<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ensest &#8211; İmgazete</title>
	<atom:link href="https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/haber/ensest/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<description>SosyoEkonomik Kültür&#38;Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Feb 2024 04:34:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/wp-content/uploads/2024/01/cropped-imgazete-logo5-32x32.jpg</url>
	<title>ensest &#8211; İmgazete</title>
	<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tutankamon’un otopsisi tamamlandı! Kaza mı, cinayet mi, ensest mi</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/ensest/tutankamonun-otopsisi-tamamlandi-kaza-mi-cinayet-mi-ensest-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 04:34:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[‘akraba evliliği’]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal bozukluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=51721</guid>

					<description><![CDATA[2 bini aşkın bilgisayar taramasını kapsayan sanal otopsinin ardından firavun Tutankamon’un “gerçek” yüzü ve bedeni belirlendi. Neredeyse genç bir kadınınki kadar geniş kalçaları vardı, bacağındaki bir yamukluk nedeniyle bir ayağını tam yere basamıyordu ve dişlekti. Altından maskesinin ardından mağrur bir biçimde gülümseyen Tutankamon, milyonlarca insanın hafızasına atlı araba yarışlarına düşkün bir soylu olarak kazındı. Oysa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="mainHeading"><strong>2 bini aşkın bilgisayar taramasını kapsayan sanal otopsinin ardından firavun Tutankamon’un “gerçek” yüzü ve bedeni belirlendi.</strong></h1>
<div class="reading">
<p>Neredeyse genç bir kadınınki kadar geniş kalçaları vardı, bacağındaki bir yamukluk nedeniyle bir ayağını tam yere basamıyordu ve dişlekti.<br />
Altından maskesinin ardından mağrur bir biçimde gülümseyen Tutankamon, milyonlarca insanın hafızasına atlı araba yarışlarına düşkün bir soylu olarak kazındı. Oysa yeni bulgular, MÖ 14’üncü yüzyılda hüküm süren genç firavunun yürümek için bastona dayanmak zorunda olduğunu ve 20’li yaşlarını göremeden öldüğünü gösteriyor.</p>
<p>Mısır Firavunu Tutankamon üzerinde yapılan ‘sanal otopsi’ tamamlandı. Sanal otopsinin yanı sıra sürdürülen genetik analizler ise ünlü firavunun ensest ilişkinin meyvesi olduğunu, anne ve babasının kardeş olduğunu gösteriyor. Tutankomun’un kardeşlerinin de çocuk yaşta art arda ölmesinin nedenin de yine <strong>‘akraba evliliği’</strong>ne bağlı hormonal bozukluklar olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>CİNAYET, KAZA, ENSEST</strong></p>
<p><a href="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504427.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5309098" src="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504427-344x430.jpeg" alt="fft16_mf2504427" width="344" height="430" /></a></p>
<p>Kafatasında ve iskeletindeki bazı kırıklar nedeniyle Tutankamon’un cinayet veya çok sevdiği rivayet edilen araba yarışlarında geçirdiği bir kaza sonucu öldüğüne inanılıyordu.</p>
<p>Şimdi ise bilim insanları genç firavunun genetik rahatsızlık sonucu öldüğünü, vücudundaki kırıklardan sadece birinin (dizindekinin) ölümden önce oluştuğunu ve bastonla yürümesini gerektiren topallığı nedeniyle araba yarışlarına katılmasının imkansız olduğunu söylüyor. Tutankamon’un mezarında bulunan 130 kadar baston da bunu doğruluyor.</p>
<p>İtalya’da mumyalar ve buzadamlarla ilgili araştırmalar yapan enstitünün üyesi Albert Zink ise Tutankamon’un soylu ailesinin DNA’larını inceledi. Zink’in elde ettiği bilgilere göre Tutankamon, Mısır firavunu Akhenaton ve kızkardeşinin çocuğu. Ensest antik Mısır’da tabu sayılmıyordu ve akraba evliliklerinin yarattığı sağlık sorunları da o dönemde bilinmiyordu.</p>
<p><strong>SOY AĞACINDA ERKEN SOLAN BİR DAL</strong></p>
<p>Londra Imperial College’dan Hutan Ashrafian, Tutankamon’un ailesinin bazı üyelerinin hormonal bozukluklardan mustarip olduğunu söyledi. Ancak şunu vurguladı: <strong>“Ailenin ataları arasında ileri yaşlara kadar yaşayan pek çok kişi vardı. Ancak bu soy, erken ölmeye başladı ve her jenerasyonda daha da erken öldüler.”</strong><br />
Tutankamon’un ölümüyle ilgili yeni bulgular, BBC One’da <strong>“Tutankhamun: The Truth Uncovered”</strong> adlı belgeselde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504428.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5309099" src="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504428-344x430.jpeg" alt="fft16_mf2504428" width="344" height="430" /></a></p>
<p><a href="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504429.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5309100" src="https://www.halkinhabercisi.com/wp-content/uploads/2014/10/fft16_mf2504429.jpeg" alt="STV_TUT_ head_0400.jpg" width="300" height="400" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: DailyMail</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayınbiraderiyle Bir Olup Kocasını Öldüren Yengeler</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/kultur/ensest/kayinbiraderiyle-bir-olup-kocasini-olduren-yengeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2024 15:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[A. Kayınbiraderiyle Bir Olup Kocasını Öldüren Yengeler]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[kayınbirader-yenge]]></category>
		<category><![CDATA[levirat]]></category>
		<category><![CDATA[öldürme edimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=50855</guid>

					<description><![CDATA[A. Kayınbiraderiyle Bir Olup Kocasını Öldüren Yengeler Âşık tarzı destanlarda yengesiyle evlenmek isteyen kayınbirader, kendi kardeşini yani yengesinin kocasını öldürmektedir. Böylece levirat geleneğine göre yenge, ölen kocanın kardeşiyle evlendirilecektir. Levirat geleneğinin uygulanacak oluşu, ele alınan destanlardaki kayınbirader-yenge ilişkisinin ensest olarak nitelendirilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Çünkü kayınbiraderle yenge arasındaki ilişki yengenin kocası hayattayken yaşanmaya başlamaktadır. Kayınbirader ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" data-canvas-width="17.24564516129032"><strong>A. Kayınbiraderiyle Bir Olup Kocasını Öldüren Yengeler</strong></div>
<div data-canvas-width="17.24564516129032"></div>
<div data-canvas-width="17.24564516129032">
<div data-canvas-width="402.51532258064515">Âşık tarzı destanlarda yengesiyle evlenmek isteyen kayınbirader, kendi kardeşini yani yengesinin kocasını öldürmektedir. Böylece levirat geleneğine göre yenge, ölen kocanın kardeşiyle evlendirilecektir. Levirat geleneğinin uygulanacak oluşu, ele alınan destanlardaki kayınbirader-yenge ilişkisinin ensest olarak</div>
<div data-canvas-width="426.6508064516128">nitelendirilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Çünkü kayınbiraderle yenge arasındaki ilişki yengenin kocası hayattayken yaşanmaya başlamaktadır. Kayınbirader ve yengenin söz konusu öldürme edimini gerçekleştirirken iş birliğin yapmış olması da bu durumu açıklamaktadır. “Lâdikte karısına göz dikip kardeşinin karnını bıçakla Boy boya yaran katilin destanı”nda karısıyla birlikte olan kardeşi tarafından öldürülen Ahmet‟in hikâyesi anlatılmaktadır. Destanda Ahmet‟in ölümünde, Ahmet‟in karısının da payı olduğu söylenmektedir:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="177.5782258064516"><strong>Kardeşe dedim ki kıyma canıma</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="175.61370967741934"><strong>Derin derin baktı bizim hanıma</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="158.46629032258065"><strong>İkinci bin oldu geldi yanıma</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="80.54516129032257"><strong>Karımla karde</strong><strong>ş kıydı canıma</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="208.28080645161293"><strong>Kardeş düşman olmuş peşimde gezer</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="154.17241935483872"><strong>Karımda ilerde hileyi düzer</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="179.94967741935486"><strong>Muzaffer duyunca destanı yazar</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="227.53306451612906"><strong>Kardeş nasıl kıydın tatlı canıma (Kurt 1)</strong></div>
<div data-canvas-width="427.74532258064534">Destanlarda yengenin kayınbiraderle iş birliği içerisinde olması dolayısıyla, yengenin kayınbiraderle</div>
<div data-canvas-width="332.0874193548388">birlikteliğinin zorunluluktan ziyade her iki tarafın da isteği ile gerçekleştiğini söylemek mümkündür.<br />
Oysa levirat geleneğinde iki tarafın da istekleri göz önünde bulundurulmamakta, daha çok leviratın işlevselliği ön planda tutulmaktadır.</div>
<div data-canvas-width="332.0874193548388">
<div id="pageContainer106" class="page" data-page-number="106" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="89.00661290322577">Destandaki “Karı için bir kardeşe kıyılmaz” dizesi cinsiyetçi bir ifadeyi çağrıştırırken bir kadın için kişinin kardeşinin canına kıymayacağı düşüncesi kadını küçümseyen ataerkil bir yaklaşım içermektedir. Bu dizenin ardından da “Yazık olsun gör şeytana uyulmaz” dizesi gelmektedir. Ayrıca “Sivasta Yenge için Kardeşini İple Boğan Kardeş Katili‟nin DESTANI”nda da benzer dizelere rastlanmaktadır: “Avrat için girme kardeş kanıma”, “Ne yaptın ey zalim şeytana uydun” (Akan 1). İki destanda da benzer ifadelerin kullanılışına ba</div>
<div data-canvas-width="209.90854838709683">kılarak bu kalıp sözlerin kayınbirader-yenge ensesti temalı destanlarda tekrarlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kayınbaba-gelin ensestinde kocanın, eşi için hiçbir olumsuz ifade kullanmayışını eşini suçlu olarak görmemesiyle açıklamak mümkünken bu destanda Ahmet‟in eşini suçladığı açıkça görülmektedir. Öyle ki Ahmet‟in ağzından, karısı ve kardeşi aynı şekilde “zalim” olarak adlandırılmaktadır:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="190.09500000000003"><strong>Bu feci cinayet her yerde duyuldu</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="174.15435483870968"><strong>Zalim kardeş kardeş katili oldu</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="223.6320967741936"><strong>O zalim karıda yardımcısı oldu (Kurt 1)</strong></div>
<div data-canvas-width="150.36967741935487">Görüldüğü gibi, kayınbaba-gelin ensestinde kadın pasif ve masum olarak gösterilirken bu bölümde incelenen âşık tarzı destanlarda işlenen kayınbirader-yenge ensestinde kadın etkin ve suçlu olarak konumlandırılmaktadır.</div>
<div data-canvas-width="207.29854838709682">“Sivasta Yenge için Kardeşini İple Boğan Kardeş Katili‟nin DESTANI”nda da kayınbiraderle yengenin birlik olduğu ve kayınbiraderin, kardeşini öldürdüğü anlatılmaktadır:</div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="177.69048387096774"><strong>Karımla kardeşim birlik oldular</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="184.6785483870968"><strong>Kolumdan belimden iple sardılar</strong></div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer107" class="page" data-page-number="107" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="172.35822580645169"><strong>Duyanlar bu hale hep ağladılar</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="151.6606451612903"><strong>Katıldı vücudum görün ağlayın</strong></div>
<div data-canvas-width="151.6606451612903"></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="175.48741935483872"><strong>İki haydut birden üstüme çöktü</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="177.48"><strong>Namussuz kardeşim ipimi çekti</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="176.553870967742"><strong>Kim derdi başıma bu gelecektir</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="162.91451612903225"><strong>Başıma geleni duyun ağlayın</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="23.461935483870963"><strong>[&#8230;]</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="157.31564516129032"><strong>Hele şu avrada acep ne oldu</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="151.94129032258067"><strong>Beş yıllık erini ölüme saldı</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="180.31451612903226"><strong>Beni öldürmekle ne fayda buldu</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="168.09241935483868"><strong>Bu hain karımı görün ağlayın</strong></div>
<div style="text-align: center;" data-canvas-width="50.375806451612895"><strong>(Akan 1)</strong></div>
<div data-canvas-width="50.375806451612895">
<div data-canvas-width="465.6183870967741">Aynı şekilde bu destanda da kadının, hem kayınbiraderiyle ensest yaşadığı hem de kocasının ölümünde payı olduğu gerekçesiyle “haydut” ve “hain” olarak kötülenmektedir. Bu noktada kadının ensest sonucu mağdur olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Hatta hem aldatıldığı hem de öldürüldüğü için erkeğin mağdur olduğunu söylemek mümkündür.<br />
Çalışmanın önceki bölümlerinde âşık tarzı destanlarda görülen kayınbaba-gelin ensesti kocanın yokluğuyla ilişkilendirilmiştir. Aynısını âşık destanlarındaki yenge-kayınbirader ensesti için söylemek mümkün değildir. Çünkü kayınbaba-gelin ensestini anlatan hikâyelerde ve türkülerde gelinin kocasının askere gittiği ya da çalışmak için başka bir yere gidip uzun bir süre karısının yanında olmadığı dile getirilirken yukarıda örnek verilen âşık destanlarında kocanın yokluğuna dair bir bilgi yer almaz.</div>
</div>
</div>
</div>
<div data-canvas-width="87.3367741935484">
<div data-canvas-width="16.403709677419354"><strong>B.Kocasının Ölümünden Sonra Kayınbiraderiyle Evlendirilen Yengeler</strong> bundan sonraki yazımız.</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Edebiyatı Disiplininde Halk Anlatılarında Ensest</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/edebiyat/turk-edebiyati-disiplininde-halk-anlatilarinda-ensest/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 13:08:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[“fücur”]]></category>
		<category><![CDATA[“Incest and Exogamy”]]></category>
		<category><![CDATA[“işret]]></category>
		<category><![CDATA[“yakın akrabalar arasında cinsel ilişki ve evlilik”]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaka aykırı durum”]]></category>
		<category><![CDATA[anaerkil ve ataerkil toplumlar]]></category>
		<category><![CDATA[analitik psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji Sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[arketipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Gustav Jung]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oğuznameleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolayısıyla egzogami neden kadın üzerinden işlemektedir?]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[Ensest yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[Ensesti isteyen kadınlar var mıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türk Toplumunun Cinsiyet Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist edebiyat eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Edebiyat Eleştirisi‟nin “Psikanalitik Eleştiri”]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Maggie Humm]]></category>
		<category><![CDATA[günahkârlık]]></category>
		<category><![CDATA[incest]]></category>
		<category><![CDATA[Oedipus Kompleksi]]></category>
		<category><![CDATA[sefihlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=50790</guid>

					<description><![CDATA[Özet Bu çalışmanın amacı, Türkçe halk anlatılarında yer alan ensest temasını tespit edip ensest olgusunun biyolojik ve psikolojik etkenleriyle toplumsal ve kültürel algılanış biçimlerini incelemektir. Bu bağlamda halk masalları, halk hikâyeleri, âşık tarzı destanlar, türkü, ağıt ve mânilerdeki ensest teması, Jung’un arketipsel simgeciliğinden yararlanarak feminist bakış açısıyla çözümlenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, Jung’un analitik psikolojisi ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-canvas-width="22.14290322580645"></div>
<div data-canvas-width="22.14290322580645">
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Bu çalışmanın amacı, Türkçe halk anlatılarında yer alan ensest temasını tespit edip ensest olgusunun biyolojik ve psikolojik etkenleriyle toplumsal ve kültürel algılanış biçimlerini incelemektir. Bu bağlamda halk masalları, halk hikâyeleri, âşık tarzı destanlar, türkü, ağıt ve mânilerdeki ensest teması, Jung’un arketipsel simgeciliğinden yararlanarak feminist bakış açısıyla çözümlenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, Jung’un analitik psikolojisi ve arketipleri ile ilgili bilgi verilmektedir. Oedipus Kompleksi bağlamında psikanalist Sigmund Freud ile Carl Gustav Jung’un ensestle ilgili düşüncelerine yer verilmektedir.<br />
Oedipus Kompleksi’ne değinilirken Dede Korkut Oğuznameleri’nde yaşandığı öne sürülen anne-oğul ensestinin anlamı sorgulanmaktadır. İkinci bölümde baba-kız ve kayınbaba-gelin ensestlerinin yer aldığı türküler, halk masalları ve hikâyeleri incelenmektedir. Tezin üçüncü bölümünde erkek kardeş-kız kardeş ensestinin görüldüğü Arzu ile Kamber hikâyesi değerlendirilmektedir. Son bölümde ise evlilik yoluyla kurulan akrabalık ilişkileri bağlamında âşık tarzı destanlar, türküler, ağıtlar ve mânilerde tespit edilen kayınbirader-yenge ve enişte-baldız ensesti üzerinde durulmaktadır. Ensest teması, halk anlatı türlerine göre farklılık göstermekte ve her bir ensest türü kendi anlatı türü içerisinde irdelenmektedir. Halk anlatılarına bakıldığında ensestin kapsamının, toplumsal ve kültürel yapı çerçevesinde İslam dini ve geleneklerin etkisi ile açıklandığı görülmektedir.<br />
<strong>                                                                                Giriş</strong><br />
Antropoloji Sözlüğü ‟nde ensest (incest), “yakın akrabalar arasında cinsel ilişki ve evlilik” (263) olarak tanımlanmaktadır. İngilizceden Türkçeye geçmiş olan ensest sözcüğü, Antropoloji Sözlüğü‟nde belirtildiği gibi Türkçede “fücur” sözcüğü ile karşılanmaktadır. Arapça bir sözcük olan fücur da Türk Dil Kurumunun yayımladığı Türkçe Sözlük‟te bulunmayıp Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat‟ta “işret, sefihlik, günahkârlık, ahlaka aykırı durum” (271) anlamında kullanılmaktadır. Bu sözcüğün anlamı üzerinde durulduğunda halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu Türkiye‟de dinî ve sosyal açıdan ensestin içerdiği anlam açıkça görülecektir. Günahkârlık, İslam dininde suç sayılan iş veya davranışı gerçekleştirme durumudur. İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim‟de de ensestin kapsamı belirlenmiş ve buna uymamanın günah olduğu belirtilmiştir (Yazır 302). Ayrıca tanımda geçen “ahlaka aykırı durum” ifadesiyle ensestin bir toplum içindeki kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallarına aykırı olduğunun düşünüldüğü anlaşılmaktadır.<br />
Ensest kavramı, her disiplinde farklı tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın halk edebiyatı metinleri üzerinde yapılacak olması dolayısıyla, ensest kavramına antropoloji ve halk bilimi açısından yaklaşılacaktır.<br />
The Dictionary of Anthropology (Antropoloji Sözlüğü)‟de ensest “yakın akraba (close kin)” arasındaki evlilik ve cinsel ilişki olarak nitelendirilmektedir (257). Antropolog Conrad Phillip Kottak‟a göre ise ensest, “yakın bir akrabayla olan cinsel ilişki”yi ifade etmektedir (418). Bu tanımlarda “yakın akraba” kavramına dikkat edildiğinde ensestin genel olarak “akrabalar arasında gerçekleşen ilişki” olarak ele alındığı sonucuna varılabilir. Ancak çoğu tanımda, akrabalık terminolojisine göre kültürden kültüre değişiklik gösteren “yakın akraba” kavramına hangi bireylerin, aile ya da topluluk üyelerinin dâhil edildiği belirtilmemektedir.<br />
Bu çalışmada esas alınacak tanım ise halk bilimci Raglan‟ın “Incest and Exogamy” (Ensest ve Egzogami) makalesinde yapmış olduğu ensest tanımıdır. Ona göre ensest “Ait oldukları toplum tarafından, taraflar arasında bir akrabalık olduğu gerekçesiyle karşı çıkılan evlilik ya da cinsel ilişki”dir (175).<br />
Bu tanımdan hareketle Türkiye‟deki akrabalık terminolojisine ve dolayısıyla akrabalık ilişkilerine bakmak yerinde olacaktır.<br />
Çünkü herhangi bir dile ait olan akrabalık terimleri, o terimin işaret ettiği kişi ile o terimi kullanan kişi arasındaki toplumsal ve kültürel ilişkinin nasıl olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.</p>
<p>Soy grubu gerçek ya da efsanevi ortak bir atanın torunu olan ve soyunu bu ataya dayandıran insanların oluşturduğu bir akrabalık grubudur (Haviland 313). Soy grubunu sülaleler, klanlar, boylar ve kollar oluştururken ilkel toplumlarda soy, totemle ilişkilendirilmektedir. Psikolog Sigmund Freud da, ensest yasağının totemizmle 2 kuvvetli bir bağı olduğunu söylemektedir. Aynı totem grubunun üyeleri, aralarında cinsel ilişkide bulunmamakta ve birbirleriyle evlenmemektedirler (Totem ve Tabu15). Totem soydan geldiğine göre, ensest yasağının şekli anaerkil ve ataerkil toplumlara göre değişmektedir. Totemin anneden geldiği anaerkil toplumlarda oğul, aynı toteme üye olduğu için annesi ve kız kardeşiyle birlikte olamazken baba farklı totemden geldiği için kızıyla evlenebilmektedir. Dolayısıyla totem, günümüzde “aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin oluşturduğu” ifadesiyle tanımlanan aile kavramının yerini tutmaktadır.</p>
<p>Eski Türk toplumu soy gruplarından oluştuğundan ensest tanımı da buna göre biçimlenmektedir. Bu durumla ilgili olarak Mualla Türköne, Türklerdeki aile kurumunun kökenini araştıran araştırmacıların başlangıçta bugünkü anlamda bir aile bulunmadığını, karı-koca ve çocuklar arasında aile denemeyecek gevşek ilişkilerin olduğunu, asıl bağlılığın klan üyeliği olduğunu ve akrabalık terimlerinin de buna göre belirlendiğini öne sürdüğüne dikkat çekmektedir (Eski Türk Toplumunun Cinsiyet Kültürü 174). 3 Ayrıca bu araştırmacılar Eski Türkçede aile kelimesini karşılayan herhangi bir kelime bulunmadığını da belirtmişlerdir. Bu bağlamda da Türköne, ensesti “kardeş sayılan klan üyeleri arasında ilişki kurulması yasağı” (Eski Türk Toplumunun Cinsiyet Kültürü 174) olarak tanımlamaktadır.<br />
Geleneksel (Asya‟dan göç yoluyla getirilen) Türk aile ve akrabalık ilişkileri Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde değişime uğramıştır. Bozkurt Güvenç‟in belirttiği gibi Türk boylarının aile-akrabalık sistemi, İslamiyet‟in kabul edilmesinden sonra (İslamiyet‟ten önceki sistemin ne olduğu sağlam bir veriyle tespit edilememiştir,ancak L. Krader bu sistemin Omaha Sistemi olduğunu belirtir.) antropologların “Sudan” sistemi adını verdiği bir akrabalık sistemine doğru dönüşmüştür (Güvenç166)</p>
<p>Antropolog William A. Haviland, tanımlayıcı bir akrabalık sistemi olan Sudan Akrabalık Sistemi‟ndeki (Betimleyici Sistem) terminolojiyi şu şekilde açıklamaktadır: “Bu sistemde bir kişinin annesinin erkek kardeşi (dayı), babasının erkek kardeşi (amca) ve babası ayrı ayrı ifade edilmiştir. Aynı şekilde babasının kız</p>
<p>kardeşi (hala), annesinin kız kardeşi (teyze) ve annesi farklı adlandırılırlar” (Kültürel Antropoloji 338). Akrabalık sisteminin değişmesiyle birlikte Türk dili, baba ile amcayı (babanın erkek kardeşi), anne ile teyzeyi (annenin kız kardeşi) birbirinden ayırma ihtiyacı duymuş ve “hala” (babanın kız kardeşi) sözcüğünü de Arapçadan almıştır (Güvenç 166). Daha sonrasında “yeğen” (kardeş, amca, hala, dayı veya teyzenin çocuğu) sözcüğü, cinsiyete göre tanımlanan Fransızca kuzen (erkek yeğen) ve kuzin (kız yeğen) sözcükleri ile de ifade edilmeye başlanmıştır. Aile tanımının ve akrabalık terimlerinin farklılaşması dolayısıyla Orta Asya‟daki Türk boylarındaki ensest yasağının kapsamı ile İslamiyet sonrası Türk boylarındaki ensest yasağının kapsamı farklılık göstermektedir.</p>
<p>Ana veya baba yanlarından biri seçilerek, soy çizgisini bu tercihe göre anasoylu ya da babasoylu olarak devam ettiren toplumların yanı sıra iki yanı da eşit tutan toplumlar da vardır. Anasoylu ailede damat, anasoyu dışından; babasoylu ailede gelin, babasoyu dışından biriyle evlenmek zorundadır. İki yanlı sistemlerde ise evlenecek gencin eşi, anne ve babanın ailesi dışından seçilmektedir. Eşin aile dışından seçimine izin verilmeyen topluluklarda çapraz kuzen evlilikleri tercih edilmektedir (Güvenç 168). Orta Doğu toplumlarında ise paralel kuzen evlilikleri (amca oğlu ile evlilik) daha yaygındır. Sosyolog Serim Timur, Türkiye‟de akraba olan eşlerin yüzde 80‟inin kardeş çocukları olduğunu özellikle amca oğlu ile evliliğin daha çok görüldüğünü belirtmektedir (Türkiye’de Aile Yapısı77).</p>
<p>Paralel kuzen evliliği, amca ve teyze çocukları gibi aynı cinsten kardeşlerin çocukları arasındaki akraba evliliğidir (Antropoloji Sözlüğü 675). Bu akraba evliliği babayanlı ya da ataerkil paralel kuzen evliliği olarak da adlandırılmaktadır. Bu tür evlilikler özellikle amca oğluyla evlilik Orta Doğu‟da, Eski Yunan ve Çin‟de yaygın olarak görülmektedir. Akrabalık terimleri göz önüne alındığında amca çocuklarının arasındaki ilişki ikinci dereceden akrabalık olarak nitelendirilmekte, fakat Türkiye‟de amca oğlu ile evlilik ensest kapsamına girmemektedir. Türkçe halk masallarında, hikâyelerinde, türkü ve mânilerde babalar, kızlarının amca oğluyla evlenmesinde bir sakınca görmemektedir.<br />
Ancak Manavlar (Batı Anadolu‟da yaşayan yerli halk) arasında paralel kuzenler evlenemeyecek kadar yakın akraba olarak görülürken Balkan göçmenleri arasında ise evlenebilecek kişinin “yedi göbek” uzak olması gerekmektedir (Antropoloji Sözlüğü 264).</p>
<p>Çapraz kuzen evliliği ise hala ve dayı çocukları gibi ayrı cinsten kardeşlerin çocukları arasındaki akraba evliliğidir (Antropoloji Sözlüğü 192). Çapraz kuzen evliliği Türkiye‟de görülmekle birlikte yaygın değildir. Ayrıca Türkçe halk masallarında, halk hikâyelerinde, türküler ve mânilerde bu tür evliliğe dair bir örnek</p>
<p>bulunmamaktadır. Bazı toplumlarda paralel kuzen evliliği içevlilik, çapraz kuzen evliliği ise dışevlilik olarak değerlendirilmektedir (Kottak 419). Dolayısıyla bu toplumlarda paralel kuzen evlilikleri, içevlilik sayılması nedeniyle daha nadir görülürken Türkiye‟de tam tersi bir durum söz konusudur.</p>
<p>Kuzenler arası evliliğin temel amacı, sülalenin mal varlığının bölünmesini engellemektir. Haviland, çapraz kuzen evliliklerinin yiyecek toplayıcılığı döneminde sosyal dayanışmayı sağlama, tarım toplumlarında ise toprağın bölünmemesi ve tarımsal faaliyetlerin ortaklaşa yapılması amacı taşıdığını belirtmektedir (Kültürel Antropoloji 281).</p>
<p>Raglan‟ın ensest tanımından hareket edecek olursak Türkiye‟de akraba sayılan kişilerin kimler olduğunu görmek amacıyla Evlilik Akrabalık Türleri başlıklı çalışmaya bakmak yerinde olacaktır. Antropolog Ali Rıza Balaman bu çalışmasında akrabalık olgusunu üç ana kümede ele almaktadır:</p>
<p><strong>&#8212;</strong>Ailenin üreme etkinliği sonucu kana dayalı olarak ortaya çıkan akrabalık bağları, ki bu bağ temel olmak üzere baba, ana ya da her ikisinin yanını (soyunu) izleyerek akrabaları ortaya çıkartır.</p>
<p><strong>&#8212;</strong>Evlilik bağıyla kurulan akrabalık bağları, aynı ya da ayrı soydan iki ayrı cinsi birbirine bağlar. Bu bağ yaşama biçimlerine göre artan ya da azalan, evlilik yoluyla kazanılan bir yığın akrabalar sağlar.</p>
<p><strong>&#8212;</strong>Sonradan kazanılan düzmece akrabalıklar, Batı toplumlarında “yasal evlat edinme”, “vaftiz babalığı” şeklinde varlığını gösterirken bizim geleneksel toplumumuzda ve benzeri toplumlarda: Süt Kardeşliği,</p>
<p>Kan Kardeşliği, Ahiret Kardeşliği, Yol Kardeşliği, Sağdıçlık, Yengelik, Kına Analığı, Ad Babalığı, Kirvelik adlarıyla (kimileri yöresine göre) birer kurum şeklinde karşımıza çıkar. (IX)</p>
<p>Bu çalışmada ensest teması bağlamında yukarıda söz edilen üç akrabalık türüne dâhil edilen ilişkiler irdelenecektir. Düzmece akrabalık, kan ya da evlilik bağı yoluyla akraba olmadıkları hâlde sonradan kurulan ilişkilerle akraba davranışları sergileyen kişiler arasında kurulan sözde akrabalık ilişkisidir. Böylelikle ailenin ve akrabaların dışındaki kişilerin de desteği sağlanmaktadır.</p>
<p>Akrabalık kavramlarının yapısal işlevleri üzerinde durulduğunda toplumun evlilik ve cinsel ilişki düzeni hakkında bilgi edinmemiz mümkün olacaktır. Düzmece akrabalık türlerinden süt kardeşliği ve kirvelik, evlilik kurallarını belirleme noktasında önemlidir. Ayrı cinsten olan sütkardeşler, kardeş sayıldıklarından</p>
<p>birbirleriyle evlenemezler. Aynı şekilde erkek, kendisine sünnet düğününde kirvelik yapan kişinin kızıyla evlenemez. Çünkü kirve, çocuğun üzerinde babalık hakkına sahiptir. Kirvelik, “özünde çıkar ilişkisi olan, ekonomik ve toplumsal statüye önem veren, iki bireyle (sünnet olan çocuk ve onu sünnet olurken kucağında tutan) başlayan, sonuçta iki aileyi birbirine yaklaştıran, akraba olmadığı hâlde akrabaymış</p>
<p>gibi kabul edilen sonradan kazanılmış bir düzmece akrabalık türüdür” (Balaman 91). Özellikle çocuk babasını kaybetmişse kirvenin babalık hakkı daha da işlevsellik kazanmaktadır.</p>
<p>Türkiye‟de yaşanan ensest olaylarının başında baba-kız, baba-oğul ve dede-torun ensesti gelmektedir. Kardeşler arasındaki ensest de büyük yaştaki erkek kardeş ile küçük yaştaki kız ya da erkek kardeş arasında yaşanmaktadır. Amca-yeğen, dayı-yeğen, kayınbaba-gelin, kayınbirader-yenge, üvey baba-</p>
<p>kız, üvey ağabey-kardeş ensestleri de rastlanan ensest biçimleridir (Türkiye’de Ensest Sorununu Anlamak</p>
<p>15-6). Bu noktada Türkiye‟de yaşanan ensestlerin sadece kan bağıyla sınırlı kalmadığı, geniş bir akrabalık alanına yayıldığı görülmektedir.</p>
<p>Anne-oğul, baba-kız ve erkek kardeş-kız kardeş ensesti dışında ensest olarak görülen ilişkileri tespit etmek için toplumdaki dış dinamikleri göz önünde bulundurmak gerekir. Ensest yasağının ortaya çıkmasını sağlayan ya da bu yasağın sınırlarını ve ona uyulmadığı takdirde uygulanacak cezayı belirleyen hukuki ve dinî etkilerin neler olduğu üzerinde de durulmalıdır.</p>
<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‟nda ensest suç olarak tanımlanmamakla birlikte “Çocukların Cinsel İstismarı” ve “Cinsel Saldırı” başlıkları altında bu konuya değinilmektedir. Çocukların cinsel istismarı konusuyla ilgili olarak çocuğun yakınında bulunup ona cinsel istismarda bulunan kişilerin alacağı ceza oranının diğerlerinden farklı olarak arttırılacağından söz edilmektedir:</p>
<p>Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üveybaba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>
<p>“Cinsel Saldırı” bölümünde de suçun “Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı” işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında arttırılacağı belirtilmektedir. Bu noktada ensestin Türk Ceza Kanunu‟nda nasıl tanımlandığını görmek mümkün değilken birinci, ikinci, üçüncü dereceden</p>
<p>akrabaların ve çocuğu koruma yükümlülüğü bulunan kişilerin aynı madde içerisinde değerlendirilmesi dikkat çekicidir. Ayrıca ensest söz konusu olduğunda suçlunun alacağı ceza oranının diğerlerinden farklı olması, hukuki olarak ensestin diğer cinsel saldırılardan farklı olarak ele alındığını düşündürmektedir.</p>
<p>Ensest olarak nitelendirilip evlenilmesi yasaklanan akrabalar üç kutsal kitapta da belirtilmektedir (Ataşalan</p>
<p>72-5). Türkiye‟deki ensest kapsamının belirleyiciliğinde İslam dininin etkisi görülmekte ve Müslümanların kimlerle evlenemeyeceği Kuran-ı Kerim‟de Nisâ suresinin 22. ve 23. ayetlerinde açıklanmaktadır:</p>
<p>22- Cahiliye devrinde geçenler müstesna babalarınızın nikâhladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o pek çirkindi, iğrençti, o ne fena âdetti.</p>
<p>23- Size şunları nikâhlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz ve karılarınızın anneleri ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikâhlamanız da haramdır. Ancak cahiliyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidir (Yazır 302)</p>
<p>Müslüman olan bireyler, yukarıdaki ayetlerde belirtilenin dışına çıkmamaktadır. Çünkü Müslüman‟a göre “</p>
<p>Kur‟an‟ın belirlediği sınırların dışında evlenmek için eş tercih etmek, cinsel ilişkide bulunmak, kişiyi ilâhî otorite karşısında suçlu durumuna düşürür, mahkûm eder. İlâhî değerleri dünya görüşü olarak kabul eden birey, bunun gereği olarak yakınlarla evlilik ve cinsel ilişkiye getirilen sınırlamalara uygun davranmaya çalışır” (Kasapoğlu 14).</p>
<p>Ensest ile ilgili araştırmalar ensest yasağının kökeninin ve işlevinin ne olduğu sorusu çevresinde gelişmiş ve bu bağlamda birçok araştırmacı, ensest yasağı ve egzogamiyi (dış evlilik) aynı tanımlar içerisinde değerlendirmiştir. Egzogami, kişinin kendi toplumsal grubu dışından evlenmesini öngören bir evlilik ilkesidir (Antropoloji Sözlüğü 219). Antropolog Leslie A. White ve Claude Lévi-Strauss gibi birçok</p>
<p>araştırmacı da ensest yasağının temel işlevinin egzogamiyi desteklemek ve egzogaminin sürdürülmesini sağlamak olduğunu dile getirmektedir. İlk kez ensest yasağının rolünü tanımlayan antropolog Edward B. Tylor‟a göre “evrim sürecinde insanlar ya kadınları dışarı vermek suretiyle siyasal ittifaklar kuracaklar ya da</p>
<p>kadınları kendilerine alıkoyup sayısal bakımdan üstün düşmanları tarafından yok edileceklerdi” (Antropoloji Sözlüğü 263). Sonuç olarak bu tercih kadınların dış evlilik yoluyla evlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Ayrıca bu açıklamaya göre ensest yasağı sayesinde homojen bir insan ırkının oluşmaması sağlanmış, böylece sağlıklı bir nesil doğmuştur. Ancak bilinen şu ki dış evlilik, grupları ekonomik ve</p>
<p>siyasi olarak birbirine bağlamakta, kaynakların birleştirilerek ortak kullanılmasını sağlamaktadır. İç evlilik ise grubun yapısını koruduğu ve kaynaklarının dağılmasını önlediği için tercih edilmektedir.</p>
<p>Ensest yasağı konusundaki tartışmalar, genel olarak ensestin kökeninin doğal ya da kültürel olup olmadığı üzerinedir. Örneğin Westermarck, Hobhouse ve Lowie ensest yasağının içgüdüsel; McLennan, Lord Avebury ve Briffault ise sosyolojik olduğunu belirtmektedir (Raglan 167). Raglan, ensest kavramının dünyanın farklı bölgelerinde farklı nedenlerle ortaya çıktığının altını çizerek ensestin kökeni üzerinde</p>
<p>çalışan birçok araştırmacının yaptığı genellemelerin bu nedenle yanlış olduğunu ileri sürmektedir (197).</p>
<p>Tarihçi Reay Tannahill, Tarihte Cinsellik adlı çalışmasının “İlk Tabu” başlığı altında ensest yasağının ortaya çıkışını ve bu yasağın nedenlerini açıklamıştır. Mağara yaşamının gelişmesine yol açan soğuk hava şartlarının, mamut, misk öküzü ve bizon gibi daha büyük ve güçlü hayvanlara uygun şartlar olduğunu belirten Tannahill, bu hayvanların avlanmasının hiç de kolay olmadığını ve avlanmanın iş  birliği gerektirdiğini vurgularken sürülerin diğer kabilenin topraklarına girerek otlaması sonucu kabileler arasında ortaya çıkacak sorunlara dikkat çekmiştir (26). Buradan yola çıkarak mağara yaşamıyla birlikte kabileler arası temasın kurulduğu, böylelikle ilk sosyal anlaşmaların ortaya çıktığını ifade eden Tannahill, “Kabileler</p>
<p>arasında temasın artmasının sonuçlarından biri de herhalde aşk ufuklarının genişlemesi olmuştu; „ilk görüşte aşk‟ ancak yabancılar arasında mümkündür” (26) diyerek egzogaminin başlangıcını kabileler arası temasın artmasıyla ilişkilendirmiştir. Kabileler arası temasın artmasından önce ise endogami (iç evlilik)</p>
<p>doğal olarak kaçınılmazdı.</p>
<p>Ensest yasağı iki şekilde işlemektedir: Akraba grubunun belli üyelerine cinsel olarak yaklaşılmamalı ve bu üyeler evlilik yoluyla dışarı gönderilmelidir (Mitchell 446). Aslında ensest yasağının temel işlevi, egzogamiyi desteklemek iken egzogaminin uygulanışı ve devamlılığının da ensest yasağına uyulduğu sürece gerçekleştiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Sosyolog Edward Westermarck, akraba evliliğinin türün devamı için zararlı olduğunu ve bunu engellemek için de içgüdüsel olarak akraba evliliğinden uzak durulduğunu belirtmektedir. Ona göre sosyolojik olan endogami ve egzogami ile biyolojik olan aynı soydan çiftleşme (inbreeding) ve soy dışından çiftleşme</p>
<p>(outbreeding) aynı anlama gelmektedir (aktaran Raglan 167). Ancak içgüdüsel olarak uzak durulduğu belirtilen ensestin, yasaklandığı toplumlarda çiğnendiği görülmektedir. Bu noktada içgüdüsel olarak uzak durulduğu gerekçesi yeterli değildir.</p>
<p>Antropolog Lewis Henry Morgan, ilk çağlarda insanın enseste dayalı birleşmelerden doğan çocukların anormal olduğunu fark etmesi sonucunda ensest tabusunun ortaya çıktığını söylemektedir (aktaran Kottak 421). Psikolog Roger V. Burton, “Folk Theory and Incest Taboo” (Halk Kuramı ve Ensest Tabusu) adlı makalesinde ensest tabusunun kökenini ve hâlâ devam ediyor oluşunu bugünden bakarak anlamamızın mümkün olmadığını söylemektedir (55). Örneğin, ensest sonucu sağlıklı bir evlat dünyaya getirilemeyeceğinin fark edilmesinin ensestin tabu olmasının nedenlerinden biri olduğunu söyleyen bilim adamlarına karşılık antropolog George Murdock, ilkel insanın böyle bir üremenin sağlıksız etkilerini bilmediğini ve farkında olmadığını belirtmektedir (aktaran Burton 505). Ayrıca günümüzde bu soy içi evliliklerin biyolojik zararlı etkileri bilindiği hâlde neden kuzenler arası evliliklerden kaçınılmadığı sorgulanmalıdır.</p>
<p>Antropolog Bronislaw Malinovski, ensest yasağının kültürel olduğunu belirtmektedir. Freud‟un, cinsel dürtülerin ergenlik öncesi ortaya çıktığını belirtmesine karşılık Malinowski, cinsel dürtülerin ergenlik sürecinde şekillendiğini ve önem kazandığını ileri sürmektedir (aktaran Kottak 422). Malinowski‟nin teorisi</p>
<p>ergenlik öncesindeki dürtülerin cinsellik içermediği yönündedir, ancak ergenlikle birlikte cinsel dürtülerin ortaya çıkması, çocuğun etrafında bulunan en yakınına yönelmesine yol açmaktadır. Bu da aile ilişkilerini ve üyelerin rol yapılarını bozabilmektedir. Örneğin, bir çocuğun annesiyle cinsel ilişki yaşayan babası gibi</p>
<p>davranması aile modelinin sarsılması demektir (Kottak 423). Ensest tabusuyla birlikte cinsel eğilim, aile ve akraba üyelerinin dışında kalan bireylere gösterilmiştir. Kottak, Malinowski‟nin teorisinin erkek kardeş-kız kardeş ensestini açıklamada yeterli olmadığı yorumunda bulunmuştur. Ancak aile modelinin sarsılması</p>
<p>noktasında bu teori mantıklı görünmektedir (423).</p>
<p>Burton, ensestin nedenlerini sorguladığı makalesinde ensest tabusunu şu şekilde açıklar: “Ensest tabusu, aile içi cinsel rekabet problemlerini çözmektedir ki eğer bu rekabet kontrol edilmezse, aile üyeleri birbirinden kopacaktır” (506). Ensest tabusu, toplumsal düzeni ve iletişimi sağladığı gibi aile içi düzeni de sağlamaktadır. Ayrıca Burton, küçük çocuğun belli bir olgunluğa gelene kadar ailesi tarafından korunması gerektiğine dikkat çekmektedir. Böylece küçük çocuk, ancak erginleştiğinde cinsler arası farklılığı görebilecek ve aile dışındaki karşı cinsten biriyle evlenmek isteyecektir.</p>
<p>Kottak, dış evlilik ve ensest yasağının toplumsal ve siyasal bir işlevi yerine getirirken aynı zamanda biyolojik olarak olumlu bir sonuç sağladığını dile getirmektedir. Kottak, ensest yasağı ile dış evliliği evrensel bileşim olarak değerlendirmekte ve şu sonuçlara varmaktadır:</p>
<p>1- Grubun ötesinde barışçı ilişkileri genişletir ve hısımlık ilişkileri ile bağlaşıklıklar kurar.</p>
<p>2- Genetik karışımı arttırır.</p>
<p>3- Toplumsal olarak yıkıcı çatışmalardan kaçınarak aile rollerini korur. (423)</p>
<p>Kottak‟ın dile getirdiği sonuçlar, ensest yasağının egzogami çerçevesinde işlevselliğini ve yararlarını gösterirken çok yönlü bir değerlendirmeyle konuya ilişkin önemli noktaları vurgulamaktadır.</p>
<p>Bu çalışmada ele alınacak olan halk anlatılarında incelenen ensest temasını tek boyutlu düşünmemek</p>
<p>gerekir. Buradaki “ensest teması” ifadesi, hem ensest ilişkileri hem de ensestöz bağlılıkları işaret etmektedir. Dolayısıyla ensest temasının yer aldığı halk anlatılarında ensest gerçekleşmese de ensestöz eğilimlerin görülmesi ve tarafların ensestten kaçınması da bu anlatıların incelememize konu olması için</p>
<p>yeterlidir. Nitekim bu bağlamda Jane M. Ford, Patriarchy and Incest from Shakespeare to Joyce (Shakespeare‟den Joyce‟a Ataerkillik ve Ensest) başlıklı çalışmasında “Ensest temasının atfedilebileceği edebiyat yapıtları, sadece gerçekleşmiş ensesti içerenler değildir; &#8230; [aile üyeleri] arasında, birbirleri ile uygun bir biçimde ilişkilenmeyi ve başkaları ile yaşanabilir bir ilişki kurabilmelerini sürekli olarak engelleyen anormal bağlılıkları içerenleri de kapsar” (aktaran Salman 1) diyerek edebî eleştiri çerçevesinde ensest temasının içerdiği anlamı bildirmektedir.</p>
<p>Feminist Maggie Humm, Feminist Edebiyat Eleştirisi‟nin “Psikanalitik Eleştiri” bölümünde feminist eleştiri ile psikanaliz arasındaki diyaloğun çeşitli nedenlerden ötürü önemli olduğunu belirtmektedir. Humm‟a göre ikisinin de üzerinde durduğu ve araştırdığı konuların hemen hemen aynı olduğu görülmektedir:</p>
<p>“Anne, baba ve çocuklar arasındaki ruhsal ilişkiler, cinsellik ve bunun ifadesi arasındaki ilişki, yazarlar ve okurlarca paylaşılan kimlik değişkenlikleri” (167). Humm, psikanalitik eleştirinin, feminist eleştirinin temelinde var olan “sosyal duyguların alanıyla, özel duyguların, yani bireysel olanın birbiriyle bağlantısı”nı net bir şekilde ifade ettiğini dile getirir (169). Ayrıca Humm ikisinin de metinlerin, şifreler içerip içermediğini ve günlük hayatta “söylenmemiş olanı” temsil edip etmediğini incelediğini söylerken benzer yöntemleri kullandığına dikkat çekmektedir (167). Bu çalışmada ensestin, günlük hayatta söylenmemiş olanı temsil edip etmediğinin incelenmesi noktasında her iki kuram da şüphesiz yol gösterici olacaktır.</p>
<p>Psikanalitik feminist eleştiri; yazar, okur ve metin odaklı eleştiri şeklinde ele alınacak olursa -ki Humm bunları yazarların güdülenmeleri, okurların bunlara verdiği tepkiler ve metnin gizlenmiş alanları olarak ele alır- bu çalışmanın metin üzerinden hareket edilerek yapılacağını belirtmek gerekir. Çünkü halk anlatılarının bilinen bir yazarı yoktur ve bu anlatılar anonim olarak değerlendirilmektedir.<br />
Tabii ki halk anlatılarının bir anlatıcısı vardır ve bu anlatıcının metne müdahaleleri söz konusudur, ancak birçok derleme çalışmasında bu anlatıcıların sadece isimleri belirtilmekte ve onlarla ilgili detaylı bilgilere rastlanmamaktadır. Bu nedenle anlatıcılar üzerinden bir eleştiride bulunmak yöntem açısından yerinde ve verimli olmayacaktır. Ayrıca sözlü kültür ürünü olarak değerlendirebileceğimiz halk anlatılarında okurun tepkisini tespit edebilmek mümkün değildir. Bilindiği üzere bu anlatılar sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Türkiye‟de başlatılan halk bilimi çalışmaları çerçevesinde de bilim insanlarınca anlatıların icra edildiği yerlerde kayda geçirilerek yazıya aktarılmıştır. Bu nedenle metin odaklı eleştiri yöntemini tercih</p>
<p>etmek daha sağlam sonuçlara ulaşmamızı sağlayacaktır.</p>
<p>Ele alınan halk edebiyatı metinlerinin incelenmesinde tamamen feminist kuramdan yararlanarak hareket etmek de mümkün değildir. Anonim ve sözlü olan halk edebiyatı ürünlerine feminist kuramın doğrudan uygulanmaması, feminist kuramın yaratıcısı tek ve belli olan yazılı metinler üzerinde uygulanması ile ilgilidir. Dolayısıyla bu çalışmada feminist edebiyat eleştirisinin bakış açısından yararlanılacak ve ensest teması bağlamında halk anlatılarından elde edilen veriler kadının toplumsal konumu açısından yorumlanacaktır.</p>
<p>Bu çalışmanın amacı ensest temasının yer aldığı Türkçe halk anlatılarını psikanalitik feminist bakış açısıyla</p>
<p>çözümlemek ve söz konusu temanın türler arasındaki kullanımına dikkat çekmektir. Tezin ilerleyen bölümlerinde ise bu bağlamda ortaya çıkan sorulara cevap aranacaktır: Baba, neden ensesti istemektedir?</p>
<p>Ensestten kaçan ve ensest yasağının bilincinde olan neden kadındır? Ensest yasağı, dolayısıyla egzogami neden kadın üzerinden işlemektedir? Ensesti isteyen kadınlar var mıdır?</p>
<p><strong>İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü<br />
HALK ANLATILARINDA ENSEST<br />
NEFİSE ABALI Türk Edebiyatı Disiplininde Yüksek Lisans Derecesi Kazanma Yükümlülüklerinin Parçasıdır TÜRK EDEBİYATI BÖLÜMÜ İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ankara Eylül 2011</strong></p>
<p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM: PSİKANALİZ, HALK ANLATILARI VE ENSEST </strong>bundan sonraki yazımız.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<div data-canvas-width="22.14290322580645"></div>
<div data-canvas-width="22.14290322580645"></div>
<div data-canvas-width="22.14290322580645">
<div id="pageContainer15" class="page" data-page-number="15" data-loaded="true">
<div class="textLayer"></div>
</div>
<div id="pageContainer21" class="page" data-page-number="21" data-loaded="true">
<div class="textLayer">
<div data-canvas-width="36.301451612903215"></div>
</div>
</div>
<div id="pageContainer22" class="page" data-page-number="22">
<div class="loadingIcon"></div>
</div>
<div id="pageContainer23" class="page" data-page-number="23">
<div class="loadingIcon"></div>
</div>
<div id="pageContainer24" class="page" data-page-number="24">
<div class="loadingIcon"></div>
</div>
<div id="pageContainer25" class="page" data-page-number="25">
<div class="loadingIcon"></div>
</div>
<div id="pageContainer26" class="page" data-page-number="26">
<div class="loadingIcon"></div>
</div>
<div id="pageContainer27" class="page" data-page-number="27"></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pedofilinin Klinik Özellikleri</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/bilim/sinirbilim/pedofili-ve-pedofiliye-dayali-ensest/pedofilinin-klinik-ozellikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 19:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pedofili ve Pedofiliye Dayalı Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[coabuser]]></category>
		<category><![CDATA[egodistonik]]></category>
		<category><![CDATA[ekshibisyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[fröttorizm]]></category>
		<category><![CDATA[impulsif]]></category>
		<category><![CDATA[Pedofili]]></category>
		<category><![CDATA[Pedofilinin Klinik Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[voyurizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=50719</guid>

					<description><![CDATA[Pedofili olgularının fantezilerinin genellikle benliğe yabancı (egodistonik) ve rahatsız edici olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle psikiyatri kliniklerine tedavi başvurusu yapmaları çok nadir olup, genellikle çocuğa cinsel taciz nedeniyle adli olaylar sonucu kliniklerde görülürler.[21] Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanların eylemlerinin nadir olarak impulsif bir cinsel eylem olarak ortaya çıktığı, büyük çoğunluğunun önceden planladığı gösterilmiştir. Bu kişilerin çoğunluğunun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pedofili olgularının fantezilerinin genellikle benliğe yabancı (egodistonik) ve rahatsız edici olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle psikiyatri kliniklerine tedavi başvurusu yapmaları çok nadir olup, genellikle çocuğa cinsel taciz nedeniyle adli olaylar sonucu kliniklerde görülürler.[21]<br />
Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanların eylemlerinin nadir olarak impulsif bir cinsel eylem olarak ortaya çıktığı, büyük çoğunluğunun önceden planladığı gösterilmiştir. Bu kişilerin çoğunluğunun istismar ettikleri çocukları önceden tanıdıkları, bu tanışıklık durumunu seçtikleri mağdura yakınlaşma ve onun istismarı için ortam hazırlamakta kullandıkları birçok bilimsel çalışmada saptanmıştır.[22] Eylemleriyle yüzleştirildiklerinde eylemi tipik olarak öğretme, çocuğun zevk aldığı, çocuğun teşvik ettiği gibi bahanelerle küçümseme ya da aklamaya çalışırlar.[23] ABD Adalet Bakanlığına bağlı çalışanlar karşılaştıkları pedofili olgularının savunma örüntülerini incelediklerinde; kullandıkları savunmaları genel olarak beş başlık altında toplamışlardır. Bunlar inkâr (&#8220;çocuğu kucaklamak suç mu? &#8221; vb.), küçümseme (&#8220;sadece bir kez oldu,&#8221; vb.), akla yatkın hale getirme (&#8220;erkek çocuklardan hoşlanan biriyim&#8221;, &#8220;çocuk sapığı değilim&#8221; vb.), uydurma (&#8220;araştırma projesi için kullanıyorum&#8221; vb.), saldırma (çocuğa, polise, doktora vb.) olarak belirlenmiştir.[20]<br />
Hastalığın süresinin genellikle çok uzun olduğu bilinmektedir.[24] Bu konuda yapılan çalışmalarda diğer cinsel saldırı yapan gruplarla karşılaştırıldığında pedofilik bireylerin daha büyük yaş grubunda oldukları, eylemlerin yapıldığı ortalama yaşların ise 40-70 yaş arası olduğu gösterilmiştir.[25] Pedofili hastalarında % 50-70 oranında diğer parafililer (sürtünmecilik (fröttorizm), teşhircilik (ekshibisyonizm), röntgencilik (voyurizm), sadizm) ektanı olarak bulunabilir. Cinsel eylem türü olarak ensest, ergenle veya zorla yapılan eylemlerde penetrasyon daha sık, bunun dışındaki durumlarda cinsel organa temas, okşama gibi eylemleri daha çok tercih ettikleri saptanmıştır.[22]<br />
Pedofili olgularının büyük çoğunluğunun erkek olduğu tespit edilmiştir. Çocuğa cinsel istismar yapanların içinde kadın oranı %1-6 oranında bildirilmiştir.[26] Abel ve Harlow, çocuklara cinsel istismarda bulunan 4007 kişinin incelenmesi sonucu sadece %1’inin kadın olduğunu tespit etmişler, ancak genel olarak kadınların bildiriminin düşük olması nedeniyle bu oranın gerçek oranı yansıtmadığını ifade etmişlerdir.[8,17] Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunan erkeklerin istismarının genellikle kız çocuğa yönelik olduğu, kadınların istismarının ise genellikle erkek çocuğa yönelik olduğu gösterilmiştir. Kadınlar genellikle bir erkekle birlikte ortak istismarcı (coabuser) olarak bulunmakta ve bazısı çocukla temasta bulunmayabilmektedir. Çocuğa cinsel istismarda bulunan kadınlar çalışmalarda cinsel istismarda bulunan kişi olarak sınıflanmakta olup, pedofili olarak sınıflanmamaktadır. Kadınlar tarafından istismarın daha az bildirilme nedenleri olarak çocuğu banyo yaptırma, üstünü değiştirme gibi normal bakım verme davranışı sırasında olduğu için anlaşılamaması, ergenlerle cinsel birliktelikte ergenlerin bunu istismar olarak değerlendirmeyip memnun olunacak bir şey olarak yorumlamaları olabileceği gösterilmektedir.[22] Kadınların uzun süreli cinsel uyarılma yaşamadıkları için pedofili hastası olamayacağı öne sürülmektedir. Kadınların erkek olgulara kıyasla daha genç yaş grubunda oldukları (22-33 yaş); daha fazla psikiyatrik hastalık bulunduğu, kişilik bozukluğu eşlik etme oranının da fazla olduğu saptanmıştır.[22]</p>
<p><strong>Pedofilinin Sınıflandırılması</strong> bundan sonraki konumuz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pedofili ve Ensest Farkındalık Ölçeği sunum İD Araştırma</title>
		<link>https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/sosyoloji-sosyal-psikoloji/pedofili-ve-ensest-farkindalik-olcegi-sunum-id-arastirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kamböre]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 13:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pedofili ve Pedofiliye Dayalı Ensest]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji/Sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Pedofili]]></category>
		<category><![CDATA[sapma]]></category>
		<category><![CDATA[Sunumumuzun linki haber başlangıcında verilmiştir.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imgazete.tr/yalova-cinarcik/?p=48435</guid>

					<description><![CDATA[https://docs.google.com/presentation/d/1Wc09eXM0iKPI6hDzXU-um3A86Yw78JxVSY675GhozrA/edit?fbclid=IwAR1Xh3iz9Zy7OgpNnyJFlceqo1unKZaElm8z4EBD6rjP91L7lnA4ho5DX-Q#slide=id.g6181db53d0_0_0 Tarihin nerdeyse bilinen bütün çağlarında ve coğrafyanın ulaşılabilen her kültürel noktasında ensest ve pedofili kadar hem ısrarla görülen hem de o denli yoğun bir tepkiyle kınanan bir başka konu bulmak gerçekten çok zordur. O kadar ki söz konusu durumun, hukuk ve kolluk açısından suçla, tıp açısından hastalıkla, etik açısından sapmayla, toplumsal duygu açısından nefretle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="t3-content" class="t3-content col-xs-12 col-sm-8 col-sm-push-4 col-md-9 col-md-push-3">
<div class="item-page clearfix">
<article>
<section class="article-content clearfix"><a href="https://docs.google.com/presentation/d/1Wc09eXM0iKPI6hDzXU-um3A86Yw78JxVSY675GhozrA/edit?fbclid=IwAR1Xh3iz9Zy7OgpNnyJFlceqo1unKZaElm8z4EBD6rjP91L7lnA4ho5DX-Q#slide=id.g6181db53d0_0_0">https://docs.google.com/presentation/d/1Wc09eXM0iKPI6hDzXU-um3A86Yw78JxVSY675GhozrA/edit?fbclid=IwAR1Xh3iz9Zy7OgpNnyJFlceqo1unKZaElm8z4EBD6rjP91L7lnA4ho5DX-Q#slide=id.g6181db53d0_0_0</a></p>
<p>Tarihin nerdeyse bilinen bütün çağlarında ve coğrafyanın ulaşılabilen her kültürel noktasında ensest ve pedofili kadar hem ısrarla görülen hem de o denli yoğun bir tepkiyle kınanan bir başka konu bulmak gerçekten çok zordur.</p>
<p>O kadar ki söz konusu durumun, hukuk ve kolluk açısından suçla, tıp açısından hastalıkla, etik açısından sapmayla, toplumsal duygu açısından nefretle özdeşleştirilmesi, aslında serinkanlı, nesnel bir durum saptamasını da son derece güçleştirmektedir.</p>
<p>Bunun nedeni, sorunla, birinci dereceden ilgili toplumsal aktörlerin( ister mağdur olsunlar isterse fail) kendilerine dönük utandırıcı ve yargılayıcı değerlendirmelerden kaçmak isterken suskunluğa gömülmesidir. Bu da araştırmacıların doğru bilgiye erişmesine engel oluşturmakta, olgunun ne ve neden olduğunu, sonuçlarını, bu sonuçların türevlerini anlamasına set çekmektedir.</p>
<p>Kronikleşen suskunluksa, önünde sonunda tıbbî, yasal, toplumsal, bilişsel önlemlerin gecikmesine, çözüm odaklı kurumsallaşmanın aksamasına yol açmaktadır.</p>
<p>Oysa bu türden araştırmaların gerçeğe ulaşması, konuyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili bütün toplumsal aktörlerin yararınadır. Her şey bir yana bakış açısının çeşitlenmesi sayesinde toplumda nesnel değerlendirme gücünün artması başlı başına bir kazanımdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><strong>Sunumumuzun linki haber başlangıcında verilmiştir.</strong><figcaption><strong><br />
</strong></figcaption></figure>
</div>
<p>Sunulan çalışmada pedofili ve ensest nedir, kamuoyu neyle, nasıl bir sorunla karşı karşıya olduğunu düşünmektedir? Hem çok boyutlu hem geniş ve girift olan disiplinler arası alanın, öncelikle hangi açılardan ele alınması gerektiğini düşünmektedir?</p>
<p><strong>Genel Değerlendirme: Antropoloji “ Toplumlar birbirine neden benzer ve neden benzemez?” diye sorar. Sosyoloji ise benzeyen gereksinimlerimizi benzer kısıtlar karşısında gidermeye çabaladığımız için benzediğimizi çünkü hepimizin tarihin bir özeti ve kültürün bir sentezi olduğumuzu belirtir.</strong></p>
<p><strong>Buna karşılık farklı deneyimlerden gelmenin yorumları ve çözümleri farklılaştırdığını gösterir bize&#8230; Bu, normun ne olduğunu tanımlamaya çalıştığımız zaman olduğu kadar patolojinin ne olduğunu kavramaya ve dizginlemeye çalıştığımız zaman bile böyledir.</strong></p>
<p><strong>Mademki yıllardır cinsiyetin de biyolojik olduğu gibi öğrenilen toplumsal bir yanı olduğunu söylüyoruz öyleyse tanımlarımızla, tedavi yöntemlerimizin de çeşitlilik gösterebileceğini ancak hep ortak insanı bir yanı da koruyacağını peşinen kabul ediyoruz demektir. Kısaca toplumsal cinsiyet kimliklerine verilen roller, bir yandan sosyo-ekonomik yapılar bağlamında öte yandan kültür havzaları ölçeğinde, coğrafyada çeşitlilik arz edecek. Bu belki neyin hastalık sayıldığını değiştirmeyecek( insanın bir evrensel özü olduğunu söyleyenler haklıysa) ancak ondaki vurguyu, ağırlık merkezini çeşitlendirecek.</strong></p>
<p><strong>Kabul etmek gerekir ki göçebe- çobanlıkla birlikte sosyo-ekonomik olarak; tek tanrılı dinlerle birlikte de kültürel olarak erillik vurgusuna verilen önem eskiye kıyasla yerleşti. Bu, beraberinde, aydınlanmanın değerlerine kadar fetih davranışını olumlayan bir değer de getirdi. Erilliğin “ iktidar” sözcüğüyle özdeşleştirilmesi bile başka özneler üzerinde nesneleştirme, kendi konumuna kimi sahiplik hakları atfetme, hiyerarşik ilişki kurma ve bunu esas olarak önce fiziksel güce bağlama eğilimlerini getirmiştir. O halde, üstünlük kaba gücün fetih becerisi ve nesneleştirme hakkındadır gizil tanımı alttan alta birçok kültürün uzun soluklu anlayışıdır. Onun talebinin sınırsızlığı gizli olarak meşru sayılır, hoş görülür. Kuşku yoktur ki her kültürün çelişik değer yargıları vardır.</strong></p>
<p><strong>Söz konusu hak alanının gelip dayandığı nokta da bazen gerçekten yürek sızlatıcıdır. Çocuk masumiyettir, tabudur, bir başka değere göre ama çocuk kimdir ki? Eğer pek çok uygarlıkta yüzyıllarca pek çok kız çocuk için altı, dokuz gibi yaşlar meşru, nizamî evlilik yaşı sayılmışsa, zaten kölelik “ eşyanın insan hakları olamayacağı temel çıkarımını getiriyorsa yenilmiş topluluğun kızları gibi oğullarıyla da başlayan bu sürecin nerede duracağını kim bilebilir. Benzer toplumsal durumlar yeni çağrışım zincirlerinin kurulmasını tetikler. Eğer insanın insanı nesneleştirmesinin her türlüsünün üzerine hep birlikte kararlılıkla ve ödünsüz gidilmesini sağlayan yeni bir kültür tesis edilemezse bu sorunlar asla önlenemez. İnsan değerlidir ve irade sahibi canlılar kendileri ile bedenlerinden başlayarak geleceğin şekillenmesindeki kararlara katılım hakkına haizdir.</strong></p>
<p><strong>Bu ilke herkesin güvencesidir.</strong></p>
</section>
<p><a class="hasTooltip" title="" href="https://imgazete.com.tr/sosyal/108-imgezete-genel/392-3-ya%C5%9F%C4%B1ndaki-k%C4%B1z-%C3%A7ocu%C4%9Funu-s%C3%BCnnet-eden-anneye-11-y%C4%B1l-hapis.html" rel="next" aria-label="Sonraki makale: 3 yaşındaki kız çocuğunu sünnet eden anneye 11 yıl hapis!!!" data-original-title="3 yaşındaki kız çocuğunu sünnet eden anneye 11 yıl hapis!!!"> </a></p>
</article>
</div>
</div>
<div class="t3-sidebar t3-sidebar-left col-xs-12 col-sm-4 col-sm-pull-8 col-md-3 col-md-pull-9 ">
<div id="Mod16" class="t3-module module "></div>
<div id="Mod344" class="t3-module module "></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!-- WP Optimize page cache - https://getwpo.com - page NOT cached -->
