A. Kayınbiraderiyle Bir Olup Kocasını Öldüren Yengeler
Âşık tarzı destanlarda yengesiyle evlenmek isteyen kayınbirader, kendi kardeşini yani yengesinin kocasını öldürmektedir. Böylece levirat geleneğine göre yenge, ölen kocanın kardeşiyle evlendirilecektir. Levirat geleneğinin uygulanacak oluşu, ele alınan destanlardaki kayınbirader-yenge ilişkisinin ensest olarak
nitelendirilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Çünkü kayınbiraderle yenge arasındaki ilişki yengenin kocası hayattayken yaşanmaya başlamaktadır. Kayınbirader ve yengenin söz konusu öldürme edimini gerçekleştirirken iş birliğin yapmış olması da bu durumu açıklamaktadır. “Lâdikte karısına göz dikip kardeşinin karnını bıçakla Boy boya yaran katilin destanı”nda karısıyla birlikte olan kardeşi tarafından öldürülen Ahmet‟in hikâyesi anlatılmaktadır. Destanda Ahmet‟in ölümünde, Ahmet‟in karısının da payı olduğu söylenmektedir:
Kardeşe dedim ki kıyma canıma
Derin derin baktı bizim hanıma
İkinci bin oldu geldi yanıma
Karımla kardeş kıydı canıma
Kardeş düşman olmuş peşimde gezer
Karımda ilerde hileyi düzer
Muzaffer duyunca destanı yazar
Kardeş nasıl kıydın tatlı canıma (Kurt 1)
Destanlarda yengenin kayınbiraderle iş birliği içerisinde olması dolayısıyla, yengenin kayınbiraderle
birlikteliğinin zorunluluktan ziyade her iki tarafın da isteği ile gerçekleştiğini söylemek mümkündür.
Oysa levirat geleneğinde iki tarafın da istekleri göz önünde bulundurulmamakta, daha çok leviratın işlevselliği ön planda tutulmaktadır.
Oysa levirat geleneğinde iki tarafın da istekleri göz önünde bulundurulmamakta, daha çok leviratın işlevselliği ön planda tutulmaktadır.
Destandaki “Karı için bir kardeşe kıyılmaz” dizesi cinsiyetçi bir ifadeyi çağrıştırırken bir kadın için kişinin kardeşinin canına kıymayacağı düşüncesi kadını küçümseyen ataerkil bir yaklaşım içermektedir. Bu dizenin ardından da “Yazık olsun gör şeytana uyulmaz” dizesi gelmektedir. Ayrıca “Sivasta Yenge için Kardeşini İple Boğan Kardeş Katili‟nin DESTANI”nda da benzer dizelere rastlanmaktadır: “Avrat için girme kardeş kanıma”, “Ne yaptın ey zalim şeytana uydun” (Akan 1). İki destanda da benzer ifadelerin kullanılışına ba
kılarak bu kalıp sözlerin kayınbirader-yenge ensesti temalı destanlarda tekrarlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kayınbaba-gelin ensestinde kocanın, eşi için hiçbir olumsuz ifade kullanmayışını eşini suçlu olarak görmemesiyle açıklamak mümkünken bu destanda Ahmet‟in eşini suçladığı açıkça görülmektedir. Öyle ki Ahmet‟in ağzından, karısı ve kardeşi aynı şekilde “zalim” olarak adlandırılmaktadır:
Bu feci cinayet her yerde duyuldu
Zalim kardeş kardeş katili oldu
O zalim karıda yardımcısı oldu (Kurt 1)
Görüldüğü gibi, kayınbaba-gelin ensestinde kadın pasif ve masum olarak gösterilirken bu bölümde incelenen âşık tarzı destanlarda işlenen kayınbirader-yenge ensestinde kadın etkin ve suçlu olarak konumlandırılmaktadır.
“Sivasta Yenge için Kardeşini İple Boğan Kardeş Katili‟nin DESTANI”nda da kayınbiraderle yengenin birlik olduğu ve kayınbiraderin, kardeşini öldürdüğü anlatılmaktadır:
Karımla kardeşim birlik oldular
Kolumdan belimden iple sardılar
Duyanlar bu hale hep ağladılar
Katıldı vücudum görün ağlayın
İki haydut birden üstüme çöktü
Namussuz kardeşim ipimi çekti
Kim derdi başıma bu gelecektir
Başıma geleni duyun ağlayın
[…]
Hele şu avrada acep ne oldu
Beş yıllık erini ölüme saldı
Beni öldürmekle ne fayda buldu
Bu hain karımı görün ağlayın
(Akan 1)
Aynı şekilde bu destanda da kadının, hem kayınbiraderiyle ensest yaşadığı hem de kocasının ölümünde payı olduğu gerekçesiyle “haydut” ve “hain” olarak kötülenmektedir. Bu noktada kadının ensest sonucu mağdur olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Hatta hem aldatıldığı hem de öldürüldüğü için erkeğin mağdur olduğunu söylemek mümkündür.
Çalışmanın önceki bölümlerinde âşık tarzı destanlarda görülen kayınbaba-gelin ensesti kocanın yokluğuyla ilişkilendirilmiştir. Aynısını âşık destanlarındaki yenge-kayınbirader ensesti için söylemek mümkün değildir. Çünkü kayınbaba-gelin ensestini anlatan hikâyelerde ve türkülerde gelinin kocasının askere gittiği ya da çalışmak için başka bir yere gidip uzun bir süre karısının yanında olmadığı dile getirilirken yukarıda örnek verilen âşık destanlarında kocanın yokluğuna dair bir bilgi yer almaz.
Çalışmanın önceki bölümlerinde âşık tarzı destanlarda görülen kayınbaba-gelin ensesti kocanın yokluğuyla ilişkilendirilmiştir. Aynısını âşık destanlarındaki yenge-kayınbirader ensesti için söylemek mümkün değildir. Çünkü kayınbaba-gelin ensestini anlatan hikâyelerde ve türkülerde gelinin kocasının askere gittiği ya da çalışmak için başka bir yere gidip uzun bir süre karısının yanında olmadığı dile getirilirken yukarıda örnek verilen âşık destanlarında kocanın yokluğuna dair bir bilgi yer almaz.
B.Kocasının Ölümünden Sonra Kayınbiraderiyle Evlendirilen Yengeler bundan sonraki yazımız.






