
ya gülmeyi reddedeceğim
ya kırışıkları kabulleneceğim
göz iyileşir
bakmayı öğreneceğim,,,
Grotesk figür diye ikinci yenicilerden sevgili Nilgün Marmara’dan bahsedildiğinde kanım çekiliyor gibi hissettim demiştim, ısrarla hatırlamalıyım diye zorluyorum kendimi. Grotesk ne olabilir, hatırlıyorum.
Unuttukların vardır hatırlamalısın. Yaralar kabuk tuttu.
Evet kabuğa da yazmıştın, kana daha fazla kana ısır kabukları nasıra dönüşsün.
Acı sonsuz değil, hatırlayacaksın.
Tamam anlıyorum diye konuşuyor içsesim ve demirin kaynamasını da yazdığımı hatırlıyorum. Nezaketli davranmayı bırak, korkak zannediyorlar sonra diye konuşmaya başlıyorum.
Sıyır artık şu perdeyi! Bir pencere aç resme!
Dön gerçekliğine. Sev geçmişi de, kabul teslim ol seviye.
Belki de hazırlıktı hepsi, serüven yeni başlıyordur, aç kollarını hayat gelsin bildiği gibi de. Saçlar da kırışır gözler de alışır.
Evet, Gerçeküstücü resim hep ilgimi çekmişti eskiden beri. Gelelim resme,
gerçeküstücü René Magritte’in bu unutulmaz tablosu Gustav Klimt’in Öpücük tablosundaki erotik ve romantik sahnesinden farklı olarak yüzleri beyaz bir bezle kaplı, belirsiz bir ortama kilitlenmiş ve
gerçekten iletişim kuramayan veya dokunamayan iki figürü tarih sahnesine çıkarmasıyla biliniyor.
Resme tüm etkisini veren bu kumaş, iki figürü sonsuza kadar ayrı tutuyor ve bu imajı yücelten gizemli bir atmosfer yaratıyor. Odanın boyanma şekli ise cesur ve renkler gölge sağlıyor ayrıca resme perspektif verecek bir pencere olmayışı da dikkat çekici.






