boğum ise Kilidülbahir’den Marmara Denizi’ne kadar devam eder. Boğazın en geniş yeri 7.500 metre ile Erenköy bölgesindedir. En dar yeri ise Çanakkale şehrinin bulunduğu yerde 1300 metredir. Derinlik 45 ile 100 metre arasında değişmektedir. Su üstünde vasatı olarak 1.5 mil süratte akıntı vardır. Bölgenin tahkimatı bu coğrafik yapıya ve şartlara uygun olarak hazırlanmıştır.
Çanakkale Boğazı eskiden beri tahkim edilmişti, ama bu tahkimatın gelişen teknolojiye ayak uydurabildiğini söylemek mümkün değildir. Mevcut tahkimatın ağırlık noktası Çanakkale Boğazı’nın her iki kıyısındaki tabyaların ateş hedefi sadece Ege Denizi yönündeydi. Bu yüzden engeli aşacak olan filo, tabyaları arkadan ateş altına alabilirdi. Çanakkale, karadan yapılacak saldırılara karşı daha zayıf bir durumdaydı. Kara saldırılarının savuşturulması için sadece Bolayır mevkiinde tahkimat mevcuttu. Buradaki üç tabya ve ara tabyalardan bir miktarı yarımadayı Doğu’dan gelebilecek bir saldırıya karşı koruyabilirdi.
1914 yılının Ağustos ayının başında savaş Osmanlı Devleti’ni de tehdit etmeye başlayınca başkomutanlık Çanakkale’deki mevcut kuvvetleri takviye etme kararı aldı38 ve Tekirdağ’da bulunan 3. Kolordunun Gelibolu’ya
gönderilerek Çanakkale çıkarmalarına karşı görev almasına karar verildi. Kolordunun komutanı Balkan Savaşı’nda (Yanya’da) savunması ile adını duyurmuş olan Tuğgeneral Esat (Bulkat) Paşa idi. Kolordunun kurmay
başkanlığını Kur.Yarbay Fahrettin (Altay) yapıyordu. 3. Kolordu 19. Tümenin başında ise Kur.Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk) vardı.
Ancak Çanakkale’deki esas savunma hattı 1914 Eylül ayında Boğaz tahkimat görevi kendisine verilen Alman Amiral V. Usedom ve Çanakkale Müstahkem mevki komutanlığına getirilen Tuğgeneral Cevat (Çobanlı) Paşa
tarafından hazırlanan plana göre yapıldı.
Bu planda en çok önem verilen ve üzerinde durulan nokta merkez grubunun karşısında Boğaz giriş istihkâmlarının düşebileceği endişesiydi. Bu itibarla ilk olarak 4 torpido iki koruma gemisi ve bir uçak birliğinden oluşan hafif filo müstahkem mevki komutanlığı emrine verildi.
Boğaz önünde her gemi 24 saat İmroz-Limni hattında karakol yapmakla görevlendirildi. 6 Eylül 1914’te bu filodan Aksihar torpidosu Boğaz dışına çıkınca iki İngiliz harp gemisi tarafından durduruldu ve Boğazın abluka
altında olduğu, hiçbir geminin boğazdan dışarıya çıkamayacağı kendisine bildirildi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, Boğazı 27 Eylül 1914’te resmen seyrusefere kapattığını duyurdu.
Yapılacak bir deniz saldırısına karşı ileri savunma topçu mevzii olarak, 15 ten 28 cm. çapına kadar 19 top ile eski sistem mantelli toplar Gelibolu Yarımadası’nda Seddilbahir, Ertuğrul bataryalarına, Anadolu yakasında da Kumkale, Orhaniye tabyalarına yerleştirildi. Bunlar muhtemel taarruz sırasında düşmanı oyalayacak ve baskıları engelleyecekti. Kısa bir süre sonra girişteki ateş gücü 6 havan ve 4 mantelli topla güçlendirildi.
Kepez-Soğanlıdere hattı ile Nara-Değirmendere arasındaki bölgede Boğazın iki kıyısında ise asıl mevziler ve tahkimat bulunuyordu. Çanakkale’nin kuzeyinde Nara ve Mecidiye, Güneyinde Çimenlik, Hamidiye tabyaları ve Kepez Burnunun güneyinde Dardanos tabyası yer almıştı. Gelibolu Yarımadası’nda ise Kilitbahır’ın kuzeyinde Değirmendere, Güneyinde Namazgâh, Hamidiye ve Mecidiye tabyaları vardı. Bu tabyalarda en büyüğü
35’5 lik olmak üzere toplam 137 adet top bulunuyordu.
Girişi kapatacak bataryalarla merkez tabyaları arasındaki boşluğu kapatmak üzere 24 adet 15’lik obüs, 10 adet 21’lik havan ve 8 adet de 12’lik top konmuştu.
Bunlarla düşman donanmasının uzaktan serbestçe merkez tahkimatını ateş altına alınması önlenecekti.
Çanakkale’deki mevcut mayın hatları da takviye edilmişti. Kasım 1914’te 191 müsademeli mayından ibaret olan 5 mayın hattı varken 13 Mart 1915 itibariyle mayın adedi 344’e, mayın hattı sayısı da 11’e yükseltildi. Mayınlar
sayıca az olduğu için 70-80 metre ara ile dökülmüştü.
Bu tesir bakımından amaca uygun değildi.
Mesafenin kısaltılması için serseri mayınların kullanılması düşünülüyordu. Mayın hatlarını torpil arayıcı gemilere karşı müdafaa etmek için harp gemilerinden çıkarılan küçük toplarla, eskiden Çanakkale’de mevcut mantelli
adi Krup ve Nordanfiltlerden set bataryaları teşkil edildi. Bunların büyük kısmı Kepez, Soğanlıdere, Havuzlar deresi mıntıkasında bulunuyordu46. Batarya mevzilerinin denizden keşfini zorlaştırmak ve aynı zamanda donanmanın açacağı ateşi üzerine çekmek için mevzilerin etrafına kara barut dumanına benzer kutular yerleştirilmişti.
Öte yandan İngiliz mayın tarama gemileri tarafından temizlendiğ düşünülen sahalara da yeniden mayın dökülmesine çalışılıyordu. Bu amaçla Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Paşa, Kepez ilerisindeki mayın hatlarında açılan gedikleri kapatmak için hazırlığa başladı ve 17/18 Mart gecesi görevli mayın komutanı Binbaşı Hafız Nazmi Bey’e harita üzerinde izahatta bulunarak eldeki son mayınlardan 26 tanesini Nusret mayın gemisi ile düşman gemilerinin Rumeli tabyalarını ateş altına almaya çalıştığı Karanlık Limanda,
Sivrihisar torpidosu da sahilden bir kilometre açıktan 18 mayını Tekir deresi ile Domuzdere arasında denize döktü.
Ancak alınan önlemler bazı Alman gazeteleri tarafından yetersiz bulunuyor ve Türkiye aleyhine yazılara yer veriyordu. İşte böyle bir ortamda Çanakkale’yi ziyaret eden Golç Paşa51 “Artık iş Çanakkale’de. Ben beş gün
orada bulundum ve çok iyi intibalarla döndüm. Alman gazetelerinin ortada hiçbir sebep olmaksızın kendi müttefikleri olan bir hükümete dair en fena haberleri yazmaları hayrete şayandır. Bugünkü değerlerle ölçüldüğü taktirde, Çanakkale’deki tabyaların pek kuvvetli ve modern olmadığı aşikârdır. Bununla beraber bunlar tamamıyla kullanılabilecek bir halde olduğu gibi, büyük bir maharetle ve her türlü vasıtaya müracaatla takviye edilmiş olduklarından müdafaa kabiliyetini tamamıyla haiz bulunuyorlar. Çanakkale müdafaasında bizim Alman Amiralleri ile zabitlerinin ve keza deniz topçusunun Türklerle sıkı bir surette ve tam bir ahenk dahilinde çalışması da çok faydalı olmuştur. Berlin’de bizim için endişe etmeye ve kafaları yormaya hacet yoktur” diyerek alınan önlemlerin yeterli olduğunu belirtir.
Fakat cephane yetersizliğinin de altını çizerek “eğer cephane kalmazsa o vakit tabii iş işten geçmiş olur” der.
D- 18 Mart Öncesi Çanakkale’ye Yapılan Öncü Taarruzlar bundan sonraki yazımız.






