<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ &#8211; İmgazete</title>
	<atom:link href="https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/haber/erkek-kardes-kiz-kardes-ensesti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<description>SosyoEkonomik Kültür&#38;Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Feb 2024 23:45:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/wp-content/uploads/2024/01/cropped-imgazete-logo5-32x32.jpg</url>
	<title>ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ &#8211; İmgazete</title>
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/ensest/ucuncu-bolum-erkek-kardes-kiz-kardes-ensesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 23:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[Âdem ile Havva]]></category>
		<category><![CDATA[ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=50847</guid>

					<description><![CDATA[ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ Erkek kardeş-kız kardeş ensestinin genellikle insan ırkının türeyişini açıklayan Âdem ile Havva gibi hikâyelerde görüldüğü belirtilmektedir (Johnson 27). Örneğin İslam dinine göre Âdem, yaratılan ilk insandır. Havva da Âdem‟in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Önceleri cennette yaşayan çift daha sonra Allah‟ın gazabına uğrayıp yeryüzüne gönderilir. Burada Havva bir kız bir erkek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ERKEK KARDEŞ-KIZ KARDEŞ ENSESTİ</strong></p>
<div data-canvas-width="73.87983870967741">Erkek kardeş-kız kardeş ensestinin genellikle insan ırkının türeyişini açıklayan Âdem ile Havva gibi hikâyelerde görüldüğü belirtilmektedir (Johnson 27). Örneğin İslam dinine göre Âdem, yaratılan ilk insandır. Havva da Âdem‟in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Önceleri cennette yaşayan çift daha sonra Allah‟ın gazabına uğrayıp yeryüzüne gönderilir. Burada Havva bir kız bir erkek olmak üzere ikiz çocuklar doğurur. Birinci hamilelikten doğan çocuklar ile ikinci hamilelikten doğan çocuklar çapraz olarak birbirleriyle evlenirler. Daha sonraki evlilikler de bu şekilde devam etmektedir (Köksal 71). İşlenen ilk cinayet de Kabil‟in kendi ikiziyle evlenmek istemesi sonrasında gerçekleşmiştir. İkiziyle evlenmesinin haram olduğunu ve onunla Habil‟in evlenmesi gerektiğini söyleyen Âdem, Habil ile Kabil‟e Allah‟a</div>
<div data-canvas-width="363.8424193548388">birer kurban sunmalarını, hangisinin kurbanı kabul edilirse o kişi nin Kabil‟in ikiziyle evleneceğini söylemiştir. Allah, Habil‟in adağını kabul edince bu durumda ikiziyle evlenemeyecek olan Kabil de kardeşini öldürmüştür (Köksal 72-5).</div>
<div data-canvas-width="363.8424193548388">İslam ilahiyatçıları, Âdem ile Havva‟nın çocuklarının erkek kardeş-kız kardeş ensesti olarak değerlendirilen evliliklerinin ensest olup olmadığını sorgulama noktasında (Kur’an-ı Kerim‟de erkek kardeş ile kız kardeşin evlenmesiyasaklanmıştır.) farklı açıklamalar ve yorumlar yapmaktadır. Ancak insan ırkının türeyişini Âdem ile Havva hikâyesi üzerinden temellendirmenin de görünürde başka bir yolu bulunmamaktadır.</div>
<div data-canvas-width="363.8424193548388">
<div data-canvas-width="429.0924193548386">Bununla birlikte Eski krallık ailelerinde (Mısır, İnka ve Hawai) erkek kardeş-kız kardeş evliliği yaygındır. Haviland, bu durumu imparatorluk ailesinin yarı kutsal kabul edilmesi ve dinsel yasaların dışarıdan evlenmeyi yasaklaması ile açıklamaktadır (Kültürel Antropoloji 271). Böylelikle imparatorluğun tanrısallığı,</div>
<div data-canvas-width="426.60870967741926">imparatorluk dışından biriyle paylaşılmayacaktı. Eski Mısır‟da erkek kardeş-kız kardeş evliliği görülmekle birlikte, bu evliliklerin çoğunluğunun öz kardeşler arasında olmadığını belirtmek gerekir. Bu türdeki evliliklere erkek kardeş-kız kardeş evliliği denmesi akrabalık terminolojisinden kaynaklanmaktadır. Babanın erkek kardeşinin kızı ile annenin kız kardeşinin kızı “kardeş” sayılmaktadır.<br />
Ancak günümüzde babanın erkek kardeşinin kızı ile annenin kız kardeşinin oğlunun evliliği paralel kuzen evliliği olarak adlandırılmaktadır (Johnson 28).<br />
Westermarck‟ın varsayımına göre birlikte büyüyen erkek ve kız kardeşler birbirlerine cinsel ilgi göstermemektedirler. Aynı zamanda bu varsayım birlikte büyüyen ancak aralarında kan bağı olmayan çocukların da birbirine karşı cinsel ilgi duyamayacağını göstermektedir. Ancak bu varsayıma karşı iki soru sorulmaktadır: Birincisi eğer kardeşler birbirlerine ilgi duymuyor ve birbirleriyle evlenmeyi düşünmüyorlarsa bu yasak neden vardır? İkincisi de erkek kardeş-kız kardeş ensesti</div>
<div data-canvas-width="66.79354838709678">neden, baba-kız ensestinden ve anne-oğul ensestinden daha yaygındır? (Johnson 28). Kanıtlar, Batı toplumlarında baba-kız ensestinin anne-oğul ensestinden çok daha yaygın ve erkek kardeş-kız kardeş ensestinin ise bu ikisinden bir kat daha yoğun yaşandığını ve birlikte yetişen kardeşler arasında ensest gerçekleştiğini göstermektedir (aktaran Johnson 27).</div>
<div data-canvas-width="66.79354838709678">
<div data-canvas-width="13.000021774193545">Türkiye‟de üvey kardeşler arası evlilik, “Taygeldi evlilik” olarak adlandırılan evlilik yöntemiyle gerçekleşmektedir. Çocuklu dul (eşi ölmüş ya da ayrılmış) bir erkekle, karşı cinsten çocuklu bir dul kadının çocuklarının ve kendilerinin evlenmeleriyle ortaya çıkan bu evlilik türüne yalnızca Türkiye‟de rastlanmaktadır (Balaman 44-5). Taygeldi evliliklerde genellikle önce çocuklar, ardından dullar</div>
<div data-canvas-width="216.43354838709683">evlenmektedir. Balaman bunun nedenini iki türlü açıklamaktadır: “Bir inanca göre, çocuklarından önce dulların evlenmeleri gerçekleşirse „çocukların evliliklerinden çocuk olmaz‟ denilir. Bir başka gerekçe de dullar önce evlendiklerinde dulların çocukları birbirlerine kan bağı olmaksızın üvey de olsalar kardeş sayılacakları biçimindedir” (46). Buna göre taygeldi evlilikte de dulların evlenmesi üzerine çocuklarının üvey de olsalar kardeş olarak görülecek olması Türkiye‟de ensestin algılanış biçimini gözler önüne sermektedir.</div>
<div data-canvas-width="216.43354838709683">
<div data-canvas-width="178.4622580645162">İncelenen metinlerden yalnızca Arzu ile Kamber Hikâyesi‟nde erkek kardeş-kız kardeş ensesti tespit edildiği için bu bölümde bu hikâyeden hareketle Türkçe halk hikâyelerindeki erkek kardeş-kız kardeş ensesti değerlendirilecektir. Ayrıca birlikte yetişen çocukların birbirlerine âşık olma motifi, ilk görüşte aşk motifiyle ele alındığında çok yönlü bir okuma sağlayacağından evlilik kuralları ve ensest yasağı bağlamında âşık olma motiflerinin yer aldığı Türkçe halk hikâyelerine de değinilecektir.</div>
<div data-canvas-width="178.4622580645162">
<div id="pageContainer94" class="page" data-page-number="94" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="144.99532258064517">Arzu ile Kamber Hikâyesi‟nin varyantlarında genel olarak Kamber‟in evlatlık edinildiği anlatılmaktadır. Alptekin‟in Esma Şimşek‟in bir çalışmasından aktararak anlattığı Arzu ile Kamber Hikâyesi‟nde, Arzu‟nun babası tarlada çalışırken bir sandıkta bulduğu bir erkek çocuğunu evlat edinip evine götürür. Adını da Kamber koyar. Kamber ve Arzu aynı yaşlardadır ve birlikte büyürler. “Bunlar yine bir gün okula giderken, yollarını bir kocakarı keserek, kardeş olmadıklarını söyler. Kamber, kardeş olmadıklarını öğrendikten sonra Arzu‟yu sevmeye başlar. Arzu da Kamber‟i sevmektedir. Babaları, iki âşığı okuldan alır. Kamber‟i koyun otlatmaya gönderir, Arzu da evin işlerini yapmaya başlar” (Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı216). Hikâye</div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer95" class="page" data-page-number="95" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="442.28274193548384">anlatıcısı, kardeş olmadıklarını öğrendikten sonra Arzu ve Kamber‟in birbirini sevdiğini açıklamaktadır. Ancak iki gencin birlikte büyümeleri, birlikte gezip oynamaları, kardeş de olmadıkları için onların birbirlerine âşık olmalarına neden olmuştur. Bu nedenle babaları iki âşığı okuldan alır ve ikisinin bir arada olmaması için Kamber‟i farklı bir mekâna gönderir.</div>
<div data-canvas-width="442.28274193548384">
<div data-canvas-width="289.9064516129035">Maarif Kütüphanesi‟nin Halk Kitapları Serisi‟nde bastığı Arzu ile Kamber‟de de yine aynı biçimde Kamber‟in evlat edinildiği söylenmektedir. Ancak bu hikâyede Arzu beş yaşındayken, amcasının yedi yaşındaki oğluyla nişanlandırılır. Arzu ile Kamber ise birbirlerini kardeş olarak görür. Burada ilk olarak Arzu‟nun aşkından söz edilir: “Arzuda kadınlık hisleri beliriyor; Kamber‟e karşı duyduğu sevginin şekli</div>
<div data-canvas-width="468.28451612903217">değişiyordu. Nihayet ona âşık olduğunu anladı. Git gide bu sevgisi o derece arttı ki fırsat buldukça Kamber‟e söz atmaya başladı” (9). Ancak Kamber‟in, kard eşi olması dolayısıyla Arzu‟nun duygularına karşılık vermediği, onun bu tarzda hareketlerine öfkelendiği ifade edilmektedir. Kamber‟in Arzu‟nun ilgisine karşılık vermediği, söylediği şu dörtlükten anlaşılmaktadır:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="190.30548387096778"><strong>İzin ver hanım kızım ben gideyim</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="38.95354838709677"><strong>Arkam</strong><strong>dan dökecek göz yaşların var</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="160.24838709677425"><strong>Bilirim aşkını, ama nideyim,</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="194.2204838709678"><strong>Unutma, arada karındaşlık var! (9)</strong></div>
<div data-canvas-width="408.3106451612903">Bir gün okuldayken, hocası Arzu‟nun bir sıkıntısı olduğunu fark eder ve Arzu‟ya sıkıntısının ne olduğunu sorar. Arzu da Kamber‟i sevdiğini, ancak ondan karşılık göremediğini söyler. Yardım etmek isteyen hocası da Kamber‟in gönlünde sevgi uyanması için öncelikle ikisinin kardeş olmadığının bilinmesi gerektiğini</div>
<div data-canvas-width="408.3106451612903">
<div data-canvas-width="460.5106451612903">söyler. Arzu ile kardeş olmadığını duyan Kamber, bunun doğruluğunu araştırmak için annesinin memelerinden birini emmek ister. Annesi izin vermeyip öfkelenince Kamber kendisinin Arzu ile kardeş olmadığını anlar. Ardından çeşme başında Arzu‟yla karşılaşır. Arzu‟nun çeşme başına bıraktığı büyülü bileziği alır ve böylece Arzu‟ya olan duyguları değişir.</div>
<div data-canvas-width="460.5106451612903">
<div data-canvas-width="45.155806451612904">Jung‟un sözünü ettiği benlik, daire simgeleriyle birlikte ortaya çıkmaktadır (Fordham 89). Bu daire simgelerini Sanskritçe “sihirli daire” anlamına gelen “mandala”yla ilişkilendiren Jung, yuvarlak ve kare biçimli hacimlerin sihirli koruyucu duvarlar gibi, bir patlamayı ve kişilik dağılmasını engellediğini</div>
<div data-canvas-width="471.69435483870967">söylemektedir (Fordham 93). Arzu‟nun, Kamber‟i etkilemek için bıraktığı bileziğin büyülü olması da bu anlamda dikkat çekicidir. Daha önceki bölümde baba-kız ensestinin örneklendiği masallarda kızın, yüzüğünü erkeğe vermesi, benliğini erkeğe sunması biçiminde açıklanmıştı. Burada da aynı yorum söz konusudur. Arzu, Kamber‟e bileziği vererek bundan sonra erkeğin istediği şekilde hareket edeceğini</div>
<div data-canvas-width="391.4017741935487">ifade etmektedir. Benliğin bir insanı temsil ettiği düşünüldüğünde bilinç ve kolektif bilinç dışının kişisel bilinç dışında bir bütünlüğe ulaşıp çıkardığı birliğin de benlik olduğu görülecektir. Kişinin bireyleşme süreci de bu benliğin oluşumu süreciyle örtüşür. Dolayısıyla Arzu, bilezikle simgeleşen benliğini Kamber‟e vererek bireyleşmesini sekteye uğratmaktadır.<br />
Bu hikâyede Arzu ile Kamber‟i ayırmak isteyen, Arzu‟nun annesidir. Sürekli Bu sevdadan vazgeçin. Siz kardeş sayılırsınız” (Arzu ile Kamber 26) der, hatta Kamber‟i zehirlemeye kalkar. Bu nedenle Kamber evden ayrılır; Kamber‟in yokluğunda anne, kızını zengin bir adamla evlendirir. Arzu, evlendiği adamın elini eline değdirmez. Arzu‟yu çok seven kocası, aynı sevgiyi ondan göremeyince öyle üzülür ki yataklara düşer ve ölür. Bu ölümün ardından Arzu, annesini ziyarete gider ve iki köy arasındaki seyrangahta aşkından saz çalıp türkü söylemekte olan Kamber‟in sesini duyar. İki sevgili koşarak birbirlerine sarılır ve birbirlerinden ayrılmadan düşüp bayılırlar. İki sevgilinin kavuştuğu haberini alan anne, seyrangaha gelir ve iki sevgilinin ölmüş olduğunu görür.</div>
<div data-canvas-width="391.4017741935487">
<div data-canvas-width="144.99532258064517">Arzu ile Kamber Hikâyesi‟nde bir gün kocakarı, Kamber‟in Arzu‟yu öptüğünü görür ve bunları birbirinden ayırmak için köyün ileri gelenlerini toplayarak ziyafet verir. “İçlerinden birisi, bu ziyafetin sebebini sorunca kocakarı, Arzu ile Kamber‟i ayırması için ne yapması gerektiğini sorar. Adamlardan biri de Arzu‟nun</div>
<div data-canvas-width="407.0196774193549">annesinin sütü ile bir yemek yapıp Kamber‟e yedirmesini tavsiye eder” (Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı</div>
<div data-canvas-width="287.015806451613">216). Kocakarının “Onlar kardeş gibi büyüdüler, o yüzden birlikte olamazlar” düşüncesiyle hareket etmesi, toplumun tepkisini de göstermektedir. Biyolojik olarak Arzu‟nun kardeşi olmayan Kamber, Arzu‟nun</div>
<div data-canvas-width="477.09677419354847">annesinin sütünün karıştırıldığı yemeği yiyerek aynı anneden süt içmiş olmalarından dolayı Arzu‟yla kardeş sayılacak ve böylelikle Arzu‟yla evlenemeyecektir.</div>
<div data-canvas-width="477.09677419354847">
<div id="pageContainer97" class="page" data-page-number="97" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="435.3508064516128">Arzu küçük kardeşinden kocakarının planını öğrenir ve Kamber‟in yemekten yemesine engel olur. Kocakarının yaptığı plana üzülen Kamber, evi terk eder. Arzu‟yu başka biriyle evlendirmek isterler. Evlendirmek istedikleri kişi de bulundukları memlekete dışarıdan gelen bir ağa oğludur. Ancak evlendikleri gece damat ölür.<br />
Daha sonra Kamber, Arzu‟yu bulur ve onun dizlerinde ölür (Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı 216-18). Arzu, kardeş olmadıkları halde Kamber‟le evlenememiş, başka bir memleketten gelen birisiyle evlendirilmiştir. Bu noktada erkeğin başka bir memleketten gelip kızı istemesi, kızı aldıktan sonra kendi bulunduğu memlekete götürmesi kız kaçırma ve egzogamiyle yakından ilişkilidir. Kamber de bu bağlamda ensest yasağına uymak zorunda bırakılmıştır. Kamber‟le Arzu‟nun biyolojik olarak kardeş olmamalarına karşın aynı evde kardeş gibi büyümeleri toplumun gözünde onların akraba grubuna dâhil edilmesine yol açmıştır. Dolayısıyla Arzu, egzogami yoluyla başka bir memlekete gönderilmiştir.</div>
<div data-canvas-width="435.3508064516128">
<div data-canvas-width="411.1732258064516">Arzu ile Kamber‟in aynı anneden süt içerlerse kardeş sayılacak olmaları, ensest yasağının Türkçe halk hikâyelerinde nasıl tanımlandığını göstermesi bakımından önemlidir. “Sütkardeş” kavramı Türkiye‟de yaygın olarak kullanılmaktadır. Sütkardeş, aynı kadından süt emmiş, kardeş olmayan çocukların her biridir. Doğum sırasında ya da doğum sonrasında annesini kaybeden ya da annesinden yeterli miktarda süt ememeyen bebek, bebekli başka bir annenin sütünü emdiğinde öteki bebekle sütkardeşi olmuş sayılmaktadır. Böylelikle kan bağı olmadan süt veren anne ve bebekler arasında akrabalık ilişkisi kurulmaktadır (Balaman 82). Sütkardeşler kan bağıyla kardeş olmadıkları hâlde birbirlerini kardeş saymakta ve ayrı cinsten olanlar birbirleriyle evlenememektedir. Masallarda da dev anasının memesini emen şehzade, devin çocuklarıyla sütkardeş olur, devler onu bu nedenle korurlar ve öldürmezler.</div>
<div data-canvas-width="35.64193548387097">Kuran-ı Kerim ‟deki Nisâ suresinin 23. ayetinde yer alan “sizi emzirmiş olan süt anneleriniz, süt kardeşleriniz&#8230;” (Yazır 302) ifadesi ile sütanne ve süt kardeşin ensest kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Bu ayette genel olarak birinci ve ikinci dereceden akrabalarla evlilik yasaklanmakla birlikte, bu akrabaların dışında kalan “sütanne” ve “sütkardeş” de ensest grubuna girmektedir. Fordham, kolektif</div>
<div data-canvas-width="472.8309677419355">bilinç dışının arketiplerini incelediğinde insanın dinî bir işleve sahip olduğunu ve bu işlevin, kendi doğrultusunda, insanı cinsellik ve saldırganlık içgüdüleri kadar güçlü bir şekilde etkilediğini tespit ettiğini belirtmektedir (96). Buna göre bireylerin, ensest konusunda Kuran-ı Kerim‟i esas alıp ona göre hareket etmeleri doğaldır.</div>
<div data-canvas-width="472.8309677419355">
<div data-canvas-width="432.5303225806453">Eski Türk ailesinde de ensest yasağının izlerini egzogamiyle birlikte görmek mümkündür. Köktürkler, Uygurlar ve Altay Türkleri egzogami yoluyla evlenmişlerdir (İnan 41-43). Türk Ailesi Antropolojisi</div>
<div data-canvas-width="165.30000000000007">adlı çalışmada bu evliliklerle ilgili olarak “aynı soy” içerisinde bulunanların birbiriyle evlenmediği belirtilmekte, ancak “sütkardeş” kavramıyla ilgili bir açıklamaya rastlanmamaktadır (Tezcan 14-24). Ziya Gökalp‟in Türk Medeniyet Tarihi‟nin “Türk Ailesi” bölümünde de eski Türklerde “sütkardeş”in ensest yasağı kapsamında değerlendirilmesiyle ilgili bir açıklama yoktur (199-231). Dolayısıyla “sütkardeş”in ensest kapsamına girmesi İslamiyet‟in etkisiyle açıklanmaktadır.<br />
Egzogami (exogamy) ve endogami (endogamy) kavramlarını ilk defa 1865‟te antropolog John F. McLennan, Primitive Marriage (İlkel Evlilik) kitabında kullanmıştır (Arens 34). Evlilik kurallarının kökeninin egzogamiyle ilişkili olduğunu belirten McLennan, ilkeller arasında evliliğin kız kaçırma (bride capture) şeklinde gerçekleştiğini ifade etmektedir (aktaran Arens 35). Buna göre ilkel insanlar, kız çocukları daha bebekken öldürdüğünden kız kaçırma âdetiyle diğer bir kabileden ya da gruptan yabancı bir kadınla evlenmişlerdir (Arens 35). Aslında kız kaçırma, ensest yasağından ziyade evlilik kurallarının ortaya çıkışını açıklasa da, egzogaminin başlangıcını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.<br />
McLennan, “The Origin of Exogamy” (Egzogaminin Kökeni) makalesinde kız kaçırma ve evliliğin ilkel kabilelerde eş anlamlı olduğunu belirtmektedir. Kız kaçırma uygulaması ya da egzogami, daha sonraları evlilik kuralı hâline gelmiştir.<br />
McLennan ilkel kabilelerin neden kız kaçırmaya gerek duyduğunu, grubun erkekleri yokken ya da savaştayken, kadınların ve kız çocuklarının kaçırılmasıyla ve kadın sayısının erkeklere oranla sayıca azalmış olabileceğiyle açıklamaktadır (97). İlk başlarda kız kaçırma olayı şiddet içerse de sonraları buna gerek kalmamıştır. Zamanla kız kaçırmayla evlilik arasındaki ilişki tamamlanmış, böylelikle kız kaçırmayla evlilik aynı anlamlara gelmiştir.<br />
Kız kaçırma, bir erkeğin diğer bir kabileden ya da gruptan kaçırdığı (evlendiği) bir kızı kendi bulunduğu coğrafyaya götürmesi noktasında dikkat çekicidir. Burada erkek, kendi kabilesini ya da bulunduğu coğrafyayı değiştirmezken, kadın evlilik yoluyla hem tanımadığı bir aileye hem de tanımadığı bir coğrafyaya dâhil olur. Birçok baba türlü nedenlerden kızını başka bir kabileye vermeye karşı çıkacak ya da genç kız ailesinden ayrılıp başka bir coğrafyaya gitmek istemeyecektir. Ancak kabile, yaşamını devam ettirebilmek için kadınları dışarıya vererek siyasal ittifaklar kurmak zorundadır. İşte bu noktada yasaklar ve kurallar devreye girecek, günümüze kadar süregelmiş evlilik kurallarının temelleri, ensest yasağıyla birlikte atılacaktır.<br />
Birlikte büyüyen iki gencin birbirlerine âşık olmasını örnekleyen halk anlatılarından biri de Tahir ile Zühre Hikâyesi‟dir. Tahir ile Zühre Hikâyesi‟nde ço cuğu olmayan bir padişah vardır ve lalasının da derdi aynıdır. Bir gün yolda bir dervişe rastlar ve derviş ona elma verir. Padişah da elmayı ikiye bölüp yarısını lalaya verir ve hanımlarıyla yerler. Vakti gelince ikisinin de çocuğu olur: Tahir ve Zühre. Bu iki çocuk birlikte büyürler, okurlar ve birbirlerine âşık olurlar. Zühre‟nin babası ikisinin evlenmesini istese de, annesi bu duruma razı olmaz. Tahir, Mardin‟e sürgüne gönderilir, Zühre de başka biriyle evlendirilmek istenir. Sonunda iki âşık dua ederek ölümü ister ve duaları kabul olur (Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı 236-38). Her iki halk hikâyesinde de kan bağıyla kardeş olmayan ancak birlikte büyüyen gençlerin aşkı anlatılmaktadır. Hikâyenin sonunda Tahir ile Zühre de, tıpkı Arzu ile Kamber gibi birbirlerine kavuşamadan ölmektedir. Bu durum birlikte büyüyen gençlerin kardeş olarak görülmesi ile ilişkilendirildiğinden hikâyelerin sonunda gençlerin evlenmesi söz konusu olmamaktadır.</div>
<div data-canvas-width="165.30000000000007">
<div data-canvas-width="180.34258064516126">Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı başlıklı incelemede ele alınan aşk temalı Türkçe halk hikâyelerinin çoğu ise evlilikle noktalanır. Genellikle aşk hikâyelerinin başlangıcında gençler birbirlerine âşık olur. Başlarından geçen türlü maceralar sonucu ya birbirlerine kavuşup evlenir ya da aynı anda ölümü seçerler. Türkçe halk</div>
<div data-canvas-width="31.137580645161286">hikâyelerinde âşık olma motifi önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda “ilk görüşte aşk” motifini de içeren bade içerek âşık olma, resme bakarak âşık olma ve bir yerde ilk kez karşılaşıp âşık olma biçimleri de söz konusudur. Mezarlıkta, su yanında veya ıssız bir yerde uykuya dalan kahraman, rüyasında Hazreti Hızır‟ı ya da pirleri görür ve onun elinden bâde içer, böylelikle rüyasında âşık olur (Kerem ile Aslı). Erkek kahraman herhangi bir yerde gördüğü bir güzelin resmine bakarak âşık olur (Elif ve Mahmut Hikâyesi). Birbirini tanımayan iki genç herhangi bir yerde (bahçede, pencerede, yolda) ilk defa karşılaştıklarında birbirlerine âşık olurlar (Ferhat ile Şirin) (Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı 20-21). Bu âşık olma biçimlerine bakıldığında</div>
<div data-canvas-width="137.44596774193553">birbirini tanımayan gençler arasında bir aşk doğduğu görülecektir. Hikâyelerde evlilikle noktalanmak üzerine kurgulanan aşk sonrasında erkek, kızı ailesinden ister ve muhtemel evliliklerin hemen hepsi de egzogami yoluyla gerçekleşir.<br />
Arzu ile Kamber Hikâyesi, ensest yasağının kapsamını ve egzogaminin işleyişini göstermesi açısından önemlidir. Görüldüğü gibi ensest yasağının kapsamı İslamiyet‟in etkisiyle birlikte farklılık göstermekte, “sütkardeş” de evlenilmesi yasak olanlar grubuna dâhil edilmektedir. Ayrıca bu hikâyede görüldüğü gibi, kadın ya da erkeğin evlilik aşamasına gelmeden önce karşı cinsin ayırımına varması gerekmektedir. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, kişinin “evlilikten önce” ensest yasağının bilincine varmasıdır. Böyle bir ayrıma varılmasında toplum yapısının etkisi göz ardı edilemez. Egzogami ise, bunun sadece sonucu olmaktadır. Evlilik çağına gelmiş olan genç, içinde olduğu mekânda ya da coğrafyada bulunan birine âşık olmamaktadır. Âşık olacağı kişi, fiziksel olarak daha önce hiç görmediği biridir. Dolayısıyla bu kişi, gencin yakın akrabalarından biri olmayacaktır. Arzu ile Kamber Hikâyesi‟nde görüldüğü gibi, egzogaminin uygulanışı ve devamlılığı da bu ensest yasağına uyulduğu sürece gerçekleşmektedir. Bununla birlikte, halk hikâyelerindeki ensest yasağı, egzogami ve “ilk görüşte aşk” motifi üzerinden tanımlanmakta ve egzogamiyle birlikte evlilik kurallarının temelini oluşturmaktadır.</p>
</div>
<div data-canvas-width="137.44596774193553">
<div data-canvas-width="138.41419354838712">
<div data-canvas-width="138.41419354838712"><strong>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EVLİLİK YOLUYLA AKRABA OLANLAR ARASINDAKİ ENSEST</strong> bundan sonraki yazımız.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!-- WP Optimize page cache - https://getwpo.com - page NOT cached -->
