Birincil önleme tedbirleri geliştirilmesi sürecinde pedofilik eğilimin gelişmesine yol açan faktörlerin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Literatürde çocuklara cinsel istismarda bulunan kişileri inceleyen çok sayıda çalışma ve teori bulunmaktadır.[36] Son zamanlarda biyolojik, psikolojik ve kişilerarası ilişkileri içeren birçok faktörün pedofilik eğilimin ortaya çıkmasına yol açabileceğini belirten teoriler geliştirilmiştir.[37,38] Örneğin bir yaklaşımda pedofilinin heteroseksüel ya da homoseksüel cinsel kimlik üzerine gelişen bir durum olmayıp kendisinin özel kategoride bir cinsel yönelim olabileceği ileri sürülmektedir. Bu teoriler; bireylerin mi pedofilik olmayı seçtikleri?, yoksa böyle mi doğdukları?, eğer bu eğilimle doğdularsa
herhangi bir tedavi yöntemi bu bireyleri normal erişkin cinsel yönelime döndürebilir mi? gibi sorulara yanıt aranmasına yol açmıştır.[22] Bazı teoriler pedofilik eğilimin ortaya çıkmasında gelişimsel, ailesel ve çevresel faktörlerin etkileşimini göz önüne almak gerektiğine vurgu yapmıştır.[39,40] Bütün olarak ele alındığında pedofilik eğilimin gelişiminde birçok faktörün etkili olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu konuda çok sayıda teori ve araştırma bulunmasına karşın henüz hangi risk faktörlerinin daha önemli olduğu veya
bu faktörlerin nasıl etkileştiğine dair yeterli deneysel veriler bulunmamaktadır.[36] Bu konuda yapılan çalışmalar ve teoriler aşağıdaki başlıklarla özetlenebilir.
a) Biyolojik Yatkınlık
Deneysel verilere gore; bazı aday genler hem normal cinsel davranışların ortaya çıkmasında hem de cinsel davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında rol oynamaktadır.[41] Miller ve arkadaşları, erkeklerin dopamin
D2 ve D1 reseptör allelleri ile ilk cinsel ilişkide bulundukları yaş arasında bir bağıntı olduğunu belirlemişlerdir. Bu bulgunun dopaminerjik reseptörlerin erkek cinsel davranışlarının hem hazırlanma hem de doyum fazında büyük rol oynadığına işaret ettiğini bildirmişlerdir.[42] Comings, Tourette sendromu olan olgular ve akrabalarında yapılan çalışmaları temel alarak cinsel davranışın gelişmesinde genetik faktörlerin rolünü değerlendirmiştir. Bu çalışmada parafilik davranışların Tourette sendromu ile çok yaygın olarak birlikte görülmemesine rağmen, Gts genlerinin yüklülüğü ile parafilik davranışlar arasında pozitif bir bağıntı saptandığı bildirilmiştir. Comings’e göre cinsel isteğin şiddeti, cinsel yönelim ve pedofilik ve diğer parafilik durumların gelişiminde kişinin genetik yükü belirleyici rol oynamaktadır. Bu görüşe göre pedofili genetik olarak belirlenen “ödül eksikliği sendromu”nun (reward deficiency syndrome) fenotipik belirtilerine benzemektedir. Cinsel dürtü ve davranışların çocuğa yöneltilmesi “doğal olmayan bir ödülün
kötüye kullanımı”nın (abusing an unnatural reward) bir türüne uymaktadır.[43]
Blanchard ve arkadaşları, çalışmalarında pedofilik bireylerin annelerinde kontrollere kıyasla daha fazla psikiyatrik tedavi alma öyküsü bulunduğunu saptamışlardır. Bu bulguyu ise pedofili gelişmesi için genetik geçiş ya da eğilim olabileceği, ancak çevresel faktörlerin etkisinin dışlanamayacağı şeklinde yorumlamışlardır.[9]
Nöropsikiyatrik Farklılıklar ve Nöroanatomik Teoriler bundan sonraki yazı.







