<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Toplum &#8211; İmgazete</title>
	<atom:link href="https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/haber/toplum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<description>SosyoEkonomik Kültür&#38;Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Sep 2024 02:36:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/wp-content/uploads/2024/01/cropped-imgazete-logo5-32x32.jpg</url>
	<title>Toplum &#8211; İmgazete</title>
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SEVGİ NEYDİ? SEVGİ EMEKTİ…</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/sevgi-neydi-sevgi-emekti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 02:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[İMSİNEMA]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kapıitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/?p=988317</guid>

					<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; Her gün birçok TV kanalında tüm gün kadın erkek ilişkilerinin ailelerin trajedilerini resmeden programlar izlemek zorunda kalıyoruz. Genellemeye doğru giden toplumun gerçekleri gibi sunulan değerlendirmeler çoğunlukla havada kalan gerçeklikten uzaklaştıran popülist söylemlerdir. Şurası bir gerçektir ki; Türkiye gibi dinamik nüfusa sahip, çok katmanlı kültürel yapıya sahip ülkelerde toplumsal sorunların hukuk ve eğitim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her gün birçok TV kanalında tüm gün kadın erkek ilişkilerinin ailelerin trajedilerini resmeden programlar izlemek zorunda kalıyoruz. Genellemeye doğru giden toplumun gerçekleri gibi sunulan değerlendirmeler çoğunlukla havada kalan gerçeklikten uzaklaştıran popülist söylemlerdir. Şurası bir gerçektir ki; Türkiye gibi dinamik nüfusa sahip, çok katmanlı kültürel yapıya sahip ülkelerde toplumsal sorunların hukuk ve eğitim ile kısa sürede çözümü zordur. Bunu bir kenara koyarak tabloya bir başka açıdan bakacak olursak; Post-modern çağın insana sunduğu sınırsız teknoloji imkanları, internette iletişim odaları, arkadaşlık ve evlilik siteleri, erişim olanakları ve pek çok görünürlüğe teşhire dayalı akıl çelici seçenekler artık kadın erkek ilişkilerinde de belirleyici rol üstlenen güce sahip. İnsanlar da neredeyse tek kullanımlık atılan ürünler gibi. İlişkiler çıkmaza girdiğinde kolayca son verilip yeni seçeneklerin arayışı gitgide daha çok kabul görür oldu.</p>
<p>Timothy Bewes, “Cynicism and Posmodernity” ve “Cultural Capitalism” adlı kitaplarında bu durumu <strong>“anlamın</strong><strong> yok olduğu ya da anlamlı sözlerin olanaksızlaştığı bir topluma doğru gidiş”</strong> olarak tanımlıyor. Bunun adını da kapitalizmin insanlar arası ilişkilerde yarattığı tahribatı tanımlamak için <strong>“Thingification/Şeyleşme ya da Özneleşme”</strong> olarak koyuyor. Bewes, özneleşme tanımlaması üzerinden genel olarak “Tüm insan ürünlerinin ve bireylerin nicel bakımdan birbiriyle karşılaştırılabilir mallara/eşyalara dönüştürülmesi; insanlar arasındaki nitel bağlantıların yok olması; özel yaşam ile kamu yaşamı arasındaki mesafe; kişisel sorumluluğun kaybı ve insanların, rasyonelleştirilmiş bir sistemin onlara yüklediği görevleri yerine getiren kimselere indirgemesi; bütün bunlar sonucunda kişiliğin uğradığı deformasyon, insani temasların yoksullaşması, dayanışmanın kaybolması, genel bir kabul gören sanat eseri ölçütlerinin yokluğu, evrensel yararcı ilke olarak  deney ; farklı yaşam alanlarının birbirlerinden ayrılması, özellikle de tüm diğerlerinden bağımsız bir unsur olarak düşünülen üretim süreçlerinin kurduğu tahakküm sonucu sahici kültürün kaybedilmesi” gibi bir tabloyu gözlerimizin önüne sererek tüm insanlığı uyarma çabası içine giriyor.</p>
<p>Tüm modern çağa ayak uydurma çabasındaki ülkelerde değişik suretlerde yaygınlaşmayı sürdüren bu paçozlaşma en çok da “<strong>sevgi aşk bağlılık evlilik ve bir ömür boyu bir arada dengeli yaşama iradesi gösterme</strong>” kavramlarına zarar veriyor. Bireyciliğin yalnızlaştırdığı ileri kapitalist bazı batı ülkelerinde gecelik partner bulma sitelerinde yalnızlığına teselli arayan insanlar öznelleşmenin kıskacında ihtiyaçlarına çareler üretmeye çalışırken, Paramount Pictures gibi dev film şirketleri Natali Portman ve Aston Kutcher oynadığı <strong>“No Strings Attached/ Bağlanmak Yok”</strong> filminde olduğu gibi özlem, kıskançlık, bağlanma, sevgiyle dokunma gibi insani duygu taşımadan her istediğin anda ve her ortamda ilişki kurabilme özgürlüğünü konu eden ve içgüdüsel dürtülere sınır çeken duygusal bağlılığın  insan beynindeki yazılımının silinmesini hedef alan filmleri piyasaya sürerek paçozlaşma olgusuna sırt vermekteler.</p>
<p>Kendi toplumumuza dönecek olursak kültürel olarak televizyon ve medya üzerinden beslenen büyük bir kitle var. Araştırma inceleme ve bilgi edinmeye yönelik yayınları okumaya yönelen kitlenin sayıca zayıflığı post-modern dönemin olumsuz unsurlarının insanı daha kolayca avucu içine almasına ve olayların gerçeklik boyutunu sağ duyuyla yargılayamamasına neden olmakta. Hatta iddia edebiliriz ki dizilerde, filmlerde ve gündüz kuşağı programlarında  çizgi dışı kadın erkek ilişkilerinin tüm örtülü yanlarının, çirkin olayların gündeme taşınması rol model olabilmekte ve ne yazık ki ya “bizden adam olmaz ne ahlaksız bir toplumuz” sonucunu hissettirerek öğrenilmiş çaresizlik ve kanıksama yaratmakta ya da gitgide aldatmaların çoğul çarpık birlikteliklerin, aşk adı altında insan hayatlarını yok etmenin yaygınlaşmasına kapı aralamaktadır. Tabanda sabahtan akşama değin bu programların başında hipnotize olmuş izleyen ciddi bir nüfus var. Üstelik izlenebilirliği ve etkiyi yükseltmek adına senaryolar gitgide daha da marjinalleşmekte.</p>
<p>Düne dönecek olursak Adile Naşit ve Münir Özkul’un <strong>“Bizim Aile, Neşeli Günler, Aile Şerefi, Çocuklarım, Aile Pansiyonu”</strong> gibi karıkoca tartışmalarına rağmen güçlü sevgi bağlarının resmedildiği filmlerden beslenen toplum uzunca bir süredir kadın erkek ilişkilerinin kirli yüzlerini ihaneti ve mücadeleleri cinayetleri izliyor. İşinden evine döndükten sonra ağırlıklı olarak tek eğlence ve bilgi kaynağı televizyon olan bir toplumda izlenenlerin insanların bilinç altına hiçbir şey taşımadığını ve etkisiz olduğunu söylemek hayali bir iyimserlik olur elbette.</p>
<p>Sevgi neydi? sorusuna Timothy Bewes’in bahsettiği post modern çağın öznelleşme kavramını tanımamış bir nesil yani sevginin emek vermek, vefa ve sahiplenmek olduğunu bilen “Biz” dilinin ne olduğunu daha iyi özümsemiş olan şimdilerde tahminen 60- 80’li yaşlarda olan  kuşak daha güzel bir cevap verecektir sanırım. Ne yazık ki günümüzdeki bazı veriler kadın erkek ilişkilerinin, iletişim ve ortak beraberce bir yol yürüme iradesinin gitgide bozulduğunu gösteren rakamlar içeriyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2021 yılı boşanma rakamlarına göre, geçen yıl yaşanan boşanma rakamları Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranını yakalarken, 2021 yılında 174 bin 85 çiftin boşandığı ifade ediliyor. Verilere göre, geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı 2020’ye göre yüzde 15,02 artarak 561 bin 710’a çıktı. Geçen yıl boşanma sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 27,46 artışla 174 bin 85’e yükseldi. 174 bin 85’e ulaşan boşanma sayıları Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranını yakaladı. Boşanmaların yüzde 33,6’sı evliliğin ilk 5 yıllık döneminde, yüzde 20,9’u ise 6-10 yılında gerçekleşmiş. Tablo üzücü olduğu kadar düşündürücü…</p>
<p>Anayasamızda 4709 sayılı kanunun 17. maddesi “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. Maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır” demekte. Anayasa’nın kurgusu içinde aile, öncelikle kamusal bir kurum. İki insan arasında serbest akitle kurulan bir özel hukuk ilişkisi olmaktan öte, devletin nüfus unsurunu oluşturan olan Türkiye toplumunun temeli olarak görülüyor. Bu sebeple korunması gereken bir kurum. Bu bağlamda medyanın, film ve reklam sektörünün ve dahi insan mühendisliği yapan diğer tüm yapıların önemli bir toplumsal gücü ve sorumluluğu olduğu konusunda vurgulama ve yaptırım gerekiyor.  Önemli bir kitle algısı yöneticisi olan kurumların toplumun huzuruna aileyi geliştirici, kadın-erkek dengesini genişletici, cinsiyet eşitliği ve modern dünyada iş-aile hayatının uyumunu arttırıcı üretimler sunması ve doğru bir dille aydınlatıcı bir üslup benimsemesine şiddetle ihtiyaç var. Bunun çözümü de belli; evlilik öncesi eğitimlerinin yasal zorunluluk haline getirilmesi ve etkili iletişim kültürünün kurumlar dernekler ve medya üzerinden yaygınlaştırılması. Yani sevgiye  ve değerlere emek  yatırımı yapılması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-988318 aligncenter" src="http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/wp-content/uploads/2024/09/Resim1.jpg" alt="" width="624" height="415" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİMİZE DAHA İYİ BAKABİLMEK</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/kendimize-daha-iyi-bakabilmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 01:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[İMKADIN]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji/Sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap okuyan toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Öncü kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çözülme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/?p=988307</guid>

					<description><![CDATA[Post modern denilen  ve  gerçeklik kavramının da pek çok kavram gibi tartışılmaya açıldığı, insanı ve “Biz” dilini esas alan kadim değerlerin post truth (gerçek ötesi) üzerinden ‘doğruların, hakikatlerin, olguların önemini yitirme noktasına geldiği simülatif (kurgu) gerçekliklerle  yer değiştirdiği yeni bir düşünce evreninde yaşıyoruz. Modadan müziğe, siyasetten sosyolojiye, sanattan iletişim teknolojilerine kadar tüm önemli alanlar daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Post modern denilen  ve  gerçeklik kavramının da pek çok kavram gibi tartışılmaya açıldığı, insanı ve “Biz” dilini esas alan kadim değerlerin post truth (gerçek ötesi) üzerinden <strong>‘doğruların, hakikatlerin, olguların önemini yitirme noktasına geldiği</strong> simülatif (kurgu) gerçekliklerle  yer değiştirdiği yeni bir düşünce evreninde yaşıyoruz. Modadan müziğe, siyasetten sosyolojiye, sanattan iletişim teknolojilerine kadar tüm önemli alanlar daha şekilsel, yeni kimliklere bürünüyor. Tüketim çağı dediğimiz bu evrede artık “görünüm” öze dair olan ne varsa hepsinden çok daha önemli. Bireyselliğin tümüyle vurgulanarak ön plana çıktığı tüketim sermayedarlarınca çizilen bu yol haritasında başlıca olarak fiziksel ve biyolojik ihtiyaçların sınırsızca karşılanması öngörülürken birey insanın topluma üretken aktif olarak artı değer katması gibi idealist fikirler, sevgi dayanışma vicdan merhamet toplum ve insan sevgisi gibi en olağan olmazsa olmaz duygular geri plana itilmektedir.</p>
<p>Bütün bu evrensel insani değerlerin hem en önemli taşıyıcısı hem de gelecek nesillere aktarıcısı olan kadın ise bu geçiş köprüsünde en önemli noktada durandır. Bu sebeple tüketim kültürünün en önemli hedefi olan da haliyle kadındır. Kadın kimliğinin akılcı ve doğru şekil alması toplum için çok önemlidir. Çünkü kadın toplumun ve değişimin değişik yüzlerini yansıtan bir aynadır. Ayna olmaktan da öte bu yapıyı biçimlendirendir.</p>
<p>Peki bu noktada günümüz kadını nerededir? Kendisini nasıl tanımlamaktadır yahut eleştirel bir bakışla en azından tanımlayabilmekte midir? Hem toplumu hem de kendisi için geleceğe dönük hedefleri planları nedir kadınımızın? Bilinçli kadın profilimiz nedir? Ve hangi ayaklar üzerinde durmaktadır?</p>
<p>Tanzimat’tan bugüne değin toplumun eğitimli aydın, öncü kadınları hep Anadolu kadınının toplumsal üretime daha çok katılması için idealist fikirler ürettiler kadının sosyal hayatta daha saygın ve etkin yer almasının bin bir mücadelesini verdiler, cemiyet çalışmaları yaptılar yardımlaşmayı esas aldılar, dergiler ve gazeteler çıkardılar, fikirler ürettiler , savaş döneminde ve sonrasında her alanda yer aldılar. Bu konuda daha önceki iki sayımızda bahsetmiştik. Aydın düşünen, bilgiyle donanımlı saygın kadınlar olarak her meslek sahasında ön planda söz sahibi olmanın gayretli örneklerini sergilediler. Cumhuriyet ideolojisi de kadını yuvaya bağlı olduğu kadar toplumun meselelerine kafa yoran okuyan düşünen sahalara inen bir kadın olarak tanımlamıştı. İlk kadın valiler, muhtarlar, ilk kadın doktorumuz, hukukçumuz, pilotumuz, sporcularımız, ressam kadınlarımız, sanatçılarımız milletvekillerimiz, akademisyenlerimiz böylelikle ortaya çıktılar. İlktiler öncüydüler coşkuluydular geleceğe dair topluma karşı  sorumluydular, sancılıydılar. Kadınımız için hep ötesini hayal etmişlerdi. Kız çocuklarının yüksek eğitimli, münevver, okuyan bilen aydın insanlar olarak topluma her sahada artı değerler kattığı bir toplumun düşlerini taşıyorlardı. Hepimiz için ciddi mücadeleler verdiler. Kadın tarihi araştırmalarına göz attığımızda verilen emekleri rahatlıkla görebiliyoruz. Bu noktada günümüz kadınları şu soruyu kendilerine sormalıdırlar. Toplumun geneli olarak bizler biz dili ve kaygısıyla daha güçlü yarınları yaratacak şekilde o kadınların   hakkını ödeyebilecek her türlü ciddi bir çabanın içinde miyiz?</p>
<p>Açıkçası, post modernist sanal düzlem üzerinde ilerleyen tüketim dünyası kadının böyle bir rolüyle ilgilenmiyor. Dahası moda ve güzellik sektörü ,medya ve sosyal iletişim ağları kadını önemli bir aktör olarak kullanırken sınırsız bireysel özgürlüğü ve dişi görünümün fiziksel  çekiciliğin ön plana çıkarıldığı uyarıcılarla kadını kapitalizmin hem tanrıçası hem de tüketici kölesi olmaya yönlendiriyor. Kadının aslında çok daha önemli olan aklı ve kişiliği arka plana atılarak kadınlığının etkileyici gücü ve entrikal yönü filmlerde sinema reklam, reality show adı altındaki kavga gürültü, iletişimsizlik ve yozlaşmayı gözler önüne seren kadın programları vb görsel ortamlara taşınıyor. Sık sık birbirinde mutluluğu bulamayan ve gayrimeşru ilişkileri tercih etmekte olan kimseler üzerinden yapılan sorun analizleriyle üstü kapalı ehveni şeri yeğ tutan bir bireysel özgürlük bireysel refah ve mutluluk ön plana çıkarılıp yalnızlık ve mutluluk bağıntısı kuruluyor. Oysa birey tek başınalığıyla, teklikte huzur ve mutluluk bulabilir mi? Aile ve yuva kavramı ile beraber biz dili gitgide terkediliyor aile bireyin sorunlarının kaynağı sevgisiz içi boş sahte bir kurum olarak gözler önüne seriliyor. Şayet  aklıselim düşünürsek günümüz insanına sürekli empoze edilen bu bireysel yalnızlık olgusuyla mutluluk bulabilmiş tek insan var mıdır? Gitgide yalnızlaşan bir birey her türlü negatif yönlendirmeye ve arayışlara hayal kırıklıklarına sonuç olarak da mutsuzluğa  açık olan bireydir.                     Birliğe biz olmaya bu kadar inanan bir kültürle yüzyıllardır mayalanmış bu toplumun  modern insanının yalnızlıkta kendini bulabilmesi mümkün müdür? Toplumun çözülmesi ve sosyal çöküş bireyin sınırsız özgürlüğünün ve  yalnızlığının üst düzeye çıkarılmasıyla daha da hızlanacaktır. Kadın ise toplumsal çözülmenin ve sosyal çürümenin  karşısında duracak en önemli varlıktır, toplumu güçlendirecek mayayı elinde tutandır, yolu yürütendir. Kadınımızın eğitimli aydın inançlı ve bilinçli olması şahsi bir mesele değil önemli bir ülke meselesidir. Bu sebeple kadınımız kendisiyle ve toplumla  ilgili meselelerin yakın takipçisi olmalı bununla da kalmamalı pudrasına fondötenine kişisel bakımına kadın programlarına ve dizilere  ayırdığı zamandan fazlasını bilgiye kültüre ayırmalı ve kendisine daha fazla ve daha iyi bakmalıdır.</p>
<p>Not: Uluslararası Yayıncılar Birliğinin raporuna göre kitabın toplumun ihtiyaç listesinde 235.nci sırada yer aldığı ülkemizde kadın okur sayısı % 3 gibi bir rakam farkıyla  erkek okurdan önde görünüyorsa   kitapların tercih niteliği %65 gibi bir oranla aşk romanları ,kurgu ve biyografik romanlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Araştırma inceleme kitaplarının okunurluğu ise %15 civarında görülüyor. Ortalama TV izleme süresi 6 saat olarak belirtilmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-988308 alignnone" src="http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/wp-content/uploads/2024/09/IMG_20230804_025537_713-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-988310" src="http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/wp-content/uploads/2024/09/IMG_20230729_002321-247x300.jpg" alt="" width="247" height="300" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özlem AKŞİT</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/ozlem-aksit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jun 2024 12:04:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[İMKADIN]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji/Sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Sosyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ve Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/?p=988052</guid>

					<description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi  İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı Bölümünde &#8221;Kadının Kimlik Sorunu ve Virginia Woolf‘un Feminizm Anlayışı” üzerine yüksek lisansını tamamladı. Kendisini  bir “Yol yürüyücüsü “ olarak tanımlayan Özlem Akşit artan  kadın cinayetleri ve toplumsal değer kayıpları yüzünden özellikle de kadın ve insan konusunda kaybettiğimiz değerleri ve  bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-988053 alignleft" src="http://imgazete.com.tr/ekonomi-haberleri/wp-content/uploads/2024/06/OZLEM-AKSIT-002-293x300.jpg" alt="" width="293" height="300" />Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi  İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.<br />
<strong>Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı</strong> Bölümünde<strong> &#8221;Kadının Kimlik Sorunu ve Virginia Woolf‘un Feminizm Anlayışı</strong>” üzerine yüksek lisansını tamamladı.</p>
<p style="text-align: center;">Kendisini  bir “Yol yürüyücüsü “ olarak tanımlayan Özlem Akşit artan  kadın cinayetleri ve toplumsal değer kayıpları yüzünden özellikle de kadın ve insan konusunda kaybettiğimiz değerleri ve  bir çok temel değeri  insanlarımıza  yeniden anlatabilme konusunda aktif mücadele veren  bir kalem, kadın ve kültür tarihi alanında araştırmacı yazar, İlişki ve evlilik  danışmanıdır .Bu alanda yazılmış altı kitabı vardır; Antikçağdan Günümüze Kadının Öyküsü, Lilith’den Malala ‘ya Kadının Adı Var, Kadınım; Virginia Woolf, Kıyısız Turnalardan Sesler, Beyaz Perdeden Topluma Bir Kadın Yaratmak, Dara Zindanından Çıkış.</p>
<p> TRT Haber, Beykent Üniversitesi, Ulusal Kanal  , Karadeniz TV, Cem TV, Uçankuş TV  ve Düzce TV’ye  Eskişehir TV  ve Babala TV ve Kayseri Kent TV gibi televizyon kanallarına kadın erkek ilişkileri ve iletişim sorunlarını  anlatmak adına   davetli konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’nin değişik illerinde kültür programlarında, öldürülen pek çok kadını   anma amaçlı etkinliklere konuşmacı olarak katılan yazar İstanbul TUYAP, CNR, İzmit Kitap Fuarı, Eskişehir Kitap Fuarı, Merzifon Kitap Fuarı, Van Kitap Fuarı, İzmir Kitap Fuarı ve Kayseri Kitap Fuarı, Sarıyer Edebiyat ve kültür etkinliklerinde yazar söyleşilerinde, çeşitli  kadın derneklerinin ve Beylikdüzü, Avcılar, Büyükçekmece Belediyelerinin etkinliklerinde ve Gelişim Üniversitesi&#8217;nde konuşmacı olarak yer aldı</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü “Yazarlar Okullarda” projesinde davetli konuşmacı yazar olarak görev aldı.</p>
<p>Özlem Akşit halen Farkettv Genel Yayın Yönetmenliği, belgesel  editörlüğü, İlişki  ve iletişim  danışmanlığı görevini ve kitap çalışmalarını  sürdürmektedir.</p>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!-- WP Optimize page cache - https://getwpo.com - page NOT cached -->
