<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>“Heldenballaden” &#8211; İmgazete</title>
	<atom:link href="https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/haber/heldenballaden/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<description>SosyoEkonomik Kültür&#38;Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Feb 2024 22:24:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.3</generator>

<image>
	<url>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/wp-content/uploads/2024/01/cropped-imgazete-logo5-32x32.jpg</url>
	<title>“Heldenballaden” &#8211; İmgazete</title>
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/ensest/kocasini-askere-ugurlayan-kadinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 22:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[“die numinose Ballade”]]></category>
		<category><![CDATA[“Heldenballaden”]]></category>
		<category><![CDATA[“novellistische Ballade”]]></category>
		<category><![CDATA[Ç. Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=50841</guid>

					<description><![CDATA[C. Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar Halk bilimci Ali Osman Öztürk, “Evrensel Bir Balad Kişisi Zalim (Kayın) Baba” başlıklı yazısında bir Almanca balad ile bir Türkçe türküyü “zalim kayınbaba” tipini ele alarak ensest teması bağlamında incelemektedir. Öztürk, “balad”ın “hikâyeli türkü” olarak anlaşıldığını, ana özelliğinin de anlatılan olay olduğunu belirtmektedir. Öztürk, belli söz kalıpları kullanılarak oluşturulan halk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-canvas-width="17.24564516129032"><strong><strong>C. Kocasını Askere Uğurlayan Kadınlar</p>
<p></strong></strong></p>
<div data-canvas-width="20.445">Halk bilimci Ali Osman Öztürk, “Evrensel Bir Balad Kişisi Zalim (Kayın) Baba” başlıklı yazısında bir Almanca balad ile bir Türkçe türküyü “zalim kayınbaba” tipini ele alarak ensest teması bağlamında incelemektedir. Öztürk, “balad”ın “hikâyeli türkü” olarak anlaşıldığını, ana özelliğinin de anlatılan olay olduğunu belirtmektedir. Öztürk, belli söz kalıpları kullanılarak oluşturulan halk baladını “içerik açısından „epik‟, dış yapı bakımından „lirik‟, anlatım biçimi açısından da „dramatik” olarak nitelendirmektedir (101).</div>
<div data-canvas-width="387.879677419355">Öztürk, balad varyantlarından yola çıkarak tip benzerliklerinin tespit edilmesinin gerekliliğini belirtmektedir:</p>
<div data-canvas-width="365.1474193548388">[B]ir yandan baladın değişebilirliği, diğer yandan da yapısındaki balladesk unsurların değişmezliği açısından bakılınca varyantlar, aynı zamanda türün gereklerini içeren ideal bir form (Zielform) etrafında</div>
<div data-canvas-width="378.3237096774193">dolanmaktadır. İşte, kuramsal olarak var kabul edilen ve aralarında genetik ilişki tespit ya da tahmin edilen birçok varyantın ait olduğu bu balad çekirdeğine balad araştırmaları „tip‟ adını vermektedir.<br />
„Tip‟ benzerliklerinin ya da özdeşliğinin tespit edilmesi belli bir dereceye kadar sübjektif olmakla birlikte, malzemenin bilimsel yönden değerlendirilmesi bakımından gereklidir. (102)</div>
<div data-canvas-width="252.84725806451613">Öztürk, tipe ait varyantların yayılma sahasının sınırlı olmadığına dikkat çekmekte ve zalim (kayın)baba tipini ele alarak karşılaştırmalı bir çalışma yapmaktadır. Bu bölümün temelini de Öztürk‟ün nitelendirmesiyle “zalim (kayın)baba” tipi oluşturmaktadır.</div>
<div data-canvas-width="257.4919354838711">Alman halk bilimci Erich Seeman, belirleyici motiflere göre baladları üç türe ayırmıştır:</p>
<p><strong>1. doğa üstü, mitolojik vb. konularıyla “die numinose Ballade”, </strong><br />
<strong>2. tarih konularıyla “Heldenballaden” ve 3. olarak en geniş grubu oluşturan “novellistische</strong></div>
<div data-canvas-width="302.5775806451615"><strong>Ballade”. </strong><br />
<strong>3. türe aşk, kaçırma, aile faciaları, çocuk katli, ensest, baştan çıkarma ve hırsızlık gibi konular girmektedir (aktaran Öztürk 102). Öztürk, üçüncü türe dâhil edilen Almanca ve Türkçe iki anonim baladı karşılaştırarak ensest temasının balad metinlerine nasıl yansıdığını ortaya koymaktadır.</strong></div>
<div data-canvas-width="18.91548387096774">
İki metinde de aynı ana motif görülmektedir. Vatanı için askerliğe giden oğul, karısını babasına emanet eder ve oğlunun yokluğunu fırsat bilen baba, gelinine göz koyar. Metinlerdeki diğer motifler değişkendir. Örneğin Almanca baladda kayınbaba, gelinini öldürürken Türkçe baladda böyle bir durum söz konusu değildir.</div>
<div data-canvas-width="396.0745161290322">Türkçe baladda oğul, askerlikten evine döndüğünde babasının karısını kendisine eş olarak aldığını öğrenmektedir. Oğul, babasının neden böyle bir şey yaptığını bilmek ister:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="138.4282258064516"><strong>Çantamı kuşandım asker mi sandın?</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="191.5824193548387"><strong>Çekilen bayrağı düğün mü sandın?</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="163.7985483870968"><strong>Askere gideni ölümü sandın?</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="242.99661290322592"><strong>Zalim baba nasıl aldın gelini? (Öztürk 106)</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="388.1041935483871"><strong>Baba, gelinini eş olarak almasını meşrulaştırarak oğluna cevap verir:</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="149.0366129032258"><strong>Bir emir geldi öldü dediler</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="162.80225806451614"><strong>Künyası şubeye geldi dediler</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="12.600967741935483"><strong>Elalmasın diye ben aldım, oğlum</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="290.1309677419356"><strong>Ak göğsün üstüne ben kondum oğlum (Öztürk 106)</strong></div>
<div data-canvas-width="290.1309677419356"></div>
<div data-canvas-width="408.64741935483886">Oğlunun babasına verdiği yanıt, oğlun bu durumu kabullenmediğinin ve babanın yaptığı açıklamalarda haklı bir gerekçesinin olmadığının göstergesidir:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="133.99403225806452"><strong>Pınarın başında çıksın o tursun</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="148.8682258064516"><strong>Gören yiğitlerin aklı yitsin</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="190.08096774193558"><strong>Babam sen almasın eller götürsün</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="242.99661290322592"><strong>Zalim baba nasıl aldın gelini? (Öztürk 106)</strong></div>
<div data-canvas-width="428.825806451613">Bu baladda gelinin arka planda kaldığı, ona çok fazla söz hakkı tanınmadığı görülmektedir. Gelin sadece bir dörtlükte asker kocasına suçsuz olduğunu, babasının elinden kurtulamadığını söyler:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="161.17451612903227"><strong>Karşıdan karşıya atılamadım</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="158.05935483870965"><strong>Kırıldı terazim tartılamadım</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="166.7312903225807"><strong>Kahırlı kahırlı söylersin asker</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="250.02677419354842"><strong>Babayın elinden kurtulamadım (Öztürk 106)</p>
<p></strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="217.80870967741942"><strong><em>Baba, bu kez gelini kötülemeye başlar:</em></p>
<p></strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="100.09209677419354"><strong>Pınarın başına çık</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="49.23919354838709"><strong>ar oturur</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="149.61193548387092"><strong>Gören yiğitlerin aklı yitirir</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="265.6867741935485"><strong>Oğlum ben almasam eller götürür (Öztürk 106)</strong></div>
<div data-canvas-width="431.32354838709676">Oğul, babasının bu sözlerine aldırmaz ve karısı ne yaparsa yapsın, babasının yine de onunla evlenmemesini yeğlediğini söyler. Oğul, karısının babasıyla evlenmiş olmasındansa onu ellerin götürmesine bile razı olmaktadır.</div>
<div data-canvas-width="425.5282258064516">Üçüncü kişi anlatımıyla dile getirilen Alman baladında doğrudan konuşma, gelinle oğla verilirken katil olan ve gelinine göz koyan babaya konuşma hakkı tanınmıyor. Öztürk, babaya konuşma hakkı tanınmamasını “</div>
<div data-canvas-width="142.55370967741936">[onun] kendisine emanet edilen insanı tuzağa düşüren bir kişi olarak değil de, sanki bu daha çok „emanete hıyanet‟ sorunsalını temsil eden biri kimliğinde ele [alınmasına]” bağlamaktadır (105).<br />
Buna karşılık Türkçe baladda, babaya söz hakkı tanınmakta ve balad daha çok baba ile oğul arasında geçen diyaloglardan oluşmaktadır. Dolayısıyla kayınbaba-gelin ensestinin kayınbaba ile gelin arasında değil, baba ile oğul arasında bir gerilime yol açtığı görülmektedir.</div>
<div data-canvas-width="238.38">İncelenen Türkçe baladın sonunda baba cezalandırılmamakla birlikte ilahî adalet tarafından cezalandırılması isteği dile getirilmektedir:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="212.53258064516135"><strong>Babam babam dedim ayrıldım senden</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="188.41112903225815"><strong>Babam sen bulasın datlı canından</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="196.87258064516132"><strong>Yarın mahşer günü hak divanından</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="240.76548387096776"><strong>Sorguya suale çekilin bir gün (Öztürk 106)</strong></div>
</div>
<div data-canvas-width="240.76548387096776">
<div data-canvas-width="42.48967741935482">Öztürk iki baladın da “savaş dolayısıyla evinden ayrılma zorunluluğu ve bu zorunluluk sonucu gelişen aile dramı”ndan söz ettiğini ancak sorunu ele alış biçimlerinin farklı olduğunu belirtmektedir. Türkçe baladda ana sorun dramatize edilerek ilgili kişiler karşılıklı söyleştirilmişken Almanca baladda ilgili kişiler karşı karşıya getirilmemiş, soruna dikkat çekilerek olay öyküleştirilmiştir (Öztürk 109).</div>
</div>
<div data-canvas-width="387.879677419355">
<div data-canvas-width="42.48967741935482">Öztürk iki baladın da “savaş dolayısıyla evinden ayrılma zorunluluğu ve bu zorunluluk sonucu gelişen aile dramı”ndan söz ettiğini ancak sorunu ele alış biçimlerinin farklı olduğunu belirtmektedir. Türkçe baladda ana sorun dramatize edilerek ilgili kişiler karşılıklı söyleştirilmişken Almanca baladda ilgili kişiler karşı</div>
<div data-canvas-width="460.2019354838711">karşıya getirilmemiş, soruna dikkat çekilerek olay öyküleştirilmiştir (Öztürk 109).</p>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="89.86258064516127"><strong>Kaleden kaleye atılamadım,</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="197.85483870967744"><strong>Kırıldı kanadım tartılamadım (159)</strong></div>
<div data-canvas-width="372.3740322580646">Köse, bu bozlakla ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmaktadır: “Nitekim Yusuf öldü haberinin gelmesi üzerine karısıyla evlenen babasına „yanındaki kadının, kendi karısı olduğunu‟ belirten bir dörtlük söylemekle yetinir. Olayda iyi ya da kötü bir sonuç, belirtilmemektedir” (160). Ancak dörtlükten sonra gelen “Kaleden kaleye atılamadım / Kırıldı kanadım tartılamadım” dizelerinde söyleye</div>
<div data-canvas-width="110.06903225806448">nin duyguları ifade edilmektedir. Atılmak sözcüğü, Yusuf‟un askerliği ile ilişkilendirildiğinde saldırmak,</div>
<div data-canvas-width="472.9151612903225">hücum etmek anlamıyla ele alınmalıdır. İkinci dizedeki tartılmak sözcüğü de mecaz anlamıyla düşünüldüğünde kendini tartmak, bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek demektir. Kanadı kırılmak deyimi ise genelde kolu kanadı kırılmak biçiminde kullanılmakta ve bir şey yapamayacak duruma gelmeyi, çaresiz kalmayı ifade etmektedir. Bozlaktaki iki dize bu şekilde düşünüldüğünde Yusuf‟un, karısıyla babasının evlendiği haberini askerdeyken aldığı düşünülebilir. Haberi alan Yusuf çaresiz kalmış, ne yapacağını bilememiştir, öyle ki kaleden kaleye saldırıya geçememiş, askerlik görevini yerine getirememiştir. Dolayısıyla olayda iyi ya da kötü sonuç belirtil mediğini söylemek yanlış olacaktır.</div>
<div data-canvas-width="67.29870967741935">Sarı buğday-darı ve gelin-karı analojisi incelendiğinde gelin ve karı (eş) terimlerinin halk arasında ne ifade ettiği ortaya konacaktır. Darı, buğdaygillerden bir bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumudur. Sarı buğday ve sarı darının renk ve biçim olarak benzerliği düşünüldüğünde birbiriyle karıştırılması muhtemeldir. Yine de burada bu iki bitkinin tercih edilmesi sadece bu sebepten değildir. Buğday ve darı toprak, üretim ve bereketle ilişkilendirilmelidir. Anne arketipi de doğuran, bakıp büyüten, bereket ve besin sağlayan “annelik” özellikleri ile ilgilidir (Dört Arketip 22). Bu noktada kadının üreten ya da doğuran “anne” kimliği ön plana çıkarılmaktadır.</div>
<div data-canvas-width="60.64741935483869">Kayınbaba-gelin ensestinin anlatıldığı türkülerden biri de “Allı Gelinim” türküsüdür. İbrahim Ethem Yağcı</div>
<div data-canvas-width="36.7224193548387">tarafın dan, Marçal dağı Yörüklerinden derlenen türkü Muğla ve çevresindeki köylerde az bilinen türkülerdendir:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="176.80645161290332"><strong>Pınarın başında söylenen sözler</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="184.69258064516129"><strong>Baba sende yok mu utanır yüzler</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="120.70548387096773"><strong>İnsan evladın yolunu </strong><strong>mu gözler</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="179.61290322580652"><strong>Gelinim gelinim allı gelinim (2)</p>
<p></strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="209.76822580645165"><strong>Ambardaki buğdayları darı mı sandın</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="193.4627419354839"><strong>Baba bu allı gelini garın mı sandın</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="208.30887096774202"><strong>Gahırlı gahırlı söylenme aslan oğlum</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="211.70467741935497"><strong>Deyus bubanın elinden gurtulamazsın</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="8.336026612903224"></div>
<div data-canvas-width="8.336026612903224">
<div data-canvas-width="408.6333870967743">Türkünün yer aldığı İnternet sayfasında türkünün konusu ile ilgili şunlar yazılıdır: “Genç bir gelinin, kayınbabası tarafından sıkıştırılması sonrası yaşanan acıklı bir olaydan doğduğu rivayet edilmiştir.<br />
Kayınbabası, oğlunun askere gitmesinden yararlanarak, gelinine ahlak dışı tekliflerde bulunur. Gelin, psikolojik bunalıma girer, derdini kimseyle paylaşamaz ve tarım ilacı içerek intihar eder”.</div>
</div>
<div data-canvas-width="219.28209677419355">Türküdeki ilk dörtlük askere giden oğul tarafından söylenmiştir. Oğul, bu dörtlükte babasına “ Baba sende yok mu utanır yüzler” diye seslenmektedir. İkinci dörtlükteki ilk iki dize oğlun, son iki dize babanın ağzı</div>
<div data-canvas-width="143.52193548387098">ndan söylenmiştir. Ensest “Baba bu allı gelini garın mı sandın” dizesinde kendini açıkça göstermektedir.</div>
<div data-canvas-width="429.97645161290313">Üçüncü ağızdan üretilen bu türküde baba, oğlunu “aslan” olarak yüceltirken kendini “deyus” diyerek olumsuzlamaktadır:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="214.7496774193549"><strong>“Gahırlı gahırlı söylenme aslan oğlum</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="218.20161290322594"><strong>Deyus bubanın elinden gurtulamazsın”</strong></div>
<div data-canvas-width="193.8977419354839">Türküdeki “allı gelin” ifadesi “al” sözcüğünün göndermeleriyle birlikte düşünülmelidir. “Allı gelin”, al rengin gelinliğin ve duvağın rengiyle ilgili olmasından dolayı yeni evlenmiş gelin anlamına gelmektedir.<br />
Al sözcüğü, “göz alıcılık, dikkat çekicilik” (Bayraktar 149-150) anlamıyla okunduğunda kayınbabanın,</div>
<div data-canvas-width="471.2172580645161">gelinine duyduğu ilgiyi gelinin çekiciliğiyle açıklamak mümkündür. Ayrıca kırmızı renk, “eril hareket ilkesini, ateşi, hükümdarlığı, aşkı, hazzı, gelin ve evlilikle ilgili birtakım hususları ifade eder” (Çoruhlu 186). Kırmızı, güç ve iktidar ilişkisi içerisinde düşünüldüğünde genç, taze ve göz alıcı bir gelinle birlikte olmanın erkeğin iktidarının da bir simgesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</div>
<div data-canvas-width="440.93564516129027">“Merzifonda Öz Gelinine Göz Koyupta Asker Evlâdını öldüren Katil Babanın Destanı”nda yeni evli geliniyle birlikte olan kayınbabanın askerden izne gelen oğlu Rıza‟yı öldürmesi anlatılmaktadır. Rıza‟nın ağzından olay şu şekilde destanlaştırılmaktadır:</div>
<div id="pageContainer78" class="page" data-page-number="78" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="154.2846774193549"><strong>Askerden yeni geldim izine</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="162.9706451612903"><strong>Babam bakmaz oldu yüzüme</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="180.3566129032258"><strong>Babam arayı düzmüş öz gelin ile</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="47.358870967741936"><strong>Namus için kıydı benim canıma</p>
<p></strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="185.88532258064527"><strong>Dinleyin kardeşler böyle olur mu</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="179.4585483870968"><strong>Geline göz koyupta evlat ölümü</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="159.4625806451613"><strong>Bir tane yavru yetim kalır mı</strong></div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer79" class="page" style="text-align: center;" data-page-number="79" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="259.82129032258075"><strong>Genciken beni vurdu anneler (Âşık İbrahim 1)</strong></div>
</div>
</div>
<div data-canvas-width="428.0540322580644">Asker Rıza‟nın ağzından yazılan bu destanda ne gelinin ne de kayınbabanın doğrudan konuşmasına yer verilmiştir. Hem gelinine göz koyduğu, hem de oğlunu öldürdüğü için babaya söz hakkı verilmemesi anlaşılabilir, ancak yaşanan olaylarla ilgili gelinin düşüncelerinden ve duygularından söz edilmemesi dikkat çekicidir. Görüldüğü gibi burada baba, oğlunun ağzından “sütü bozuk” olarak nitelendiriliyor. Ayrıca babasına lanet (nalet) edip “beni vuran babanın gülmesin yüzü” (Âşık İbrahim 1) diyen Rıza, karısıyla ilgili ne olumlu ne de olumsuz hiçbir yorumda bulunmuyor. Sadece “İzin aldım da geri döndüm / S</div>
<div data-canvas-width="157.73661290322582">evim yarimin halini perişan gördüm” (Âşık İbrahim 1) diyerek kadının nasıl göründüğünü ifade ediyor. Bu</div>
<div data-canvas-width="105.24193548387096">noktada kayınbaba-gelin ensestinde özne konumunda baba ve oğlun yer aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ensest mağduru olarak nesneleşen kadın hem Rıza‟nın karısı, hem kayınbabanın gelini ve karısı olarak destanın asıl öznesi olması gerekirken ikinci kez nesneleştirilir. Destan boyunca “gelin” sözcüğüyle anılan kadının sadece adı vardır, kadına dair hiçbir duygu ve düşünceye ise metinde yer</div>
<div data-canvas-width="66.45677419354838">verilmemiştir.</div>
<div data-canvas-width="405.79887096774195">Oğul, genel olarak her dörtlüğün sonunda hedef aldığı dinleyici ve okur kitlesi olan “anneler”e seslenmektedir:<br />
“Genciken beni vurdu anneler” (Âşık İbrahim1). Rıza bir tek yavrusunu başucunda ağlayan annesine emanet etmekte ancak ölümünden sonra karısının başına ne geldiğinden ve karısının neler yaşadığından söz edilmemektedir.</div>
<div id="pageContainer79" class="page" data-page-number="79" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="411.15919354838707">“Askere giden oğlunun karısına göz koyan ya da karısıyla evlenen baba” tipinin yer aldığı anlatılarda kadının, askerliğe giden kocasının yokluğunda namusunu koruyamadığı ya da namusunun korunmadığı düşünülmektedir. Oğlunun evden gitmesiyle birlikte baba, ev içindeki erki elinde tutmaya başlar. Gelinin,</div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer80" class="page" data-page-number="80" data-loaded="true">
<div class="canvasWrapper">kocasının yokluğunda ev içinde güvenebileceği tek erkek kayınbabası, oğlun da karısını emanet edebileceği tek erkek babasıdır. Ancak “Gelinine göz diken Babanın Destanı”nda görüldüğü gibi kadın, kocasının uzun süren yokluğunda kayınbabasının cinsel istismarına maruz kalmıştır. Bu noktada iki erkek arasındaki erk mücadelesi kadın ve kadının namusu üzerinden sürdürülmektedir. Öyle ki âşık, “Gelinine göz diken Babanın Destanı”nda askere giden oğlun ağzından, namus konusunda kimseye güvenilmemesi gerektiği mesajını da iletmektedir:</div>
</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="184.52419354838716"><strong>Babalara güvenip izine gelmeyin</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="201.08225806451614"><strong>Askerlik etmeden sakın evlenmeyin</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="208.07032258064524"><strong>Namusunu bile kimseye güvenmeyin</strong></div>
<div style="text-align: center;"><strong>Genciken beni vurdu anneler (Garip Kaymak 1)</strong></div>
<div data-canvas-width="347.2282258064517">Âşık destanları, genel olarak olayı yaşayan kişilerin ağzından anlatılmaktadır. Böylece âşıklar, destanın inandırıcılığını ve etkileyiciliğini arttırmayı hedeflerken bir yandan da olaylar karşısında kendi nesnelliğini korumaya çalışmaktadır. Âşıkların, ölümle sonuçlanan olaylarda öldüren ya da öldürülen kişiyi suçlayan bir tavra girmediği, bunun nedeninin ise taraflardan birini küstürerek düşmanlığını kendi üzerine çekmek istememekten ileri geldiği görülmektedir (Çobanoğlu 218). Dolayısıyla “Gelinine göz diken Babanın Destanı”, kayınbaba-gelin ensestinde özne olan kadının yani kayınbabası tarafından göz koyulan gelinin</div>
<div data-canvas-width="471.1751612903224">ağzından yazılan bir destandır. Kayınbaba ile gelin arasında geçen olay destanda şu şekilde hikâye edilmektedir:</div>
<div id="pageContainer80" class="page" data-page-number="80" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="198.5704838709678"><strong>Kocam Memduh çalışmaya gidince</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="192.95758064516136"><strong>Kaynatam göz dikmiş bana fikirce</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="171.92322580645163"><strong>Beni yalnız sanmış eve girince</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="180.30048387096784"><strong>Gelinine göz diken baba olurmu</strong></div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer81" class="page" style="text-align: center;" data-page-number="81" data-loaded="true">
<div class="canvasWrapper"></div>
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="173.28435483870967"><strong>Sanki bir canavar saldırdı bana</strong></div>
<div data-canvas-width="185.4082258064516"><strong>Feryatla bağırdım kayın Burhana</strong></div>
<div data-canvas-width="170.0008064516129"><strong>Zalim baba acep ne ettim sana</strong></div>
<div data-canvas-width="71.78903225806451"><strong>Geline göz diken baba olurmu (Garip Kaymak 1)</strong></div>
</div>
</div>
<div data-canvas-width="434.4948387096772">Gelinin ağzından yazılan söz konusu destanda kayınbabadan baba olarak söz edilmiştir, bu durum akrabalık terimi olarak kayınbaba ile baba arasında bir farkın görülmeyişiyle açıklanmaktadır. Burada incelenen diğer âşık tarzı destanlarda da kayınbabaya baba diye hitap edildiği görülmektedir.</div>
<div data-canvas-width="425.7387096774193">Gelin, yukarıdaki dörtlükte kocasının çalışmaya gittiğinden söz etmektedir. Büyük ihtimalle erkek, başka bir şehre çalışmaya gitmiştir. Askerliğe giden oğlunun yokluğunda gelinine göz koyan baba, bu destanda da yine işe giden oğlunun yokluğunda gelinine saldıran babayla benzerlik taşımaktadır. Her iki destanda da baba, oğlunun yokluğundan faydalanmaktadır. Görüleceği gibi yaşı gereği evin büyüğü olarak görülen ve aile içi erki elinde tutan baba, oğlunun yokluğunda oğlunun ailesini sahiplenmekte ve ev içindeki otoritesini genişletmektedir. Kadın da evin bir nesnesi, bir parçası olarak algılandığından bu sahiplenmenin boyutları kadının aleyhine biçimlenmektedir.</div>
<div data-canvas-width="164.55629032258074">Kadın, kayınbabasının saldırısından korunmak için kayınbiraderinden yardım istemektedir. Güçsüz olarak nitelendirilen kadın, yine bir erkeğin korunmasına ihtiyaç duymaktadır. Kadının ensestten kurtulma mücadelesi, gelin ile kayınbaba arasında değil iki erkek, kayınbaba ile kayınbirader (baba-oğul) arasında</div>
<div data-canvas-width="88.74">yaşanmaktadır.<br />
Bu destanda bir cinayetten söz edilse de, kimin öldürüldüğü tam olarak anlaşılamamaktadır. Aşağıdaki şu dörtlükten anlaşıldığı üzere, büyük ihtimalle kayınbaba, kayınbirader Burhan‟ı öldürmektedir:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="105.6208064516129"><strong>Kapıyı kırarak Burhan yetişti</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="151.67467741935488"><strong>Ey utanmaz baba bu ne işti</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="178.0412903225807"><strong>Hemen Burhanı da yere sermişti</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="275.83209677419364"><strong>Geline göz diken baba olur mu (Garip Kaymak 1)</strong></div>
<div data-canvas-width="65.88145161290322">Sözü edilen cinayetten dolayı duruşmaya çıkarılan kayınbaba için idam istenmektedir: “Hâkim idam deyip kırdı kalemi” (Garip Kaymak 1). Bu âşık destanında kayınbabanın idamına karar verilirken gelin “sende cehennemde yan zalim baba”, “dünyada ahrette yüzün gülmesin” (Garip Kaymak 1) diyerek kayınbabanın dinî olarak da cezalandırılmasını dilemektedir. Bu bağlamda, masallarda cezalandırılmayan ensestöz (kayın) babanın, âşık destanlarında hem hukuki hem de dinî olarak cezasını bulduğuna şahit olunur.</div>
<div data-canvas-width="60.64741935483869">Kayınbaba-gelin ensestinin, oğlun ya da kocanın yokluğunda gerçekleştiği görülmektedir.<br />
Koca ya askerliğe gitmiştir ya da başka bir şehre çalışmaya. Askerliğe giden koca, döndüğünde karısının babasıyla evlendirildiğini öğrenip nedenini sorguladığında babası durumu meşrulaştırmaya çalışır. Baba, oğlunun ölüm haberini alması üzerine gelinini sahipsiz bırakmak istemediğini söylemektedir. Konuyla ilgili dialoglar, baba ile oğul arasında geçerken kadına daha az söz hakkı tanınması kayınbaba-gelin ensestinin baba ile oğul arasında bir iktidar mücadelesi biçiminde gerçekleştiğini göstermektedir.<br />
Ayrıca suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verilmesi noktasında ensest mağduru kadınla ilgili bir yargıya varılmaması, kadının baba ile oğul arasındaki iktidar mücadelesinde nesne konumunda olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<div data-canvas-width="17.24564516129032"><strong>Ç. Kayınbabanın Talip Olduğu Gelinler</strong> bundan sonraki yazımız.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!-- WP Optimize page cache - https://getwpo.com - page NOT cached -->
