Cerrahi Kastrasyon
Cerrahi kastrasyonun (orşidektomi: testislerin alınması) tekrar eylemde bulunma sıklığını %2 ile %5 oranına indirerek kesin olarak azalttığı, tekrarlayıcı eylemlerde bulunan pedofilik bireylerde bile etkili olduğu gösterilmiştir.[85] Ancak cerrahi kastrasyon uygulanmış erkeklerin üçte birinin operasyon
sonrası cinsel ilişki yaşayabildiği saptanmıştır. Bu nedenle empotans yaratmadaki gücü yeterli bulunmamakta, dışarıdan testesteron alınarak cinsel istekte artış ve tekrar eylemde bulunma riski taşımaktadır.[86] Cerrahi kastrasyon ilk olarak 1892 yılında hiperseksüel davranışların tedavisi için
İsviçre’de uygulanmaya başlanmış olup, 1970 yıllarına kadar birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de kullanılan bir yöntem olmuştur. Şimdilerde Avrupa’da sadece Almanya’da ve ABD’nin bazı eyaletlerinde (California, Florida, Iowa, Louisiana ve Teksas) uygulanmaya devam etmektedir.[81]
Schmucker ve Lösel [87] pedofilikler ve diğer cinsel saldırıda bulunan bireylerin tedavisini inceledikleri geniş kapsamlı meta-analiz sonucunda; kimyasal kastrasyon ve cerrahi kastrasyon sonrası, olguların üçte birinde hem genel hem de şiddet içeren eylemde bulunma oranlarında azalma olduğunu belirtmişlerdir. Bu analizde cerrahi kastrasyonun tekrar eylemde bulunma sıklığını azaltmada etkili olduğunu, ancak cerrahi kastrasyon uygulanan bireylerin on yıl ve daha uzun süreli izlem sonuçlarında sadece %5’inin tekrar eylemde bulunmadıklarının tespit edildiğini belirttiler. Bu metaanalizde kimyasal kastrasyonun cerrahi kastrasyona üstünlüğünün geri dönülebilir olması olduğu, başka bir üstünlüğünün uzun dönemde bulunmadığı belirtilmiştir.[87]
Kimyasal Kastrasyon
Cinsel isteği azaltmak için kullanılan antiandrojen ilaçlar pedofili olgularındaki patolojik düzeyde olan cinsel takıntının yoğunluğunu azaltıp, bireyin kendini kontrol etmesine yardımcı olabilmektedir.
Patolojik düzeyde olan cinsel takıntının yoğunluğuna müdahale edilmezse olgular buna yenik düşüp eylemde bulunabilirler. Libidonun azalması psikoterapiye cevabın artması açısından da önemli bulunmuştur.
Hormon tedavisinin geliştirilmesi sonucunda kimyasal kastrasyon adı verilen erkeklerde libidoya etkisi olan testesteron düzeyini düşürmek, bu yolla cinsel eylem sıklığını azaltmak konusu son yıllarda önem kazanmıştır. Kimyasal kastrasyonun cerrahi kastrasyona kıyasla geri döndürülebilir olma avantajı vardır. Ancak hormonal tedavilerin ciddi yan etkileri, tedaviyi devam ettirme, bırakma zorlukları gibi birçok olumsuz yönü bulunmaktadır. Uygulama sırasında klinik takip, ciddi izlem kayıtları ve sonlandırılması için psikiyatrik değerlendirme gerektirir.
Diğer bir olumsuz yön ise tedavi bırakıldıktan sonra hem testesteron düzeylerinde ciddi bir artış hem de tekrar eylemde bulunma oranlarında rebound şeklinde bir artış ortaya çıkmasıdır. Diğer bazı farmakolojik ajanlarında etkili olduğuna dair çalışmalar bulunmakta, ancak bunların eylemde bulunma sıklığını azaltma etkileri ile ilgili kontrollü çalışmalar bulunmamaktadır[88]
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (Food and Drug Administration-FDA) tarafından onaylanmamış olmasına rağmen medroxyprogesterone acetate (MPA) ABD’de cinsel dürtü ve fantezileri azaltmak amacıyla çok yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.[89] Benzer şekilde ciproteron asetat Kanada ve Avrupa’da aynı amaçla kullanılmaktadır.[90] Son yıllarda testesteron düzeyini düşürmek için başta flutamid ve nilutamid gibi antiandrojenler, triptorelin gibi GnRH analogları ve leuprolid asetat ve goserelin gibi LH agonistleri
olmak üzere diğer birçok ilaç kullanıma girmeye başlamıştır.[80]
Kastrasyon ve Önleme Yasaları bundan sonraki yazımız.







